SON DAKİKA

Bin 65

Bu haber 28 Kasım 2013 - 9:45 'de eklendi ve 10 kez görüntülendi.

Fikri Atılbaz

Artık kağıt kalemi elimize alıp, aile bütçesi denk geliyor mu diye hesap yapmamıza gerek kalmadı. Bir eve tek maaş giriyorsa ve bu eve giren maaş asgari ücret veya emekli maaşıysa, bu hesap sadece karnımı doyurmam için ne kadar eksiğim/açığım kalıyor diye yapılır.

Asgari ücret 803 lira, emekli maaşı ortalama 960 lira. İkisi de bin 65’ten az. Peki, bu bin 65 ne? Açlık sınırı. Yani bir ailenin aç kalmaması için en az bin 65 liraya ihtiyacı var. Bu rakamın altında kalan herkes açlıkla mücadele ediyor demek. Yani demek oluyor ki bu insanlar bırakın gemi yerine kayık almayı, gemiye yolcu olarak bile binemiyorlar demektir.

Ülkemizde sigortalı çalışanların yüzde 41,1’i asgari ücret alıyor. 9 milyon 574 bin 873 sigortalıdan yaklaşık 3 milyon 925 bin 698’i de asgari ücretli olarak çalışıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre hizmet akdiyle çalışanlarda bağımlılık oranı 2008 yılında yüzde 2,57 olduğu belirtilmiş. “Bu kapsamda 3 milyon 925 bin 698 asgari ücretlinin her birinin ortalama 2,57 kişiye bakmakla yükümlü olduğu kabul edilirse, toplamda bakılmakla yükümlü kişi sayısı 10 milyon 89 bin 44 olmaktadır”

Hesap ortada yaklaşık 11 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyor. Çocuklar bir çikolataya hasret, sucuğa hasret, ete hasret. Ev hanımları yeni bir kıyafete hasret, mobilyaya hasret. Çalışanlar emeklerinin hakkını alamamanın verdiği stres, aldığı asgari ücretle, ailesine asgari bir yaşam tarzı verememenin sıkıntısı, üzüntüsü içinde bitap.

SGK verilerine göre Türkiye’deki emekli sayısı toplam 10 milyon 403 bin. Bunların 5 milyon 966 bini SSK emeklisi, 2 milyon 454 bini esnaf ve çiftçi emeklisi, 1 milyon 878 bini ise memur emeklisi. Resmi rakamı bilmiyorum; ancak bu emeklilerin en az yarısı bin liranın altında maaş alıyordur. Yani bu da yukarıdaki hesabı baz alırsak toplam 13-14 milyon eder. Demek ki bu kadar insan da asgari ücretliler gibi açlık sınırı altında yaşamaya çalışıyor.

Eee kardeşim hep bardağın boş tarafını görüyorsunuz. Hükümeti kötülemek için elinizden geleni yapıyorsunuz diyenle tabiî ki olacaktır. Onları da taraflı değil gerçekleri yazdığımızı ikna için aldığımız bilgiyi aktarıyorum. Türk-İş’in araştırma sonuçlarına göre; “Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) bin 65 lira 42 kuruş; gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt) ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarı (yoksulluk sınırı) ise 3 bin 470 lira 42 kuruş”

Gördüğünüz gibi bu rakamları biz vermiyoruz. Yazının tümündeki bilgiler SGK’ya ve Türk-İş’e ait. Bir eve 2 maaş girmiş olsa bile; bu iki maaş da asgari ücretse, toplam maaş 3 bin 500 liranın altındaysa o aile yoksulluk sınırının altında yaşıyor demektir. Bu rakamlar korkunç, ürkütücü bir tablo ortaya koymaktadır. 2013 Gallup araştırması, üç Türk’ten birinin fakirlikle mücadele ettiğini söylüyor.

İnanın ‘Ben Türküm diyen’ hiçbir kimse bu tablonun dışında değil. demek istediğim, bu ülkede yoksulluk da, açlık da, eğitimde fırsat eşitsizliği de, işsizlik de herkes için aynı. Yani ben Türküm diyen biri asgari ücret alırken, hiçbir Türk vatandaşı etnik kökeninden dolayı asgari ücretten az başka bir maaş almıyor. Bu ülkenin zenginlerine, agalarına bir bakın. Hiç aralarında etnik köken ayrımı yapılıyor mu?

Bu ülkenin 4 temel sorunu var; açlık, adaletsizlik, asayişsizlik, ahlaksızlık. Bunların hepsinden önemli ülkenin bölünme, parçalanma tehlikesi var. 4 temel sorun tüm Türk vatandaşları için geçerlidir. Bunları görmezden gelip, “Kürt sorunu” aldatmacasıyla tüm bu sorunların üstünü kapatan AKP iktidarı, aynı zamanda Türkiye’yi bölmek isteyen PKK ve siyasi uzantılarının “Kürt sorunu” kandırmacasına eşlik etmekte, aynı yolda yürümektedir.

Biz bu ülkede aynı kaderi paylaşıyoruz. Aynı ekonomik koşullarda aynı şekilde yaşıyoruz. Bunların içinde hiçbir kimse etnik kökeninden dolayı ayrı bir değerlendirmeye tabi olmuyor. Bizim dilimiz, bizim toprağımız, bizim bayrağımız, bizim kültürümüz var, dolayısıyla bu ülkede Kürt sorunu vardır diyen bölücü kızıllara ve yardakçılarına söylüyorum, bu mantıkla millet olmamız mümkün değil. Zaten mevcut AKP iktidarı da “Türk Milleti” ifadesini kabul etmiyor.

Biz her şeye rağmen bir ve biriz demeye devam ediyoruz. Biz bu toprakları kimden ve ne şekilde aldığımızı çok iyi biliyoruz. Biz Sütçü İmam’la, sütçü nineyi karıştırmayacak kadar tarih bilgisine sahibiz Allah’a şükür. Ben, sen, o, biz siz, onlar, herkes biliyor ki dediklerinizi yaptığımız anda, dili ayrıştırdığımız anda parçalanırız.

Ülkemizi bölmek isteyen BOP’un oyununa gelmeyin! Açlıkla, adaletsizlikle, asayişsizlikle, ahlaksızlıkla mücadele edip, ekonomik gelişmesini tamamlamış Lider Türkiye’nin inşasında yer alın. Dualarla anılın, beddualarla değil. Fazla vaktiniz kalmadı. Tarihe hain olarak geçmek istemiyorsanız, tövbe edip, günahlarınızdan arınıp, yanlışlarınızdan sıyrılıp hainlikten kurtulun.

Sağlıcakla kalın!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.