SON DAKİKA

Batının Kürt Devleti Projesine Türkmenler Kurban Ediliyor

Bu haber 20 Haziran 2014 - 10:00 'de eklendi ve 2 kez görüntülendi.

İsmail Özdemir

Güney sınırımız baştan sona ateş çemberine döndü.

Suriye ve Irak’ta yaşanılanlar, bizi git gide ve daha da büyük bir etkiyle etkiliyor.

Suriye ile 911 km, Irak ile384 km olan sınır uzunluğumuzun toplamı 1295 km’dir.

Ve böylesi dev bir alanda kazanlar kaynamaya devam ediyor.

Ortadoğu’ya açılan kapımız tümüyle tehdit ve tehlikelerle dolu bir hale geldi.

Bunda şüphesiz ki AKP’nin yürüttüğü dış politikanın başarısızlığı baş nedenlerdir.

Suriye’de bataklığa gömülen ve iyice kendisini gösteren vizyonsuzluk, şimdi Irak’ta da daha büyük sorunlarla yüzleşmemize neden oluyor.

* * *

I. Dünya Savaşı döneminde İngiliz-Fransız diplomatlar olan Sykes-Picot’un “masa başında” oturarak ve “cetvelle” çizdiği sınırlar, git gide belirginleşmeye başlayan haliyle yeniden çizilmeye çalışılıyor görüntüsü veriyor.

Bölgenin sahibi olan ve bu topraklar üzerinde yaşayanlar kanla, gözyaşıyla boğuşurken yine bazı güçler, bu kez farklı senaryolarla sınırlarla oynamaya başladılar.

Herkes Suriye’de neler olup bittiğine odaklanırken, birden ortaya çıkan Müslüman kasapları, IŞİD adıyla yüce dinimiz İslam’ın içinde asla yeri olmayan bir anlayışla hareket edip, adeta Müslümanlar haricinde diğer her yere çalışır izlenimi veriyorlar.

Suriye’de palazlanıp, Irak’ta kendisini belirginleştiren IŞİD, yeni yüz yılın sınırlarının çizilmek istendiğini işaret edilen dönemin “cetveli” vazifesini görüyor.

Yani koskoca bir araç.

* * *

100 yıl önce İslam âlemi üzerinde ve özellikle de Türkiye’nin de İslam dünyasıyla tümüyle bağını kesme amacı taşıdığı gözlemlenen bu yeni dönemde, 2003 yılında ilan edilen Büyük Ortadoğu Projesi yada Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi olarak adlandırılan senaryo şimdilerde hız kazandı.

Projenin mimarları artık Ortadoğu’yu dizayn edip yeni yüzyılın küresel rekabet alanı olacağı belirginleşen Asya-Pasifik bölgesine odaklanmak istiyorlar.

Rusya’nın Kırım’ı kendisine katan hamle, bu projeye hız kazandırılmasına neden oldu.

Ortadoğu’nun kaynaklarını kendi çıkarları ölçüsünde paylaşıp, sınırları da bu çıkarlara uyacak şekilde yeniden çizmeye çalışan Batı ve özellikle de ABD, Suriye-Irak ekseninde yeni dengeler kurmanın peşinde.

Bu yeni dengenin belirginleşen yüzünde;

1-Suriye’nin bölünmesi, Akdeniz sahili boyunca Esad’ın kontrolünde olan, kuzeyde ise Kürtlere bırakılan alan bulunuyor.

2-Suriye’nin İsrail sınırı boyunca uzanan alanda daha “ılımlı” bir alan yaratma çabası var.

3-Irak; Sünni, Şii ve Kürt bölgeleri olmak üzere 3 ayrı “devlete” ayrılmak isteniyor.

4-İran’a Irak konusunda destek verilerek, kurulması planlanılan Şii bölgesi üzerindeki nüfuzunu oluşturması planlanıyor. Böylelikle İran’a Ortadoğu’da kapı aralanılarak hem Batı sistemine dayalı küresel sisteme entegrasyonu sağlanırken, hem de dünyanın en zengin petrol geçiş güzergâhında bulunan bu ülkenin Rusya ile olan yakınlığının önüne geçilmek isteniyor.

* * *

Şuan için en kötü senaryoya göre Türkiye’nin hazırlıklı olması lazımdır.

Bu senaryoda, şimdilerde sıklıkla ve özellikle Batı tarafından dile getirilen Irak’ın bölünmesi ihtimalidir.

Bu ihtimalin senaryosunun, Irak’ta 30 Nisan 2014’te yapılan seçimlerin hemen akabine denk geldiğini belirtmek gerekir.

Zira seçimlerden henüz çıkılmış olmasına rağmen ülkenin kuzeyinde bulunan Barzani’nin “federasyon veya konfederasyon” talebini “istikrar” kavramıyla beraber dile getirmesi, o günler için altı boş olan bir gelişme olsa da şimdilerde görüldüğü üzere, sanki kulaklarına bir şeyler fısıldandığının göstergesi olmuştur.

Yerel seçimlerden hemen sonra Avrupa turuna çıkan Barzani yönetiminden, Neçirvan Barzani İngiltere’ye, Mesud Barzani ise Fransa, İtalya ve “Vatikan’a” ziyaret gerçekleştirmiştir.

Ne ilginçtir ki, yapılan tüm bu ziyaretlerde, ismi anılan ülkelerin hepsi de Irak’ın kuzeyinde bulunan bölgenin “en istikrarlı” bölge olduğunu ifade etmişlerdir. Tıpkı bugünlerde batı medyasının da yaptığı gibi!

Hatta Vatikan’a yapılan ziyarette Mesud Barzani ile Papa’nın “ortak bir projenin ayrıntılarını” değerlendirdiği, Irak’ın kuzeyinde yayın yapan ajanslar tarafından haber yapılmıştır.

* * *

Tüm bu gelişmeler üst üste konduğunda ve doğru bir biçimde okunduğunda Batının “Kürt devleti kurma projesinin” adım adım nasıl yürütüldüğünü görüyoruz.

Bu Türkiye’nin kesinlikle kabul edebileceği bir durum değildir.

Yıllardır Irak’ın kuzeyi ile Türkiye’nin “ekonomik ve siyasi” olarak entegrasyonunu talep eden Batılı çevreler, böylelikle Türkiye’nin Kürt devleti kurma projesine “sessiz” kalmasını hedeflemiştir.

Ancak böylesi bir olayın gerçekleşmesinin mutlaka Türkiye’nin bütünlüğüne ve üniter devlet yapısına çok büyük zararlar vereceği unutulmamalıdır.

AKP’yi var eden güç de zaten bugünler adına var etmiş ve bu projedeki “eşbaşkanlık” görevini ona vermiştir.

Sizce de AKP’nin Irak’ta IŞİD’in vahşetine uğrayan Türkmenlere neden sahip çıkamadığı, zulüm ve katliamları “gücü olduğu halde” neden engellemediği bu fotoğrafa bakarak daha da belirginleşmiyor mu?

Asla unutulmasın ki, Türkiye dâhil tüm çevreler Ortadoğu’daki Türkmen realitesini kabul etmedikçe kurgulanmak istenilen her proje çökmeye ve yok olmaya mahkûmdur.

Çünkü Türkmenler bu coğrafyanın asli unsurları ve sahipleridirler.

Şayet Türkiye, Irak’taki Türkmenlerin varlığını yok sayar, geri plana atarsa, bunun faturası bizler için çok ağır olur.

Binlerce yıllık Türkmen yurdu olan Musul, Kerkük, Tuzhurmatu ve Telafer gibi yerlerin kaderi İstanbul, Ankara, Kayseri ve dahi Türkiye ile birdir, beraberdir.

Bunun iyi anlaşılması gerekir…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.