SON DAKİKA

BAY ÇÖLAŞAN…

Gündem Yazıları

Önce Vatan

Gündem Yazıları

Başörtüsü kahramanları

Bu haber 02 Kasım 2013 - 11:30 'de eklendi ve 8 kez görüntülendi.

TBMM Genel Kurulu’nun başörtülü milletvekillerine gösterdiği saygı, AKP’nin bir oyununu daha bozdu. Zira, AKP’nin hesabı saygı gösterilmesine değil, özelikle CHP’nin çıngar çıkarmasına bağlıydı.

 

Kimse bu meselenin zamanlamasının bir tesadüf olduğunu söylemeye kalkışarak, bizi geri zekalı yerine koymasın. Mesele eğer sadece başörtülü milletvekillerinin genel kurula girmesi olsaydı, önceki dönemde çözülmüş olurdu. 2008 yılında MHP’yle imzaladıkları protokole uymadıkları gibi, getirilen kanun teklifine de katkı vermediler. 2010 yılında bu teklif yeniden getirildi, AKP yine yan çizdi. Kaldı ki, AKP’nin geçmişinde başörtülü öğrencilerin azarlanmasından Türkiye’nin böyle bir meselesi olmadığına, peruk takılması teklifinden görmezden gelinmesine kadar bir çok sabıka olduğu da unutulmamalı.

 

 

 

Önceden Hazırlanmış Senaryo

 

Hadi geçen dönemi bir kenara bırakalım. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bu hanımefendi milletvekillerinin seçmenin karşısına başörtüleriyle çıkıp oy istediklerini ve seçildiklerini söylüyor. O halde neden dönem başında başlarını açarak genel kurula girdiler? Bugünkü tavrı o gün ortaya koymuş olsalardı, çok büyük sorun o zaman çözülür, şimdiye kadar çoktan gündemden düşmüş olurdu. Ancak, belli ki bunu gereğinde kullanılmak üzere hep yedekte tutmuşlar. Senaryoyu yazmış, hazırlıklarını yapmış ve zamanını beklemişler. PKK ile kurulan ihanet ortaklığına Türk milletinin gösterdiği yüksek tepki karşısında ne yapacaklarını şaşırdılar ve hemen oyunu sahneye koydular. Maksat, yeni bir mağduriyet oluşturabilmekti. Hesap şöyleydi: Başörtülü milletvekilleri genel kurula gireceklerdi. CHP itiraz edip olay çıkaracaktı. MHP bu oyuna alet olmayacaktı. Böylece AKP hem gündemi değiştirecek, hem de arka arkaya yapılacak seçimlerde istismarın zirvelerinde dolaşacaktı. CHP’yi yerden yere vuracak, bir sebep bularak MHP’yi de işin içine katacak ve zihin bulandıracaklardı.

 

 

 

Vazgeçmeyecekler

 

Bunun böyle olduğunu AKP’nin sicilinden bildiğimiz gibi, genel kurulda beklenen gürültünün çıkmamasına rağmen, iktidar sözcülerinin yaptıkları açıklamalardan da anlıyoruz. Hesapları boşa çıktığı halde, yine de vazgeçmeyecek ve yalan ve abartılarla bu istismarı yapacaklardır. Zira, daha ilk dakikadan itibaren başörtülü milletvekillerini günlük siyasete ve ucuz kahramanlığa hiç çekinmeden malzeme etmişlerdir. Sosyal medyada anında bir bombardıman başlatılmıştır. Bu hanımefendilerin de bu durumu kabullendiklerini, memnun olduklarını ve katkı verdiklerini hayretle gördük. Parti sözcüleri de boş durmuyor. Bir kahraman edasıyla lafa başlıyor, bir yerlere göndermelerde bulunuyorlar.

 

 

 

Ruhsar Demirel’in Dersi

 

İşin aslını TBMM Genel Kurulunda bir konuşma yapan MHP Eskişehir Milletvekili sayın Ruhsar Demirel çok çarpıcı şekilde ortaya koydu. Sayın Demirel’in konuşması TBMM tarihinin belki de en etkili ve en sarsıcı ve en önemli konuşmasıydı. Bir ders niteliğindeydi. Bu ders sadece istismarcılara değil, bu istismarın yolunu açıp katkı yapanlara ve özellikle de malzeme olanlaraydı. Sadece siyaset dersi değildi, aynı zamanda inanç, ahlak, felsefe ve çok daha önemlisi insanlık dersiydi. Bu konuşmayı dinleyen biri hala istismara yönelir, ucuz kahramanlık peşinde koşarsa, artık söyleyecek bir şey kalmamış demektir.

 

Sayın Ruhsar Demirel’in haber sayfalarımızda yer alan bu veciz konuşmasının bazı bölümlerini hatırlatarak bitiriyorum:

 

Bugün Türkiye’de konuşulması gereken başka sorunlar var. Dünya Ekonomik Forumu açıklama yaptı. Türkiye 136 ülke içinde 127’nci sırada iş gücüne katılımda. Genel sıralamada 120’nciyiz. Bugün basına bakın, 91 bin tane çocuk anne var bu ülkede. Bizim ne giydiğimizi değil, onların ne yiyemedikleri, onların nerelerde çalışamadıkları, onların evlerine götüremedikleri ekmekleri, onların alamadıkları sağlık hizmetini konuşmamız gerekir. Bizler ki bu ülkenin çok ayrıcalıklı insanlarıyız, gelir düzeyimiz olarak, eğitim düzeyimiz olarak, yaşam standardımız olarak, bizim kılık kıyafetimiz bu ülkenin sorunu olamaz. Böyle bir hakkı kendimizde görmemeliyiz. Biz burada memleketin sorunlarını konuşmak için, bunlarla ilgili çözüm önerisi getirmek için toplanmışken kendimiz bir sorunun parçası oluyorsak, oturup kendi durumumuzu biz değerlendirmeliyiz.

 

Mahremiyet bizim toplumumuzdaki en önemli değerdir. Mahremlerimize girmeyiniz. Bir kadın ne örtecek? Bir kadın kaç çocuk doğuracak? Bu doğuracağı çocuğu sezaryenle mi yapsın? Ayran mı içsin? Bular, bizim özel hayatımız. Bunlar, bizim mahremimiz. Mahremimize girmenizden -erkek arkadaşlara söylüyorum- rahatsızız. Sizin bu yüksek perdeden, dikte edici konuşmalarınızdan rahatsızız. Anayasa’nın “Eşitlik” ilkesine hatırlatmak istiyoruz sizlere. Bizim mahrem alanımızdan çıkınız, çünkü bu bizim olduğu kadar ailelerimizin de mahremi. Biz sizlerin ne yiyip ne içtiğini konuşuyor muyuz? Ne giydiğinizi, ne taktığınızı konuşuyor muyuz? Ve bunları konuşmayı da doğru bulmuyoruz. Siyaset bu değildir. Siyaset, evet, bir tercihler manzumesidir ama bu tercihler millet adına, vatan adına, memleket adına yapılacak tercihlerden ibarettir.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.