SON DAKİKA

TÜRK MİLLETİ

Gündem Yazıları

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

Bedeli yine biz ödemeyelim

Bu haber 12 Haziran 2017 - 19:28 'de eklendi ve 26 kez görüntülendi.

Katar krizi, zaten etrafı kuşatılmış ve karşı karşıya kaldığı sorunlar yumağını çözmek için çırpınan Türkiye’ye, yeni bir fatura daha çıkardı. Katar’ın dostu olmakla kalmadık, açık ve ileri bir ittifak da kuruyoruz. Meclis’ten geçirilen TSK unsurlarının Katar’a konuşlandırılması ve jandarma eğitimi sağlanmasını öngören iki anlaşmanın altının boş olmadığı ve daha ileri maksatlar taşıdığı anlaşılıyor. Sayın Cumhurbaşkanı neredeyse her gün, Katar’ı koruyan ve kollayan ve net şekilde taraf olduğumuzu ortaya koyan beyanlarda bulunuyor.

İYİ DÜŞÜNMEK GEREKİYOR
Katar’a sahip çıkmak güzel de, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak gibi bir tehlikenin varlığını da bilmek gerekiyor. Zira, Katar karşıtı blok hiç de küçümsenmeyecek bir büyüklükte ve etkinlikte. Daha da önemlisi, bu bloku harekete geçiren ABD’nin ne yapacağı, Trump’ın savrulmalarının nerede duracağı büyük önem taşıyor. Şartlar, Katar’ın gözden çıkarılmasının kolay olmayacağını gösterse de, yaptığımız tercihle birlikte hiç beklenmedik yeni ve ağır sorunların tam ortasında kendimizi bulabiliriz. Kaldı ki, İran’la aynı safta olmanın bize ne kazandıracağını, ne kaybettireceğini ve Rusya’ya ne kadar güvenip sırtımızı dayayabileceğimizi de bir değil bin defa düşünmek gerekiyor.

AVANTAJLARIMIZ VAR
Türkiye’nin elinde önemli imkanlar bulunuyor. Daha önceki belirttiğimiz gibi, Türkiye İslam İşbirliği Teşkilatı’nın başkanlığını yürütmektedir. Bu fırsatı kullanarak Körfez İşbirliği Konseyi üzerinde etkili olabiliriz. Tarihi bağlarımız, coğrafi konum, siyasi etkinlik, askeri ve ekonomik güç gibi avantajlarımızı da katarsak, bu etkimiz daha da artar. Bunun yanında Katar’la da, Suudi Arabistan başta olmak üzere abluka uygulayan ülkelerle de iyi ve ileri ilişkilerimiz var. Mısır’la son yıllardaki kopukluk dahi bir avantaja dönüştürülebilir. Esas olan bizim milli güvenliğimiz ve menfaatlerimizdir. Çok ince ve dikkatli bir siyaset takip etmek gerektiği açıktır. Yanlış bir adım bu imkanların bir anda yok olması gibi bir sonuç doğuracağı gibi, krizi daha da derinleştirebilir.Çözüme ortak olamazsak, soruna olmak gibi bir konuma düşeriz. Türkiye’nin uğraşmak zorunda kaldığı ağır sorunlara bir yenisi daha eklenir ve bu defa işin sonun nerede kalacağını kestirmekte kolay değildir.

HER ŞEY BİRBİRİNE BAĞLI
Bölgede her şey birbirine bağlı, her mesele diğerinin tetikleyicisidir. DEAŞ’ı PKK’dan, Suriye’deki gelişmeleri Irak’da yaşananlardan ayırmak mümkün değildir. Katar ablukaya alınıyor, ucu Rakka’dan çıkıyor. Rakka’ya operasyon düzenleniyor, terör örgütü YPG ilerliyor ve hayal edemeyeceği fırsatlara kavuşuyor. İran’da bomba patlıyor, bizim sınırlarımız sarsılıyor. Her ne olursa olsun, her şeyle, her meseleyle birden uğraşmak zorunda kalan bölgedeki tek ülke Türkiye’dir. Rakka operasyonu sonrası PYD’ye verilen silahların akıbeti ve bu kanlı örgütün alacağı pozisyon bizim için hayati önemdedir. ABD’nin PYD’ye verdiği ağır silahların Türkiye’ye yöneleceği daha şimdiden sonuçlarıyla birlikte ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde kırmızıçizgi ilan ettiğimiz Münbiç için mutlaka bir şeyler yapmak gerekirken, YPD-YPG’ye yeni ve ileri hayat alanları sağlayacak gelişmelere fırsat vermemek için acil tedbir alma ihtiyacı, elzem hale gelmiştir.

BU KALLEŞLİK DEĞİL DE NEDİR?
Bütün bunların üzerine bir de Barzani Peşmergesinin bizi çok da şaşırtmayan kalleşliği eklendi. Bölgedeki kargaşayı fırsata çevirmek ve bir oldu-bitti oluşturmak için hiç gecikmediler. Kerkük’deki rezilliklerini daha da ileri götürecek yeni adımlar atıyorlar. Barzani’nin başında olduğu Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, 25 Eylül’de bağımsızlık referandumu yapacağını açıklamıştır. Önce binlerce yıllık Türk yurdu Kerkük’e çöktüler, katliam yapıp soykırım uyguladılar. Taşıma nüfusla demografik yapıyı değiştirip hakimiyet kurdular. Paçavralarını asıp meydan okudular. Şimdi de referandum yapıp son noktayı koymaya hazırlanıyorlar. Bu kalleşlik değil de nedir?

SÖYLÜYORUZ AMA YAPMIYORUZ
Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yazılı açıklama yapıldı. Referandum kararının vahim bir hata teşkil edeceğinin düşünüldüğü belirtiliyor ve “Irak’ın toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin muhafaza edilmesi Türkiye’nin Irak politikasının temel ilkelerinden biridir. Bu ilke bölgede kalıcı istikrar, barış, güvenlik ve refahın ön koşulları arasındadır” deniliyor. Sayın Başbakan bu kararın sorumsuzca verildiğini söyledi. Türkiye’nin daha doğrusu AKP iktidarının dış politika anlayışının açıklama ve beyanlar kısmında bir sorun yok. Doğru şeyler söyleniyor, haklı açıklamalar yapılıyor. Kerkük’e paçavralar asılırken de, son derece isabetli şekilde “sonuçlarına katlanırsanız” çıkışı yapılmıştı. Buna rağmen paçavraların sallanmasında değişen bir şey olmadı, ama katlanacakları bir sonuçla da karşılaşmadılar. İşte bütün mesele buradan çıkıyor. Söylüyoruz, ama yapmıyoruz. Ve bu durum artık dış politikamızın bir değişmezi haline geldi. Doğal olarak karşı taraf da bunu biliyor ve söylenenleri ciddiye almıyor. “Nasıl olsa söyler geçerler, arkası gelmez” kanaati yerleşiyor. Şimdi Dışişleri Bakanlığı yazılı olarak, “vahim hata” olacağı uyarısında bulunuyorsa, bu lafta kalmalıdır ve bir bedeli olacağı şimdiden etkili biçimde hissettirilmelidir. Irak’ın toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin muhafazasını savunurken, Barzani ile bu kadar samimi olmanın nasıl izah edileceği de ayrıca düşünülmelidir.

BÖLGE DAHA DA KARIŞMASIN
Bölgede değişmeyen gerçeği bir defa daha ve altını çizerek belirtelim: Türkiye’nin dışarıda kaldığı hiçbir plan, hiçbir anlaşma Ortadoğu’ya huzur getirmemiştir ve getirmeyecektir. Bölgenin daha da karışmasının bedelini herkesten çok, yine bizim ödeyeceğimiz muhakakktır. Türkiye, uzun vadeli bir huzurun tesisi için önemli bir aktör olabilir. Hiçbir zaman bitmeyecek Arap ihtilafları arasında bir tercih yapmak yerine, her ülkenin saygı duyacağı, inanacağı ve güveneceği bir pozisyonda olmak ve taraflar arasında iyi niyetle çözüm üreten bir konumda bulunmak Arap ihtilafları arasında bir tercih yapmak yerine, her ülkenin saygı duyacağı, inanacağı ve güveneceği bir pozisyonda olmak ve taraflar arasında iyi niyetle çözüm üreten bir pozisyon almak, hem bölgenin, hem de ülkemizin yüksek menfaatine büyük katkı yapacaktır., hem bölgenin, hem de ülkemizin yüksek menfaatine büyük katkı yapacaktır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.