SON DAKİKA

BAYRAK KRİZİ VE MİLLET MESELESİ

Bu haber 27 Ekim 2009 - 8:37 'de eklendi ve 14 kez görüntülendi.

İnsanlar, kendilerine benzeyenlerin yanında daha huzurlu ve rahat hisseder. O sebepledir ki, aynı kültür-soy dairesine mensup insanlar, başka memleketlerde olsalar dahi bir arada yaşamayı tercih ederler. Bu durum, yabancı ülkeye gitseler de, ülke sınırları içerisinde farklı illere gitseler de böyledir. Yabancı memleketlerde Türk mahalleleri, ülke sınırları içerisinde de Erzurum mahallesi, Sivas mahallesi, Diyarbakır mahallesi.. gibi isimlerle oluşturulan yerlerin öncelikle tercih edilmesinin sebebi, birbirine daha çok benzeyen insanların bir arada daha huzurlu ve mutlu yaşama isteklerindendir. Kimisi bunu ilkel-köylü alışkanlığı gibi görse de, memleket isimleri ile yardımlaşma ve dayanışma dernekleri kurulması da aynı sebepledir ve tabii insan davranışlarıdır. Kültür değişimi ve dejenerasyona uğrayan kişilerde başka kültür ve soylara mensubiyet şuuru oluşur, onların içinde kendini rahat hissetmeye başlar.

Aynı soydan gelenlere duyulan muhabbet, ırkçılık değildir. Irkçılık, başka milletleri aşağılayan, sömürmeye ve yok etmeye odaklanmış bir hastalıktır. Nasıl ki bir Sivaslının Sivaslılar derneğine üye olması, Erzurumlular derneğine düşmanlığı gerektirmezse, kendi soyuna duyulan muhabbet de, başka milletlere düşmanlığı gerektirmez. Böyle bir düşmanlık oluşmasının adı bölgecilik, ayrımcılık olur. Şimdiye kadar bir memleket derneği üyesinin, öteki memleket derneği üyelerine sırf memleket farklılığından dolayı yan gözle baktığı görülmediğinden, “birbirine daha çok benzeşenlerin sosyal birlikteliğinin en üst örneği olan Millet” de hor görülemez.

Elbette insan, ait olduğu kültür-soy dairesinin menfaatlerini önde tutacaktır. Çakışan noktalarda da başkalarıyla işbirliği yapması normaldir. Asıl olan, çatışan noktalarda adalet ve hakkaniyeti göz ardı etmemektir.

 

Millet, homojen bir topluluk değildir. Bu doğrudur. Fakat farklı kimliklerin, başkalarına mensubiyet şuuru duyanların, farklı kültürlerin meydana getirdiği sosyolojik bir olgu da değildir. Damak tadından tutun da, gündelik alışkanlıklarına kadar pek çok konuda asgari müştereklerde benzeşmiş insanların, ortak tarih şuuru, ortak gelecek inşası talebi, ortak lisan, ortak hüzün ve sevinç gibi müştereklerde benzeşmeler milleti meydana getiren temel unsurlardır.

Tabii ki, arı, duru bir soy birlikteliğinden söz edilemez, ancak, Millet oluşumunda, aynı soylu olmak da inkâr edilemez bir gerçektir. Kim bu hakikati inkâr ederse etsin, herkes gerçekte aynı-soy meselesinde hassastır. Komşunun babası veya çocuğu öldüğünde mi, yoksa kendi babanız veya çocuğunuz öldüğünde mi daha fazla üzülürsünüz? Kendi çocuğunuz üniversite imtihanlarında birinci olsa mı çok sevinirsiniz, yoksa başkasının çocuğu mu?

Buradaki hassasiyet farklılığı, aynı-soy olmaktan başka bir şey ile açıklanabilir mi? Kendi ölüsüne daha çok üzüleni, kendi çocuğunun başarısına daha fazla sevineni, kim ayıplayabilir?

Biz, Türk Milleti’nin başarısında sevindiğimiz, tasasında da üzüldüğümüz zaman, Türk Milleti’nin menfaatlerini diğer milletlerin menfaatlerinden üstün tuttuğumuz zaman, bize “ırkçılar” diyenler herhalde, başkasının çocuğunun başarısında kendi çocuğunkinden daha fazla seviniyorlardır?

Diyelim ki çocuğunuz Türkiye sınırları dışına gitti yerleşti. Ülke sınırları dışına gitti diye o artık sizin çocuğunuz olmaktan çıktı mı şimdi? Çocuğunuz o ülkenin vatandaşlığına geçse bile, başına bir iş geldiğinde yine komşunuzun çocuğuna mı çok üzülürsünüz, kendi çocuğunuza mı?

Demek istiyorum ki, soy-kültür-akraba bağları coğrafi sınırlara göre değişmez. Coğrafi özelliklerin insan davranışlarında elbette büyük etkileri vardır fakat Millet tarifinde hiçbir önemi yoktur.

O sebeple, Millet denen sosyolojik gerçeği vatandaşlık gibi resmi bir statüye indirgeyip farklı devletlerin vatandaşı olmayı farklı milletlerden olmak gibi algılamak büyük yanılgıdır.

Elbette her devletin kendi anayasasında vatandaşlık meselesi tarif edilecektir. Bu tarif, devlet olmanın gereğidir ve aynı soy-kültür dairesinde olup da vatandaş olmayanları “başka” görmek anlamına gelmez. Nitekim anayasamızda “Vatandaşlık bağı ile bağlı herkese Türk denir” ifadesi vardır. Bu ifadeyi “TC vatandaşı olmayana Türk denmez” şeklinde okuyamazsınız.

 

Bu kadar açıklamadan sonra, Azerbaycan ile Türkiye arasında yaşanan “Bayrak Krizi” meselesine geleyim.

 

Bayrak, devletlerin bağımsızlık sembolleridir. Vatandaşın onurudur, hürriyetin sembolüdür. Devlet hayatı için bayrağı böyle izah ederiz. Fakat şayet siz bir millete mensubiyet şuuru taşıyorsanız, şartlar gereği ayrı devletler şeklinde teşkilatlanılmış ve farklı sembolleri bayrak edinmiş olunsa bile, “tüm Türk bayrakları bizim” deme şuurunu da taşımanız gereklidir.

 

Azerbaycan bir Türk Cumhuriyetidir. Türkiye de öyle. Aramızdaki milli bağı coğrafi sınırlar kopartamaz. Yaşanan bayrak krizinin sebebi, her iki devlette hükümet olanların Türklük şuurundan uzak olmasıdır. Ne Türkiye’de Azerbaycan Türk bayrağının yasaklanması, ne de Azerbaycan’da Türkiye bayrağının yasaklanmasını haklı gösterebilir.

Azerbaycan’da Haydar Aliyev’den beri Rusya’nın kucağında oturan, Türkiye’de de ABD’nin kucağında oturan hükümetler vardır. Türkiye’dekiler BOP’çu olduğunu, Aliyev yönetimi de Rusçu olduğunu her fırsatta itiraf etmektedir.

O sebeple bayrak krizinde, tezgâha gelinmemesi ve aynı milletin evlatlarının ötekinin bayrağına düşman olmaması gereklidir.

 

Bazı aydın bozuntularının “Bak onlar da bizim bayrağımızı indirdi, Azeriler de Ermenistan’la görüşüyor, doğal gaza zam yaptılar..” filan gibi gerekçelerle AKP’nin gayrı milli politikalarına zemin hazırlamaya çalışması, beyinlerinin kiralık olması sebebiyledir. Komünist artığı Aliyev’in uygulamaları da, kendini Gürcü olarak ifade eden Tayyip Erdoğan’ın uygulamaları da yanlıştır.

Bir Türk Milliyetçisi için bütün Türk bayrakları eşit derecede kutsaldır. Elbette ben arabama Türkiye bayrağı asacağım, şehidimi bu bayrakla örteceğim. Bu, diğer Türk bayraklarını sevmediğimiz anlamına gelemez. Vatandaşı olduğum Türk devletinin bayrağı benim onurumdur, Azerbaycan Türk bayrağı da oradaki soydaşımın onurudur. Benim onurum soydaşımın, soydaşımınki de benimdir.

Azerbaycan Türk bayrağı için söylediğim her şey, diğer Türk bayrakları için de geçerlidir. Türk Milleti, coğrafi sınırların ayrıştıramayacağı sosyolojik bir gerçekliktir.

Dikkat edilmesi gereken tek husus, kendi devletimizin güvenliğini tehlikeye atmadan, diğer Türk Cumhuriyetlerindeki soydaşlarımıza muhabbet duymak ve onlarla kurulacak milli birliğin inşasını hiç olmazsa hayallerimizde canlı tutmaktır.

 

Ben ne Gürcü AKP yönetimi hatırına Azeri-Türklüğünden vazgeçerim, ne de Komünist artığı Aliyev hatırına Anadolu Türklüğünden.

Elbet bir gün sel gidecek kum kalacak.

***

Türk Cumhuriyetleri devlet başkanları içerisinde Türk Birliği ülküsünü canlı tutmaya çalışan tek lider olan Nursultan Nazarbayev’in “Türkçe konuşan devlet başkanları toplantısında” söylediği şu ifadeler her Türk’ün kulağına küpe olmalıdır.

“Kadim Türk Devletinin esaslarını oluşturan ulu ecdatlarımız Bumin Kağan ve İlteriş’i, Kültegin ile Bilge Kağan’ı bugünkü neslimize anlatabilmemiz lazım.

Şanlı tarihimizdeki Farabi, Manas, Yesevi, Mevlana ile Nizami, Nevai ile Mahtumkuli gibi düşünürlerimizi yüceltmek görevimizdir.”

Burada bahsedilen isimleri bilenlerin sayısı, bilmeyenleri geçtiği gün, emin olun ki Türk Birliği kurulacak, Türk Milleti huzura ve refaha kavuşacaktır.

Aksi halde bir avuç çapulcunun ve AKP gibi AB-D’ci yönetimin elinde oyuncak olmak, kaçınılmazdır. Ki, şu anda olan da budur.

70 milyon Türkün 3-5 bin fareye boyun eğdirilmesi sizin de milli onurunuzu zedeliyorsa, bir an önce AKP’den kurtulmayı düşünmelisiniz.

 

“Demokrasi mi, Türkün egemenliği mi” gibi ahlaksız bir şantajla karşı karşıyayız. İkisinden de vazgeçmeyeceğiz desek de, egemenlik haklarımızdan hiçbir şartta vazgeçmeyeceğimizi AKP de AKP’nin patronları da bilmelidir.

“Durmak yok, yola devam” diyorsanız, İmralıdaki haydudun meclis kürsüsünden konuşacağı günlere de hazır olmanızı tavsiye ediyorum.

 

Azerbaycan ile düşman olacağız, ama Ermeni ile Asala artığı PKK ile dost olacağız, öyle mi?

Has…r be!

 

 

Suleyman Celiksbs@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.