SON DAKİKA

Bayramı kim yaptı?

Bu haber 21 Ekim 2013 - 11:10 'de eklendi ve 2 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Bir mübarek bayramı daha geride bıraktık. Dayanışmanın, kardeşliğin, birliğin, huzurun zirve yapması gereken bu mukaddes günler, ne yazık ki son yıllarda buruk geçiyor. Yine öyle oldu. Bayram süresi içinde öne çıkan, zirve yapan ve gündem oluşturan tek şey bölücü ihanet ve bunun karşısında iktidarın yetersizliği ve akıl almaz teslimiyetiydi.

Şehitlerin kemikleri sızladı

Tek bir günü bile boş geçirmediler. Meydan okudular, şov yaptılar, tehdit ettiler ve kahpeliği, kalleşliği çok daha ileri götürüp şehitlerimizin kemiklerini sızlattılar. Bir defa daha ve içimiz sızlayarak gördük ki, “çözüm” denilen şey, köpeklerin çözülmesi, “paket” denilen şey, bu ülkenin varlığının ve birliğinin paketlenip bu köpeklere teslim edilmesidir. AKP sayesinde ihanet artık çığırından çıkmış, bölücüler hiçbir kural ve kanun tanımaz hale gelmiş ve azmışlardır. Buradan huzur ve birlik çıkması, kardeşlik ve barış gelmesi imkansızdır. Kardeşlik dedikleri şey kalleşliğe, barış dedikleri şey PKK’ya teslim olmaya dönüşmüştür. Bu gidiş devam ederse, bunun sonu kaostur, çatışmadır ve bölünmedir.

Burhan Kayatürk’ün itirafları

Bayram vesilesiyle sergilenen ihanetler karşısında iktidarın bırakın bir şey yapmayı, tek bir laf bile etmemesi, ümitlerimizi hepten tüketmiştir. Bu durum aynı zamanda bu belayı kendi elleriyle besleyip büyüttüklerini, masaya oturup pazarlık yaptıklarını ve ihanetin sonuca ulaşabilmesi için söz verdiklerini bir defa daha belgelenmiştir. Bir taraftan bunu yapıyorlar, diğer taraftan dert yanıyor ve şikayet ediyorlar. AKP Van Milletvekili Burhan Kayatürk’ün, anlattıklarını gazetelerden ibretle okuduk. Anlattıklarıyla, çözüm süreci ve demokratikleşme masallarının aslında nasıl bir ihanet olduğunu itiraf ediyor. Verilen bu kadar tavize, gösterilen bu kadar teslimiyete rağmen PKK’nın tehditlerinin hala sürdüğünü söylüyor. Elinde, “PKK Eyalet Komutanlığı” adıyla kesilmiş makbuzlar olduğunu, bu kağıt parçalarına damga basıldığını ve insanlardan para toplandığını anlatıyor. Bu sözlerle, 11 yıldır ülkeyi ne hallere getirdiklerini, ihaneti hangi noktalara ulaştırdıklarını, paralel devlet yapılanmasına nasıl yol verdiklerini bütün çıplaklığı ile ve en küçük bir endişeye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyuyor. Türk milleti AKP’nin kendi içinden gelen bu itirafları, artık daha fazla görmezden gelemez.

Bu da AKP’ye nasip oldu

AKP’li Kayatürk’ün bu sözlerini tamamlayan başka gelişmeler de oldu. Bitlis’te hem de bayram günü, zerre kadar Allah korkusu ve vatan sevgisi olan herkesi hüzne boğan bir olay yaşandı. Bu vatanı bölmek için silah alıp dağa çıkan, kundaktaki bebeklerden hamile kadınlara, beli bükülmüş ihtiyarlardan okula giden öğrenciye kadar önlerine çıkan herkesi katleden canilerden “şehit” diye bahsettiler. Bununla da yetinmeyip, “şehitlik” açtılar. Düzenledikleri törende konuşan BDP’li Özdal Üçer yaptığı konuşmada Türk milletine bayramı bir defa zehir etti. “Bugünlere PKK’lıların ve onların silahlarının sayesinde geldik” dedi. Bu olay ve söylenen sözler, sadece terörle mücadelede hayatını kaybeden kahramanların değil, tarihin her döneminde Türk vatanı için can vermiş bütün şehitlerin kemiklerini sızlatmıştır. Bu topraklar vatan olalı, böyle bir kalleşlik, böyle bir alçaklık, böyle bir kahpelik görmemiştir, ama AKP ile birlikte bunu da gördü.

Hiçbir şey eskisi gibi değil!

Bu sözler bir yönüyle de ihanetin başka ağızdan itirafıdır. AKP’nin nasıl teslim alındığının, barış ve kardeşlik denilerek ihanetin nerelere ulaştırıldığının ispatıdır. Hani kan durmuştu? Hani kardeşlik gelmişti? Boşuna, “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” demiyorlarmış. Gerçekten de artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Kanlı katiller AKP öncesinde silahla elde edemedikleri her şeyi, iktidarı sindirerek elde etmişlerdir. “Bugünlere PKK’lıların ve onların silahlarının sayesinde geldik” sözünün başka hiçbir anlamı yoktur. Bu beyanla açık ve kesin bir şekilde, “AKP’yi korkutup esir aldık, masaya oturttuk ve istediğimiz her şeyi kopardık” diyor.

Barış gelsin, ülke bölünsün!

Sonra da utanmadan çıkıp kanın durmasından, barışın gelmesinden bahsediyorlar. Silahla elde etmeye çalıştıklarını, siz masa başında fazlasıyla teslim ederseniz, bunun adı barış olmaz, bunun adı kanın durması olmaz, bunun adı ihanet olur. Daha önce defalarca yazdığımız gibi, AKP’nin bu sakat mantığı eğer daha önce bu devleti yönetenler tarafından da uygulansaydı, ne Çanakkale zaferi yaşanırdı, ne Kurtuluş savaşına gerek kalırdı. Kim ne istiyorsa verilirdi ve bir tek kişi de şehit düşmezdi. Sonuçta “Türkiye Cumhuriyeti” diye bir devlet olmazdı, ama kimsenin de burnu kanamazdı. Kimi Yunan uşağı, kimi İngiliz beselemesi, kimi Fransız kölesi olarak yaşar giderdi. Kan akmayacak, ama ülke bölünecek. Bu anlayışın, bu gidişin sonu budur ve böyle devam ederse, buralara varılacağı artık kesinleşmiştir. Bunu biz söylemiyoruz, AKP ve BDP’nin milletvekillerinin itirafları ifşa ediyor.

Milletin intiharı

11 yıllık AKP iktidarının ülkeyi getirdiği yer ortadadır. Böyle bir duruma sebebiyet veren bir partinin bırakın iktidarda kalması, siyasette bile bulunması, bu millet için üzerinde çok düşünülmesi gereken bir durumdur. 2011 seçimleri öncesinde ve hemen sonrasında, AKP’ye bir defa daha iktidar verilmesinin bu milletin intiharı olduğunu söylemiştik. Keşke yanılsaydık, ama bu intiharın ağır sonuçlarıyla karşı karşıyayız. Türk milleti bu kadar duyarsız, bu kadar ilgisiz olamaz. Bu vatanın varlığından, bu ülkenin bölünmez bütünlüğünden yana olan herkesin bir vicdan sorgulaması yapması ve bu ihanetteki sorumluluğunu hatırlamasının zamanı çoktan gelmiştir ve geçmektedir. Mübarek Kurban bayramı belki bu millete zehir edildi, ama bu durum bir uyanışa ve silkinmeye vesile olur diye ümit ediyoruz. Aksi halde bir dahaki bayramın çok daha ağır ve acı geçeceğini söylemek, kehanet olmayacaktır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.