Asikurtlar©

BİR MİLLETİN GELECEĞİNİN TEMİNATI

BİR MİLLETİN GELECEĞİNİN TEMİNATI
04 Ekim 2015 - 12:43 'de eklendi ve 489 kez görüntülendi.

Geleceğimizin teminatı olan gençlerimiz…
Gururumuz, sevincimiz belki de en büyük derdimiz…

Yozlaştırma ve ifsat projeleri gençlerimize güzel gösterilerek, gençlerimiz İslam’dan ve milli kimliğinden uzaklaştırılması.
Fuhşun ve şehvetin esiri haline getirilmesiyle başlayan bir dönem.

Uyuşturucunun müptelası edilmesi, uyuşturucu kullanımının ilkokullara kadar inmesi. Bu büyük problem daha nasıl ifade edilebilir ki?

Batılılar, Türk İslam toplumunu kendine benzetmek için dejenere etmiş ve bu yozlaştırma faaliyetlerine değişik isimler adı altında devam etmektedir.

Son zamanlar da yozlaşmanın bilinçli bir şekilde artırıldığı ve toplumumuzun ahlaki çöküntüsünün hızlandırıldığı görülmektedir.
Örneğin uyuşturucu ve içki kullanımı yaygınlaştırılmış, hatta uyuşturucu kullanım yaşı ilkokula kadar indirilmiş, gayri meşru ilişkiler lise gençliğinin arasına sokulmuş, basın yayında iğrençlikler sürekli işlenerek toplum içerisinde doğal bir halmiş gibi algılanmasına çalışılmıştır.
Kadınlara daha fazla özgürlük, gençliğe ve çocuklara daha serbest bir hayat adı altında kutsal aile müessesesi dağıtılmaya çalışılmaktadır. Yozlaşmanın Türk İslam toplumlarında yüzyılları aşan bir tarihi olmakla beraber, günümüz de hala Batı kaynaklı düşünen kadrolar tarafından devam ettirildiği ve fesadın yaygınlaştırılmaya çalışıldığı da aşikârdır.

Batı’yı kıble edinen kadrolarında bugüne kadar Batının bilimini gerçek manada sahiplendikleri görülmemiş ancak inançsızlığı, yozlaşmayı, toplumsal ifsadı yaygınlaştırmaya çalıştıklarına şahit olunmuştur.
Çocuklarımızın ruhunu tevhit nuru ile aydınlatmak; kalplerini Türklük şuuru ile doldurmak, maziden aldığını atiye taşıyabilmesi için ilim ile donatmak gecelerin karanlığını yırtarak nurlu sabahlara erişebilmesini sağlamak için ümit şırınga etmek tarihin şeref sahnelerini asil bir milletin güzide evladı olduğunu beynine nakşetmek devletin ve milli eğitimin asli vazifesidir.
Mehmet Akif gökten inmedi. Necip Fazılı Bilge Kağan göndermedi. Peki, bunlar nasıl yetişti? Bunlar Türk dehasının ürünü.
Bu millet ulviyetin, faziletin, hürriyetin, irfanın sanatın, cesaretin timsali Bilge Kağanları, Alper Tungaları, Kaşgarlı Mahmutları daha nicelerinin yetiştirmiştir.

Bu millet size öyle bir yurt aldım ki ebediyen bizim olacaktır diyen Alparslanları yetiştirmiştir.
Bu millet aşiretten bir cihan devleti kuracak kabiliyetteki Osman Gaziyi yetişirmiştir. Bu millet dağlardan gemi yürütüp peygamber müjdesine nail olan Fatihi yetiştirmiştir.

Dün gemileri dağlara tırmandıran, denizleri göl eden, yaylaları ayaklara kapandırıp secde ettiren vatanının sınırlarını Hint okyanusundan Viyana’ya taşıyan Türk; yarın yine ufuklara nurlu sabahlara koşturacaktır atını.
Bunu başarmak için yeni nesli iyi bir eğitimden geçirmenin şart olduğunu kabul etmek gerekir.
Kararmış kalplere ışık, hasta beyinlere şifa bunalmış gönüllere ümit, mecalsiz bedene kuvvet artık şart olmuştur.
Bugünkü gençlerin durumu modern insan kılıfıyla ruhsuz, sevgisiz, şuursuz, ahlaksız ve kimliksiz insan yetiştiren bozuk zihniyetin yarış atına, bindiğimizin delilidir.

Şahsiyeti ve milli kimliğe sahip insanın yetişmesi mutlaka ve mutlaka Türk dilinin gerçek manada öğretimi ile yakından ilgilidir.
Milletlerin birbirlerine üstünlük sağlama mücadelesi hiç eksik olmamıştır. Her milletin cihan hâkimiyeti mefkûresi vardır.
Ebetteki tarihe şan veren büyük Türk milletinin de cihana hâkim olma mefkûresi olacaktır. Ve böyle bir ideal eskiden beri mevcuttur.
Velhasıl başka milletlere iktisadi üstünlükten evvel kültür üstünlüğünü sağlamak şarttır. Çünkü iktisadi üstünlüğü yerleştiren olgu kültürdür. Kültürü zayıf bir millet iktisadi üstünlüğü sağlamış olsa bile ayakta duramaz, tutunamaz.
Kültür, insanı ayakta tutan omurga gibi milleti ayakta tutan dinamiktir. Kültürü nakleden vasıta da dildir.

Velhasıl çocuğumuz Türk gibi düşünmeli, Türkçe konuşmalı, Türk ve Müslüman gibi yaşamalıdır. Çocuğumuza Türkün karakteristik özelliklerini kavratmalıyız. Tarihimizi öğretmeliyiz ki maziden ilham alarak atiye gidebilsin.
Zamanımızda akıllı cep telefonları, internet kafeler ve televizyon arasında mekik dokuyan, alışveriş merkezleri ve kahvelerden çıkmayan, kitap okumaya vakit bulamayan bir nesil boy gösteriyor. Maalesef başıboş ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmeyen yeni nesillerde milli manevi bir çöküş gözleniyor.
Evet, maalesef tehlike çok büyük ve yakındır. Çocuklarımızın kimlerle ne yaptığına bakmaz ve yanlış yolda gitmelerine ses çıkarmaz isek, ilerde telafi edilemez sıkıntılarla toplum olarak karşı karşıya kalabiliriz. Bir nesil sonra İslam ve İslam ahlakından uzak aslından, ceddinden bir haber, kültür tanımına uymayan haller, velhasıl; seküler, materyalist anlayışla yetişen nesiller, kendi dinleri, dilleri, kültürleri ve toplumlarına aşırı bir kin ve düşmanlık duyacaklardır.

Toplum olarak bizlerde bu gidişe umursamaz davrandık. Şimdi neslimizin daha fazla yozlaşmadan inanç, gelenek ve medeniyetimizden, milli kimliğinden uzaklaşmadan, ebeveynler ve toplum olarak elimizi taşın altına koymalıyız. Bunu yapmaz isek ilerde çok pişman olacağız ancak son pişmanlık fayda vermeyecektir.
Selam ve dua ile…

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER