SON DAKİKA

Baykal gizli AKP’li mi?

Bu haber 04 Mayıs 2017 - 12:07 'de eklendi ve 18 kez görüntülendi.

Türkiye’nin anamuhelefet partisi, bir defa daha ülkenin en büyük ve ciddi sorunu haline gelmiştir. Bir taraftan referandum sonuçlarına itiraz edip, akıl, mantık, vicdan sınırlarını sonuna kadar zorlayarak, ülkenin itibarını yerle bir ederek olmayacak işlere yöneliyorlar. Bir taraftan yüzde 48,5 üzerinden özel hesaplar yapıyorlar. Diğer taraftan da kendi içlerinde birbirlerine girip, ortalığı toza dumana boğuyorlar. Özellikle Sayın Deniz Baykal’ın bir defa daha ortaya çıkması ve garip formüller üreterek, gündem oluşturması çok enteresandır, ancak bize fazla şaşırtıcı gelmemektedir.

MÜFLİS CHP

CHP’nin referandum sonuçlarına itirazları ile ilgili olarak, sayın Bahçeli’nin söylediklerini tekrar hatırlatmak yeterli olacaktır: “CHP’nin freni patlamış kamyon gibi kontrolsüz tavrı bizzat kendisini küçük düşürmektedir. Müflis CHP öyle bir kısır döngüye düşmüştür ki, YSK kararının, seçim güvenliğine yönelik bir darbe, halkın iradesine yönelik bir kumpas girişimi olduğunu söyleyecek kadar yüzsüzleşmiştir. 16 Nisan’a gölge düşürmek amacıyla mühürden başlayan tartışmaların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar uzayacağı görülmektedir. CHP havanda su dövmekte, kışkırttığı cepheleşmeden ne kazanırım arayışındadır. Milli irade 16 Nisan’da hükmünü vermiş, konuyu kapatmıştır. Sandıkta kaybedenlerin, milletimizin demokratik ve hür seçimiyle verdiği kararını çarpıtmaya kalkışması ve bundan zafer umması hezeyandır. CHP’nin artık uyanması, girdiği komadan çıkması, hayat belirtileri vermesi içten tavsiye ve temennimdir.”

GARİP İLİŞKİ

Referandum sonuçlarını tanımayacak kadar ileri giderilken, diğer taraftan da bundan sonrasıyla ilgili bütün hesapları yüzde 48,5’luk hayır oyları üzerinden yapmak, ayrı bir tutarsızlıktır. Bu orandan pay kapmak için sabah ilk uyanan kendini hayırcıların lideri ilan ediyor, herkesin de buna uymasını istiyor. Başı çeken isim yine Deniz Baykal. Deniz Baykal ismini duyunca durum birkaç defa düşünmek gerekiyor. Zira, Baykal’ın Türk siyasetine ve kendi partisine ne faydası olduğu çok belli değildir, ama özellikle AKP ile arasında çok özel ve çok enteresan bir bağlantı var. 2002 yılından bu yana garip bir ilişki yürüyor. AKP ne zaman sıkışsa, ne zaman bir hamle yapma ihtiyacı duysa bir şekilde Baykal işin içinde oluyor ve imdada yetişiyor. Bugüne kadar yapılan açıklamalar bu ilişkinin nedenini ve boyutunu anlamaya da, anlatmaya da yeterli olamamıştır. Birbirleri için en ağır yakıştırmaları yapıp, en ileri hakaretleri sıralıyorlar, ama sıkıntılı durumlarında ortaya çıkıyor ve birbirlerini tamamlıyorlar. Erdoğan’a siyaset yolu Baykal sayesinde açılmıştır. CHP’nin siyasetteki bütün iddiasını yok eden ve oradan oraya savrulmasına sebep olan kaset olayının odağında, yine Baykal var.

7 HAZİRAN SEÇİMLERİ

2015 yılının 7 Haziran’ında yapılan genel seçimlerde AKP tek başına iktidarı kaybetti. Aradan daha saatler geçmeden yine Baykal ortaya çıktı. Önce sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la başbaşa bir görüşme yaptı ve bu görüşmenin niye olduğu, neler konuşulduğu bir türlü anlaşılamadı. Sonrasında en yaşlı üye sıfatıyla oturduğu Meclis başkanlığı koltuğunda meclisi kilitleyip, bütün ihtimalleri ortadan kaldırdı. AKP ile haftalarca süren koalisyon pazarlıkları bir formaliteden öteye geçmedi.Kasıtlı biçimde bütün yollar tıkandı ve Cumhurbaşkanının ülkeyi 1 Kasım’da seçime götürmesinin yolu açıldı.

367 GARABETİ

Bugün eğer Türkiye sistem değiştirmek zorunda kalmışsa, bunun altında yine Baykal’ın yanlışları vardır. 2007 yılındaki Cumhurbaşkanı seçiminde sayın Abdullah Gül’ün önünü kesmek için 367 garabetini ortaya atan CHP’nin başında Deniz Baykal bulunuyordu. O garabetin sonucunda bir referanduma gidildi ve Cumhurbaşkanını halkın seçmesine karar verildi. Bu düzenlemenin gereği olarak 2014 yılında yapılan seçimi Erdoğan’ın kazanmasından sonra, bu defa da fiili durum garabeti ile karşı karşıya kaldık. Bu garip durumdan hiç rahatsız olmayan CHP ve Baykal, MHP’nin bulduğu formülle ülkenin normalleşmesi ve sistemin işlemesini sağlayacak 16 Nisan referandumuna şiddetle itiraz etti. Ancak, tutarsızlık ve çelişki bu kadarla da kalmadı. Baykal, 2007’de önünü kesmek için 367 açmazını ortaya attığı Abdullah Gül’ü, hiç kimseye danışmadan, hiç kimsenin fikrini almadan bir emrivaki yaparak, hayır cephesi adına, bugünden 2019’un Cumhurbaşkanı adayı gösterdi.

ŞİMDİDEN RAHATLATTI

2019 yılında siyasi dengeler nasıl şekillenir, kimler aday olur, hangi parti nasıl pozisyon alır, bir şey söylemek çok zor.Ancak, Baykal’ın bu çıkışı ile birlikte, yine sayın Erdoğan’a daha şimdiden büyük bir rahatlama sağladığı muhakkaktır.Zira, CHP’nin aday göstereceği Abdullah Gül’ün seçilme şansının yüzde bir bile olmadığı, iki kere ikinin dört ettiği kadar kesindir.Kaldı ki, Baykal’ın HDP ile kurulan ortaklığın sürdürülmesine dayalı formülü, o yüzde bir ihtimali de yok ediyor. Diğer taraftan zaten kendi içindeki kavgalardan, çatışmalardan, hiziplerden bir türlü kurtulamayan CHP, Baykal’ın bu çıkışı ile bir defa oradan oraya savrulmaktadır. Her kafadan bir ses çıkmakta, kimileri Genel Başkana bayrak açıp kurultay isterken, kimileri de bunu yapanları ağır şekilde suçlamaktadır. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nin kavga edenleri kapının önüne koymakla tehdit etmesi ayrı bir vahamettir. Eğer kavga edenler kapı önüne konulacaksa, CHP’de hiç kimse kalmaz.Zira, CHP kavgadan, kargaşadan ve kaostan beslenmektedir.

BİZ GİDERSEK CHP GELİR

Yine geldik aynı yere. AKP bu ülkede 15 yıldır tek başına iktidar olabilmişse, bu tamamen CHP sayesindedir. CHP’nin varlığı AKP için bulunmaz bir nimettir. Bir şey yapmasına, bir iddia ortaya koyup milleti inandırmasına gerek kalmıyor. “Biz gidersek CHP gelir” demek fazlasıyla yetiyor. Sayın Baykal çıkışlarıyla, müdahaleleriyle bunu çok daha kolaylaştırıp hızlandırıyor. Bu durumda sormadan edemiyoruz: Baykal gizli AKP’li mi?
Orhan Karataş

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.