Asikurtlar©

Beyaz Değil “Boyalı”Türkler!

Beyaz Değil “Boyalı”Türkler!
10 Mart 2016 - 9:46 'de eklendi ve 4092 kez görüntülendi.

Türkiye’de tarladan tapandan erken kurtulup da bir yolunu bulup, köşeyi dönmüş adamlara “Beyaz Türkler” deniliyor. Böyle, yumurta kapıya gelince Türk olduğunu hatırlayan takla atmış kupası yamuk arabalara “Beyaz Türk” demenin aslında hiçbir anlamı bulunmuyor.
“Beyaz Türk” kavramı, biraz da “kafa gittikten sonra” bayrak, vatan, millet, memleket gibi Türklük duygularından uzak yaşamayı ifade ediyor.
Umumi dertlerin biraz daha uzağında olmak, çevre kirliliği, trafik sıkışıklığı, borsa, kat irtifakı, yat limanı, evcil hayvan sağlığı gibi dertlerlehemhal olmak “Beyaz Türk” kavramıyla ifade ediliyor.
Geçmiş yıllarda “Kim Nerede Ne Yapıyor?” başlığı altında magazin sayfalarını süsleyen sosyeteye yapılan”Beyaz” yakıştırması”Türk” ismiyle terkibi yapılacak bir sıfat değildir.
Bu “modifiye” elemanlar kendilerine Beyaz İstanbullu, Beyaz Anadolulu, Beyaz Osmanlı, Beyaz Türkiyeli bile diyebilirler ama “Türk” unvanı artık, bunlara bir numara bol gelir.
Orijinal değildirler!..
Parayla alınıp satılan otomobillerin bile orijinali, çekiç, macun, boya, yan sanayi görmemiş orijinali tercih edilirken Türk’ün kaportası makyajlı ucubelerine üstünlük izafe etmek, en kibar bir ifadeyle üçkâğıtçılıktır.
Her şey gibi Türk’ün de orijinali makbuldür.
Son günlerde otomobille biraz yol yaptım, radyo dinleme imkânım oldu. Türklerin bir değil, iki değil, en az üç nokta-i nazardan “hasarlı” hale geldiğini tespit ettim.
Bunlardan birisi, Türk’ün “kentli sosyete” halidir. Ümmetten millete geçerken Avrupa otoyolunda takla atmış Yeni Osmanlıların kentli torunları tavan dahil tepeden tırnağa “boyalı”dır.
“Beyaz Türk” dedikleri bunlardır.
Bir diğer grup, 20. Yüzyılda hızla kentlileşirken “enternasyonal” fikirlerin tesiriyle Türklüğü yedeğe almış Marksistler, Sosyalistler, Hümanistlerdir.
Bir üçüncü grup da müritleşmiş Müslüman Türk taifesidir.
“Hocam İnşallah rüyamda Gavs hazretlerini gördüm, bana elini uzatıyordu. İnşallah çok fazla baba olmak istiyorum hocam… Acaba çocuğum olacak mı hocam Allah razı olsun?..”
Radyodan aklımda kalan buna benzer konuşmalarda, doğrusu ben Türk filan göremedim.
İlle de Battal Gazi veya Ulubatlı Hasan olması gerekmiyor; ama bizim tarihte gördüğümüz mağrur ve kahraman Türk böyle bir insan değildi.
Baba olacaksan git ol evladım!.. Evliyayı enbiyayı ne karıştırıyorsun!..
Eğer gerçekten beyaz bir Türk arıyorsanız genlerinize gideceksiniz. Irkçılık değil bu…
Afrika maymununun bile doğal ortamında yaşamasının sıhhatine önem veren insanoğlu Milletlerin kendi kabiliyetleriyle, doğal kültürleri içinde yetişmesine neden saygı göstermiyor?
John Locke, İngiliz eğitim sisteminin zeminini teşkil eden düşüncelerinde, “bireyin doğuştan gelen farklı yeteneklerinin serbestçe gelişmesine toplumun ihtiyacı olduğuna” dikkat çekmişti.
Bunun için eğitimde bir kurumsal disiplin esas alınmakla birlikte bireyin özgür gelişimi, “het hüt”lerle bastırılmamalıydı.
“Tek tip”leştirmenin mahzurları erkenden anlaşılınca, Avrupa’da hem bilim ve sanat hem de demokrasi, bireyi esas alan eğitim sistemi sayesinde gelişti.
Bireysel “tek tipleştirme”ye haklı olarak itirazeden bizim entelektüeller, neden ulusal tek tipleştirmeyireddetmiyorlar?
Almanlaşma, İngilizleşme, Ruslaşma, Amerikalılaşma kısacası batılılaşma neden bu işlerin başını çeken defolu adamları rahatsız etmiyor.
Benim bir yeğenim var. Adı Mehmet, henüz üç yaşında… Annesi, Türk ırkından değil, Müslüman olup Türk ismi almış, kültürümüze saygılı bir Asyalı…
Mehmet de bizim gibi köy filan görmedi, hiç Avşarların içinde yaşamadı, avcılık eğitimi de almadı. Biz de almadık.
Birkaç aydır annesinin memleketinde kalıyor. Türklere göre cihangirlik iddiası olmamış bir toplumda kendi akranlarıyla oyunlar oynuyor, arkadaşlık ediyor.
Uzaktan da olsa ondaki sosyal antropolojik tavırları gözlemliyorum.
Bir kere eli ağır, daralıncavuruyor! Annede babada şiddet gördüğünden değil, genlerinden geliyor.
İkincisi, diğer çocuklar yerden taş almayı bilmezken, bizimkisi it taşlıyor. Hatta lokantada masaya oturan bir evcil köpeği, oraya yakıştıramamış olacak ki süpürgenin sapıyla kovaladığı söyleniyor.
Akşamları hava kararırken babasına “Allahu ekber” diyerek oralarda eksikliğini hissettiği ezanı hatırlatıyor.
Bunların hepsini de kendisine herhangi bir şey öğretilmeden, içinden geldiği gibi yapıyor.
İnsanlar üzerinde deney yapmak yasak olduğu için böyle ilginç gözlemler, bize soyun, ırkın ve kültürün, insan davranışı üzerindeki etkisi konusunda önemli fikirler veriyor.
Bizim Mehmet, üç yaşında,tek tabanca, gitmiş orada Budistleri haraca bağlıyor.
Tabii ki doğru bir eğitimle, doğru hedeflere kanalize edilmesi kaydıyla…
Söz konusu üstünlükse “Beyaz Türk” denince benim aklıma böyle genlerine uygun büyümek geliyor!..

Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER