SON DAKİKA

Trump Ve Almanya

Gündem Yazıları

BEDAVA ÜLKÜCÜLÜK

Gündem Yazıları

KADER MAHKÛMLARINA AF

KÖŞE YAZILARI

Bir gün diyecekler ki ‘PKK bize kumpas kurdu

Bu haber 07 Aralık 2014 - 17:03 'de eklendi ve 23 kez görüntülendi.

Hani Seyit Rıza’yı affetmekten bahsedenler, bebek katiline de sırayı getirecekler diyoruz ya, başka bir durum daha var. Tayyip, Atatürk dönemiyle başka bir konuda daha yarışıyor aklı sıra. O da, ‘ben teröristle canını yakmadan anlaşacağım’ masalı.
Cumhuriyetin ilk döneminde isyan hadisesini müthiş zekası ile böyle çözmüş hazret. Tunceli’de dönemin 56 aşiretinden altısının isyanı önlenmiştir. Seyit Rıza’nın başında olduğu teröristler diğer 50 aşiretinin malını mülkünü yağmalıyor, kadınını kızını dağa kaldırıyordu. Çoluk çocuğunu da öldürüyordu.
Bugün ‘Seyit Rıza Tunceli’nin geçmişidir’ demek Tuncelilere hakarettir. Aynı PKK ve HDP’yi ‘Kürtleri temsil ediyor’ şeklinde gösterme yanlışlığı gibi.
O dönem Atatürk Tunceli’de ne olup bittiğini anlamak için, çeşitli raporlar hazırlattı. Hemen hepsinin ortak noktası Seyit Rıza’ya bağlı aşiretlerin can, mal güvenliğini ortadan kaldırdığı yönündeydi. Halk fakirdi. Bu da gayet normal bir durum, henüz devletini ilan edeli yeni olmuş.
Toprak reformu yapılarak, köylüye toprak dağıtıldı. O sırada Elazığ’a bağlı olan Dersim aşiretleri ile görüşüldü. Yapılması gereken ne varsa yapıldı. Karşılığında, Seyit Rıza devletin toprak dağıttığı köylünün elindeki toprağa el koydu, bölge gelişsin diye açılacak olan Singeç Köprüsündeki askerler öldürüldü.
‘Nush ile uslanmayanın hakkı kötektir.’ Nokta. Devlet otoritesinin sağlanması için isyan edenin kimliğine, inancına bakılmaz. ‘Dersim’ adı 25 Aralık 1935’de ‘Tunceli kanunu’ ile değiştirildi. Bizzat Atatürk tarafından. O bakımdan Tunceli adına ‘Dersim’ denmesi yanlış. CHP liderinin ‘Dersimliyim’ demesi, Seyit Rıza isyanına göndermeden başka bir şey değil.
Seyit Rıza isyanında devletin yapması gerekeni yaptığı o dönemden özür dilenerek, günümüz PKK teröristlerine selam çakılmakta. Hayırlı bir yol değil velhasıl. Kılıçdaroğlu aklına başına almaz, bir ileri bir geri yaparsa, CHP’nin ruhuna Fatiha okutup lokma döktürürler yakında.
AKP iktidarı ise PKK ile halvet olmanın sarhoşluğu içinde. Ne olup bittiğini bilen yok. ABD kontrolünde yürüyen, batının kolaylaştırıcılık yaptığı açılımın sonunda ülkenin bütün olarak kalacağını söylüyorlar. PKK ise haliyle rahat durmuyor. İktidar ayağını sürüdüğünde, vatan evlatlarını şehit ediyor, kendi mahkemesini kurup insanları yargılıyor.
Neticeye gelirsek iktidar bir gün PKK’ya vermede tıkanırsa ya da işin sonu özerkliğe dayanırsa diyecek ki “aldatıldık.” Cemaat tarafından aldatıldığını öne sürenler yalan söylüyor. Her ne yaptılarsa birlikte yapıldı. Şimdi safrayı onlara yüklüyorlar.
Muhtemeldir ki cemaatle iktidarı kafa kafaya tokuşturanlar için her ikisinde kullanım süresi sona erdi. Sırayla tıraşlanacaklar.
***
ERDOĞAN’IN SEÇİM STRATEJİLERİNİ BELİRLEYEN EL HANGİ DERİN YAPI?
Hemen lâf arasında önemli bir konuyu daha söyleyeyim. Erdoğan’ın konuşmaları içine bazı kelimeleri kim ustalıkla yerleştiriyorsa oldukça başarılı. hatırlarsanız
Cumhurbaşkanlığı seçiminde Selahattin Demirtaş için ‘Zaza’ demişti. Anlamı, ‘Demirtaş Kürt değil, Türkmen. CHP içindeki İhsanoğlu’ndan memnun olmayanlar BDP’ye atabilir.’ O strateji %4 oranında başarıldı.
Erdoğan’a verilmeyecek oyun, Demirtaş’a kaydırılması Erdoğan’ın kıl payı kazanmasını sağladı. Demirtaş, CHP oylarının bir kısmını almamış, ‘çatı’ cephesinde memnuniyetsizler oluşturulmamış olsaydı, Erdoğan ilk turda kazanamayacaktı.
Demek istediğim, Türk Milletinin milli iradesini yönlendiren derin yapı AKP’li stratejistlerden oluşuyor demek pek akılcı değil. Onlarda öyle akıl olsa, saray yapılmasının yanlışlığı konusunda Erdoğan’ı ikna eder, kadehe bir işçi ücreti ödenmesinin nasıl infiale yol açacağını söylerlerdi.
***
‘SOKAK HAYVANI’ DİYE BİR TÜR YOK
Epeydir e-postalar alıyorum. Ülkücüler sadece siyasi konularla mı ilgili, meselâ ‘sokak hayvanları ile ilgili hangi girişimlerde bulunuyorlar?’ diye. Hemen her gün binlerce insan vahşice katledilip, insanlarımız açlığın pençesinde kıvranırken şimdi sırası mı diye düşünen olabilir. Oysa kültürümüz, inancımız çevremizdeki hayvanlara iyi davranmamızı gerektiriyor.
Camilerde kuşlar için özel bölmeleri yapmış atalarımız. Kurbanı keserken diğer kurbanın görmemesi gereken incelik nerede, insanları yan yana dizip boğazlayan caniler nerede? (Hafiften siyaset oldu ama..)
Neyse efendim, hayvanlarında hakkı var. Ülkemizde bu işle uğraşan kuruluşlar var. Adı önemli değil, birkaç gün önce o hayvana hakları koruyucu dernek, fokların avlanmasının yanlış olduğunu anlattı meselâ.Yüce dinimiz yeme içme, güvenlik, giyinme şeklinde insanın fiziki ihtiyacı olmadığı sürece ava hoş bakmaz. Birçok hayvanın henüz canlı iken kürkünün çıkarılıp, can çekişirken öylece bıraktığı gerçeği elbette para kazanma hırsı ve vahşi kapitalizmin getirisi. Kürklere binlerce dolar ödeyenlerin durumu sadece daha şık görünmekten ibaret. İhtiyaç değil.
Sokaklarda başıboş dolaşan, aç kalan, hastalanan, ezilen, kötü muameleyle karşılaşan o hayvanlara ‘sokak hayvanı’ gibi kavrama hapsetmek yanlış.
Bilhassa büyük şehirlerde, binlerce aracın, beton yığınının arasında dolaşan o hayvanlar yerel yönetimlerin düzgün barınaklarına konmalı. Tabii, Hitlervari uygulama değil söylemek istediğim. HAYTAP gibi hayvan dostu olduğunu iddia eden kuruluşlarda orada devreye girmeli. Gerçekten şimdi adları var kendileri yok o kuruluşların, zaman zaman ortaya çıkıp bol keseden atmalarının sokaklarda yaşam mücadelesi veren o zavallılara zerre faydası yok.

Neval KAVCAR

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.