Asikurtlar©

Binali Yıldırım’ın da miadı doluyor

Binali Yıldırım’ın da miadı doluyor
23 Kasım 2016 - 4:00 'de eklendi ve 8820 kez görüntülendi.

BUNU YAZMAK GEREK

Bu köşede dün “Bir daha saraya sormadan işe kalkışmayın” başlıklı yazımda hükümetin saraya danışmadan bir yasa çıkarmaya kalktığını ve eline yüzüne bulaştırdığını anlatmıştım.
Çocuklara yönelik cinsel istismarda bulunanlara af çıkarmaya çalışan iktidara karşı ilk tepki Cumhurbaşkanının kızı Sümeyya Bayraktar’dan gelmişti.

Bu belli ki aslında sarayın tepkisiydi. Cumhurbaşkanı bu kez “ayıp olmasın, durup dururken başbakanı zora sokmayayım” diye düşünmüştü herhalde ve uyarıyı kızı üzerinden yapmayı tercih etmişti.

Ancak başbakan mesajı alamadı Sümeyye Hanım’ın uyarısına rağmen “Geri adım yok, yasa böyle geçecek” diye bir de demeç patlattı.

Böylelikle saray çaresiz kaldı. Erdoğan gece yarısına doğru Anadolu Ajansı’nı çağırdı, yeni yasa ile ilgili kamuoyunun vicdanında tartışma yaşandığını belirterek “Bir kere daha görüşülmesinde fayda umuyorum” açıklamasını yaptı.

Bu saray tarafından hükümetin istiskal edilmesi anlamına gelir.

Başbakan ve Adalet Bakanı’nın “asla geri adım atmayız, kimse bu konuyu istismar etmeye kalkmasın, toplumsal bir yarayı sarıyoruz” açıklamalarına rağmen Erdoğan’ın “olmadı, değiştirin bunu” demesi hükümetin “saraydan talimatlı olmayan” hiçbir konuda adım atamayacağının açıkça ilanıdır. Nitekim tam tahmin ettiğimiz gibi oldu.

Saray gece yarısı açıklama yaptı, hükümet başkanı sabah ayağının tozuyla kameraların karşısına çıktı ve “tasarıyı komisyona geri çekiyoruz” dedi.

Tesadüfen televizyon açıktı ve Binali Yıldırım’ı canlı yayında izledim. Yüz ifadesi çok kötüydü. Kamuoyunun kendisini “gerçek başbakan” olarak görmediğini elbette kendisi de biliyordur, ama saygınlığının bu kadar ayaklar altına alınmış olmasından da çok rahatsız olduğu her halinden belliydi.

Sanıyorum buna tepki olarak şu cümleleri sarf etti; “Birden bire ne olduysa kıyamet koptu. Neymiş tecavüzcüye af geliyormuş. Böyle bir şey yok. Muhalefet partilerine uzlaşma çağrıları yaptık. Teklifiniz varsa getirin bu kanayan yara ortadan kalksın dedik.”

Başbakan belli ki aldığı ağır darbeye karşı “dik durmaya” çalışıyor.

Oysa tasarıyı geri çekerek yere yapıştığının farkında olmalı.

Ayrıca şunu sormamız da gerekiyor; Peki, madem tecavüzcüye af gelmiyor, madem bu bir kanayan yara, neden Cumhurbaşkanı uyardıktan sonra tasarıyı geri çekiyorsunuz? Eğer gerçekten haklıysanız ve buna inanıyorsanız Cumhurbaşkanının konuşmasından sonra tasarıyı geri çekmek yerine hemen saraya gidip haklılığınızı kanıtlarsınız.
Bu olayda bana göre en dikkat çekici nokta ise sarayın ilk kez hükümete bir uyarısını direk yapmak yerine medyayı kullanmasıdır.

Erdoğan nasıl içişleri bakanını görevden alacağı zaman Binali Yıldırım’ı saraya çağırdıysa, bu konuda da aynı yolu izler ve tasarıyı geri çektirirdi. Olmadı bunu telefonla da söyleyebilirdi.

Oysa Erdoğan uyarısını gece yarısı Anadolu Ajansı’nı çağırarak yaptı. Sabahı bile beklemedi.

O halde zihinlerimizde “Binali Yıldırım’ın da miadı doldu mu?” sorusunun takılması kimseye şaşırtıcı gelmemelidir.

Saray sürekli çok yüksek sesle konuşmasına, Amerika’ya, Avrupa’ya ayar vermesine, gerilimi sürekli artıran uygulamalara imza atmasına rağmen büyük bir hızla yokuş aşağı gidiyor.

Binali Yıldırım gibi çok uyumlu bir kişiye bile tahammülde sıkıntı çekmeye başlamışsa kaçınılmaz sonu kendisinin da gördüğü bir gerçektir.

Can Ataklı

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER