Asikurtlar©

Bıçak sırtında gidiyoruz

Bıçak sırtında gidiyoruz
29 Ağustos 2016 - 17:35 'de eklendi ve 3468 kez görüntülendi.

Türkiye içeride ve dışarıda bir kurtuluş savaşı vermek zorunda bırakılmıştır. Ne acıdır ki, birinci dünya savaşı şartlarına getirildik ve topyekün bir mücadele vermek durumundayız. 14 yıldır ülkeyi tek başına idare edenler de aynı şeyi söylüyor ve bir istiklal mücadelesine girdiğimizi millete anlatıp destek istiyor.

                                      

VATAN GÖREVİ

Bu mücadeleye her türlü desteği sonuna kadar vermek, bu kuşatmayı yarmak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini yaşatmak ve yüceltmek, bu sınırlar içinde yaşayan her vatanseverin asli görevidir. Yeter ki bu desteği isteyenler, daha doğrusu yönetim sorumluluğu taşıyanlar samimi olsunlar ve istismar etmesinler. Ülke bu duruma göz göre göre getirilmiştir. Seçim öncesinde ve sonrasında yazdığımız yazılar kayıtlarda mevcuttur.

 

Bu kadar yanlışı yapan bir partiye yeniden iktidar vermenin bir intihar olduğunu ve başımıza tahmin edemeyeceğimiz belaların yağmur gibi yağmasının kaçınılmaz hale geldiğini anlatmaya çalışmıştık. Bir vehimde bulunmadık, gördüklerimize, yaşadıklarımıza bakarak bunları söyledik. Keşke yanılsaydık. Geldiğimiz noktada, siyaset yapmak, ülkeyi idare edenlerin yanlışlarını, yetersizliklerini, hatta ihanetlerini çarpıcı ve kesin şekilde, belgeleriyle, hatta kendi itiraflarıyla ortaya koyabilmek için çok uygun bir ortam oluşmasına rağmen, her şeyi bir kenara bıraktık ve ülkemize sahip çıkmanın derdine düştük.

 

HASAR BÜYÜMESİN

Bizi hayrete düşüren, hükümet edenlerin hala aynı yanlışı sürdürmekteki ısrarlarıdır. Durumun ciddiyetinin farkında olmadıklarını söylemeyiz, çünkü bizzat yaşıyor ve itiraf ediyorlar. Sıkıntı, hala aynı zihniyeti sürdürmelerinde ve ülkeyi bu hale getiren anlayışlarında ısrar etmelerindedir. 15 Temmuz’un bir milat olmasını diledik ve bekledik.

 

Ancak, şu ana kadar gördüklerimiz, bizde hayal kırıklığı oluşturuyor. Hala kendilerine yontuyor, hala özel hesaplarını öne çıkarıyor, hala “ya ben, ya hiç” anlayışında diretiyorlar. Kesin ihtiyacımız olan “birlik beraberlik, herkesi kucaklama, ortak tavır” dillerinden düşmüyor, ama uygulamada değişen hiçbir şey olmuyor. Türkiye’nin bugünkü ortamında, en çok ihtiyaç duyulan şey hukuktur. Zira, hukuksuzluğun acısını çekiyor, çok ağır şekilde bedelini ödüyoruz.

Türk Silahlı Kuvvetleri ile birlikte, hukuk kurumunu ivedilikle ayağa kaldırmaya mecburuz. Bunun yolu da bağımsız, tarafsız ve güvenilir bir yargı sisteminin kurulmasıdır. Bu kesin gerçek orta yerde dururken, adli yıl açılış törenini Cumhurbaşkanlığı sarayında yapma ısrarının makul ve mantıklı bir izahını yapabilmek mümkün değildir.

 

Buradan, böyle bir uygulamadan hukuka güven ve bağımsız ve tarafsız yargı çıkaramazsınız. Nitekim, Barolar Birliği ve anamuhalefet partisi bu açılış törenine katılmayacağını ilan etti. Ve 15 Temmuz sonrası oluşturulmaya çalışılan milli birlik ruhu zedelendi. Ümidimiz ve dileğimiz bu hasarın daha fazla büyümemesi ve bir çatlağa dönüşmemesidir.

 

HERGÜN YENİ BİR KALLEŞLİK

Bıçak sırtında gidiyoruz. İçerideki ihanetin nerede başlayıp nerede bittiğini kestirebilmek bile imkansızdır. Her gün yeni bir kalleşlikle uyanıyoruz. Artık kamyon dolusu bombalarla saldırıyor, ana yollara tuzaklar kuruyor ve siyasi parti liderlerini hedef alıyorlar. Bu kahpeler bu kadar imkanı, bu kadar bombayı, silahı, teçhizatı nereden buluyor, nasıl taşıyor ve bu planları nerede yapıyorlar? Bu soruların cevabı aslında gayet nettir.

Defalarca yazdığımız gibi, özellikle Suriye sınırımız terörün hayat alanıdır. 820 kilometre bu ihanet örgütünün kontrolündedir. PYD denilen bu şer örgütünün lideri, açık tehditler savurmaktadır. Bu durum devam ettikçe bize huzur yoktur.

 

İVEDİ OLARAK TOPARLANMALIYIZ

Türkiye’nin başkentinde anamuhalefet partisi genel başkanının evinde güvenliğini sağlayabilmek için, ışıklarını söndürüp karanlıkta oturmasını tavsiye ediyoruz. Herkes tedirgin, herkes gergin, herkes endişeli. Böyle bir ortamda kimsenin yanlış yapma lüksü olamaz. Etrafımız sarılmış durumda. İçerimiz daha da beter. Bütün terör örgütleri cirit atıyor.

 

Devlet kurumları kendi derdine düşmüş. İvedilikle toparlanmak zorundayız. Bütün kurumları yeniden ayağa kaldırmak şart olmuştur. Ancak duyduklarımız bizi dehşete düşürüyor. Liyakat ve ehliyet yerine, devlete yuvalanmış çeşitli cemaat yapılanmalarının yer kapabilmek için birbirleriyle tepiştikleri iddiaları ayyuka çıkmıştır. Hatta televizyon kanallarında durumun FETÖ öncesinden daha kötü olduğunu, tehlikenin daha da büyüdüğünü söyleyen uzmanları dinliyoruz. Bunların doğru olmamasını temenni ederiz, ama ateş olmayan yerden duman çıkmadığı gibi, şimdiye kadar her söylenenin mutlaka arkası bir şekilde tamamlandı.

 

TAVŞANA KAÇ TAZIYA TUT

Bu ihanet kendiliğinden oluşmuyor, bir üst aklın olduğu muhakkaktır. Nitekim, ihanet örgütlerinin ellerindeki silah ve mühimmatın nereden geldiğin bakıldığı zaman her şey netleşiyor. Daha dün Cereblus’ta YPG tarafından kullanılan füzelerle tanklarımız vuruldu. Bu füzelerin Rus yapımı olduğu ortaya çıktı.

 

Benzer füzelerin daha önce PKK tarafından da kullanıldığı, istihbarat raporlarında kayıtlıdır. Tuzaklanan mayınların, ellerindeki silahların bir kısmının ABD menşei taşıdığı yine bilinen bir gerçektir. Şu tesadüfe bakınız ki, IŞİD’in kullandığı silahlarda da aynı şeyi görüyoruz. “Tavşana kaç, tazıya tut” diyorlar. Kime güveneceğiz, kime inanacağız?

 

SÖZ KONUSU VATANDIR

Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz, başka çaremiz yok. Birbirimize sarılacak, kendimize güvenecek ve başaracağız. Tarihte de hep böyle olmadı mı? Mustafa Kemal, 7 düvele birden kafa tutup, bu toprakları vatan yapmak için yola çıkarken, milletten başka dayanağı, Allah’tan başka güvencesi mi vardı? Ve gelinen aşamada artık bir partiye bu vatanı emanet edemeyiz.

 

Bütün bu yaşadıklarımızın bizzat sebebi olan bir partiden söz ediyoruz. “İktidar sahipleri iyice yıpransın, altında kalsın ve millete hesabını versinler” diyemeyiz. İktidarla birlikte vatan elden gidiyor. Gördüğümüz yanlışları söylemeye de, bu ülkenin birlik beraberliğine sonuna kadar sahip çıkmaya da, iktidar sorumluluğu taşıyanları, bu milli mücadelede, kendi deyimleriyle bu istiklal savaşında başarılı olmaları için teşvik edip destelemeye de devam edeceğiz.

 

ORHAN KARATAŞ

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER