Asikurtlar©

Ben Hayatımda Böyle Bir Müptezel Görmedim!

Ben Hayatımda Böyle Bir Müptezel Görmedim!
27 Ocak 2017 - 11:45 'de eklendi ve 6892 kez görüntülendi.

Sebahattin Önkibar denen müptezel sanki ahlak abidesi gibi mesajlar vererek şahsımı hedef alan bir yazı kaleme almış… Ömrü iftira, yalan, dedikodu, hakaretle geçmiş ama bu yazıyı okuyunca sanırsınız ki, bu müptezel bir evliya…

Hiç düşünmüyor, hiç demiyor ki, “ben ne yazıyorum da bana bu derecede yazı yazılıyor” diye… Zaten böyle bir ahlakı ve ölçüsü yok ki düşünsün…

Bu müptezel köşesinde “Bahçeli şahsımı hedef alarak “Rospi çocuğu” diyor. Evet yanlış okumadınız üstelik bir kere değil, defalarca aynı ifadeyi yazılı olarak kullanıyor. Sadece bu değil, beni müptezellik yani şerefsizlikle itham ediyor. Bitmedi, FETÖ’de benim seks kasetlerimin olduğu mesajını yayıyor.

Peki nerede ve ne zaman mı söyledi bunları?

Direkt değil, en direkt olarak söyledi.”

“Rospi çocuğu” diye attığım hiçbir twitte adı geçmiyor ama nedense üzerine alınıyor. Adı geçen twitlerimde “Doğu Perinçek çocuğu” dediğim doğrudur.

Müptezel’in sözlük anlamı ise “Saygınlığını yitirmiş, bayağılaşmış, çokluğu dolayısıyla değerini yitiren, değersiz.” demektir. Ama bu müptezel nedense bunu “şerefsizlik” olarak algılıyor. Neden acaba Türk dil kurumuna niçin böyle müdahale ediyor?

“Genco Erkal’ın, Sebahattin Önkibar’ın, Müyesser Yıldız’ın kasetinin FETÖ elinde olduğu ve bunun için “Hayır” için yırtındıları iddia ediliyor” diye twit attığım doğrudur. Çünkü bu müptezellerin hepsi “Devlet Bahçeli’nin kaseti var” diye kitap yazmış, twit atmış ve köşe yazısı yazmıştır. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Anayasa değişikliğine destek vermesine yönelik “kaseti var” iftirası atan FETÖ safında “HAYIR” kampanyası yapan bu müptezellere tepkimi bu ironiyle gösterdim.

MHP’ye, Ülkücü Harekete saldıran tüm müptezellere ağır yazılar yazdığım doğrudur. Zaten yazdığım hiçbir yazıya “yalan yazıyor, iftira atıyor” diyen çıkmaz ancak böyle müptezeller “ağır yazıyor, hakaret ediyor” diyebilir?

İşte bu müptezel hiçbir yazım için “benimle ilgili şu yalanı yazmış, şu iftirayı atmış” diyemiyor. Sadece “Hakaret ediyor” diyor.

Müptezel seninle ilgili yazılarımı, MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli’de senin gibi çıktıktan sonra gazetede okumuştur. Sana ve senin gibilere haddini bildirmek için illa onay, izin mi almak gerekiyor?

Sen ona-buna bu iftiraları atarken Doğu Perinçek’ten mi izin alıyorsun?

Daha önce de tetikçiliğini yapmadığın genel başkan, parti ve patron kalmadı. Sen o günlerde de onlardan izin mi alıp millete iftira atıyordun?

Hem sen “Tüm Ankara temsilcileri iş takibi yapar. Bende yaptım” diyen bir müptezel değil misin? Sen iş takibi yaparken, benim MHP’yi ve Lideri Devlet Bahçeli’yi savunmam mı sana dert oldu?

Şimdi de Doğu Perinçek’i övüp, “Oyumu Vatan Partisi’ne veriyorum” diyerek her yazında, her konuşmanda MHP’ye saldırma talimatını kimden alıyorsun?

Bu mikrop saçan iftiralarını kimden talimat alarak yazıyorsun?

Bu müptezel yazısı içinde bazı isimler sayıp “bu isimlerle ilgili de yazılar yazdı” diyor. Hem de çoğu ile ilgili kendi yazdığı yazılarını unutarak…

Utanmadan birde bu isimler içinde Meral Akşener ismini de yazmış. Geçen yazdığım yazıda rezil olduğu halde, hala onun ismiyle aklınca kendini aklamaya çalışıyor. Sen köşende “Yeni bir siyasi proje için Meral Akşener telefonla Fethullah Gülen ile görüştürüldü” diye yazmadın mı müptezel?

Müptezel sen Yeniçağ gazetesinden “Fethullah Gülen’i eleştirdin” diye mi kovulmuştun? (Türkiye Gazetesinde yazar iken de Fethullah Gülen’i övüyormuş)

Yoksa evli olan Yeniçağ gazetesindeki bir muhabiri tacizden dolayı mı?

Tacize uğrayan bayanın birçok haber sitesinde yer alan bu ifadesindeki olaylar doğru mudur?

2005 yılından itibaren Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilciliği’nde muhabir olarak çalışmaktayım. Bugüne kadar hiçbir sorun yaşamadığım ve “ailem” olarak gördüğüm Yeniçağ Gazetesi’nde, Sabahattin Önkibar’ın Ankara Temsilciliği’ne getirilmesiyle birlikte sorunlar yaşamaya başladım. 2007 yılının Ekim ayında başlayan süreç, 2009 yılının Ağustos ayına gelindiğinde dayanılmaz bir psikolojik baskıya dönüştü. Bu süreci ayrıntılarına girmemek kaydıyla özetlemek istiyorum.

Gazetenin Ankara Temsilciliği’ne getirilen Sabahattin Önkibar, 2007 yılı Ekim ayından itibaren şahsıma yönelik sözlü cinsel tacizlere başladı. İş gerekçesiyle beni odasına çağıran Önkibar, evli olduğumu bilmesine rağmen bana önceleri “dolaylı”, daha sonra ise “doğrudan” ahlaksız tekliflerde bulunmaktan çekinmedi. (Bunların ayrıntıları mahkeme sürecinde dile getirilecektir.) Kendisine yaptığım itirazları, namusuma ve iffetime yönelik ortaya attığı asılsız ve mesnetsiz iftiralarla refüze etmeye çalıştı. Daha önce çalıştığım bir işyerinde yaşadığımı iddia ettiği tamamen asılsız, dayanaksız ve ahlaksız iftiraları ciddiye almadığımı gördüğü halde, bu karalama kampanyasını işyerinde de sürdürdü. İşyerinde olmadığım saatlerde, çalışma arkadaşlarıma şahsımla ilgili “ahlaksız” imalarda bulunarak adımı lekelemeye çalıştı.

Bütün bunlar sürerken; 2009 yılında “muhabir” olarak aldığı ve aile olarak da “yakın” olduğu Önsel Ünal adlı şahsın tarafıma söyledikleri olayın daha da içinden çıkılmaz bir hal almasına neden oldu. Önsel Ünal Azerbaycan’daki bir görev sırasında bana; “Sabahattin Önkibar seni yoklamamı istedi. Bak bakalım bu kadından ‘iş’ çıkar mı? Dedi. Zaten Sabahattin abim öyledir. İstediğini hemen direk söyler adamın yüzüne” şeklinde bir açıklama yaptı. Daha sonra bu açıklamayı yaptığını reddeden bu muhabir, bu kez taktik değiştirerek benimle ilgili işyerindeki bir başka arkadaşımla ilgili bir “dedikodu” ortaya attı.

İşyerine yerleştirdiği casus muhabiri aracılığıyla şahsımdan kendisine “İş çıkmayacağını” anlamış olduğunu tahmin ettiğim Sabahattin Önkibar da olaya bu aşamadan itibaren dahil olarak bana yönelik sözlü saldırılarının dozunu artırdı. Bütün bu olanlara bir yılı aşkın bir süre tahammül etmemin en önemli nedeni, eşimin bu süre zarfında işsiz olmasıydı. Aynı zamanda, bütün bunlar bir yılı aşkın bir süredir yaşanmasına rağmen, gerek kendi adımı gerekse eşimin onurunu rencide etmemek için açık vermemeye çalıştım. Kendi çabamla, bu ahlaksız insanın girişimlerini bir şekilde refüze ettiğimi düşünüyordum. Ayrıca bu süreci bilen ailem ve eşim, bu konuda bana destek olduğu için çok fazla zorluk çekmedim. Ancak, son iki ay içinde, Önsel Ünal adlı muhabirin de desteğiyle hakkımda yoğun bir “karalama” kampanyası ve yıpratma politikası uygulamaya başlayan Sabahattin Önkibar ile sorunlarım artık bir “işyeri problemi” haline dönüştü.

İşyerinde hakkımda türlü söylentiler çıkaran ve yine benim işyerinde olmadığım saatlerde arkadaşlarıma benimle ilgili türlü iftiralarda bulunan Sabahattin Önkibar, bu söylemlerini namusuma yönelik hakaretlere dönüştürdüğünde önlem almak kaçınılmaz oldu. Yüzüme karşı hiçbir şey söylemeyen Önkibar, Temmuz ayının ilk Cumartesi, günü benim işyerimde olmadığımı düşünerek arkadaşlara hakkımda benzer sözler sarfederken, kendisini “ben buradayım. Benimle ilgili sorununuz varsa yüzüme söyleyin” şeklinde uyardım. Geri adım atamayan Önkibar bana “Seni kovacağım. Ayağını denk al” dediğinde, kendisine “Hemen şimdi kovabilirsiniz” yanıtını verdim. Bu kez bana “Seni camdan aşağı atarım” şeklinde tehditler savuran Önkibar’ın bu tavrı, çalışma arkadaşlarım tarafından da görüldü. Benim “dedikodu” yaptığımı iddia eden Sabahattin Önkibar’a “Sizin yaptığını dedikoduyu henüz kimseye söylemedim. Söyletmeyin” imasında bulunduktan sonra kendisi tek kelime bile etmeden işyerini terk etmek durumunda kaldı. ”

***

Yeniçağ gazetesinin sahibi ve yöneticileri, bu Sabahattin Önkibar’ı diğer üç yazarınız gibi “Fethullah Gülen’i eleştirdiği için mi” yoksa bu bayanın iddiaları yüzünden mi kovmuştunuz?

Daha neler var nelerde…

Yine de biz ölçümüzü koruyoruz.

En fazla müptezel diyerek kendimizi rahatlatıyoruz.

Sabahattin Önkibar her yazdığın yazının cevabını alacaksın… Her attığın iftirayı kalemimle yedireceğim sana…

Bir de şahsıma “Hayatımda bir kere bile görmediğim ve konuşmadığım o zavallı, MHP ismine sığınıp kendini güvende hissetmese, bize değil küfür, adımızı ağzına alamaz..” demiş… Bak sen Kolpaçino’ya…

Rakıyı fareye içirmişler de: “Kediyi bana buluverin” demiş. Az iç az…

YILDIRAY ÇİÇEK

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER