Asikurtlar©

BAŞKANLIK

BAŞKANLIK
08 Ocak 2016 - 20:42 'de eklendi ve 4014 kez görüntülendi.

Türkiye elli yıldır Anayasasını tartışıyor…
Bugün ise 92 yıllık parlamenter sistemini…
Bu tartışmanın ufuktaki sonucu ise “Başkanlık”gibi…
Yani rejim değişikliğidir…
Belki de Başkanlık hayali tüm hayallerin üzerindedir…
***
Hatırlayalım;
92 yıllık parlamenter sistemi tartışılır hale getiren “vecize” ilk defa Rize’den başlamıştı…
Devlet büyüğümüz şu sözü etmişti:
” İster kabul edilsin ister edilmesin, Türkiye’nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir. Şimdi yapılması gereken bu fiili durumun hukuki çerçevesinin yeni bir Anayasa ile netleştirilmesi, kesinleştirilmesidir”
Kim dedi?
Devlet Büyüğümüz…
Şimdi o gün geldi çattı…
Belki de söz edilen “fiili durumun” Anayasaya uyarlaması kalmıştır.
Yeni bir anayasa ile durumun netleşmesi/kesinleşmesi süreci işlemektedir…
***
Başkanlık sisteminin önündeki engel şimdilik anayasa’dır…
AKP’nin bu yolda kullandığı argüman ise “sivil anayasa” söylemidir…
Yani, anayasa için üstü kapalı olarak “askeri” dokundurması yapılıyor.
Yeni anayasanın “öznesi” yani “sistem değişikliği” arzusu saklı tutuluyor…
***
AKP’nin 1 Kasımdan sonra ısıttığı yeni “Anayasa söylemi” ile parlamenter sistemin kaldırılıp başkanlık hayalinin gerçekleştirme girişimidir…
Başbakan Davutoğlu’nun seçimden sonra ortaya attığı yeni Anayasa söylemini dikkatle takip ediyoruz.
Fakat dikkat çekici bir hususu söylemek lazım:
Seçilmiş bir Başbakanın onu seçen “parlamenter sistemi” değiştirme girişimlerini anlamak biraz güçtür…
Parlamenter sistemin değişmesi Türkiye’nin tüm sorunlarını çözecek mi?
Parlamenter sistem acaba işlevsel olarak nasıl bir engel oluşturmaktadır?
***
Davutoğlu’nun Muhalefet liderleriyle yapılan 1 Tur görüşmelere bakınca Anayasa değişimi kısmen mümkün gözüküyor.
Ama Başkanlık sisteminin yeterli desteği bulamadığı net olarak ortaya çıkmıştır.
CHP’nin demokratik bir revizyona karşı çıkmadığı kulislere yansıdı.
MHP ise kırmızıçizgisinden dönmedi…
Bahçeli’nin Anayasal gereksinimleri çözmekte gösterdiği iradenin yanında şerh koyduğu Başkanlık sistemi olmuştur.
BAHÇELİ’NİN meseleye daha geniş perspektiften bakarak dokunulmazlıklarda kalksın istedi…
Fakat Bahçeli’nin bu vizyoner görüşü bile şimdiden polemik konusu yapılmak isteniyor.
Muhalefet partilerinin içinde muhalifler “mikser” gibi kullanılmak isteniyor.
Bu yolla olası bir referandumda “yetmez ama evet” eksenli bir algı yaratılmak isteniyor.
Hatta Başkanlık sistemini eleştirenler yeni moda “marjinal” olmakla suçlanıyor.
Zaten MHP içinde nafile çatlak yaratma girişimlerinin kronolojisine bakınca bu algının izleri de gözüküyor…
***
AKP Parlamenter sistemi siyasal ve ekonomik istikrarsızlığın sebebi olarak gösterip “istikrarsızlık korkusu” salarak olası referandum için zemin aramaktadır…
Yeni anayasa söyleminde “erkler ayrılığı” ilkesini “kuvvetler biriliği” olarak değerlendirip yetkinin tek merkezde toplanmasına “sempatik kılıf” hazırlığındadır…
***
İki farklı perspektif var…
Asıl sorun parlamenter sistem mi?
Yoksa Başkanlık hayali mi?
***
Kanaatimce parlamenter sistemin suçu yok.
Asıl mesele, “tek yetki” modeline geçiş için başkanlık sisteminin seçilmesidir…
Eğer Başkanlık Türkiye için elzem ise 13 yıldır iktidar olan AKP bunu daha önce neden fark edememiştir?
Sayın Erdoğan köşke çıkınca mı, bu eksiklik fark edilmiştir?
Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran iktidar zaten her yetkiyi kanunlaştırıp kullanmıyor mu?
O halde başkanlık hayali neden?
Arka planda olan ne?
***
Dünya’da demokrasiyle yönetilen ve senatosu olmayan ülkelerde parlamenter sistemin sigortası kuvvetler ayrılığı ilkesidir.
Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran iktidarların aynı siyasal geçmişten gelen bir Başkan seçmesi durumunda erkler dengesi nasıl sağlanabilir?
Mesela Başkanlık sistemi olan ABD’de denetim mekanizması olarak senato var…
Başkanlık narası atanlar böyle bir denetim mekanizması için ne düşünmektedir?
***
Bir Başkanlık hayali de biz kuralım;
Şöyle bir model önersek sizce ne kadar demokratik olur…
Mesela; “Bakanlar ve müsteşarların sayısını ve görevlerini başkan belirlese…
Başkanın bu görevler uygun gördüğü isimler meclisin tasdiki ile göreve başlayabilse…
Bakanlar ve müsteşarları Başkan istediği zaman azledebilse…
Azil de meclis onayına gerek olmasa…
***
Mesela; Yüksek dereceli hâkimleri genel müdür ve üstü yüksek dereceli memurları valileri ve büyük elçileri “Başkan” tayin etse…
***
Hayal bu ya!…
Biraz ileriye gitsek mesela; Başkanın, “bütçe kanunu dışında mecliste kabul edilen tüm kanunları veto etme yetkisi olsa”…
Böyle şey olur mu, diyeceksiniz değil mi?
Olmaz tabi de…
Dikkat çekmek istediğim bu konular değil sadece kısır bir tartışma ile süreç ilerleöesinedir…
***
Peki, vatandaşa “erkler birliği” diye lanse edilen bir sistemde “erklerin denetim görevini” nasıl bir sistem telafi edecektir?
Bu görevi nasıl bir mekanizma üstlenecektir?
Anayasamızın güncellenmesi elbette gerekli olabilir.
Kimse buna karşı değil ama Başkanlık başka bir meseledir….
92 yıllık parlamenter sistemin kendini fes etmesi, erkler ayrılığı denen denetim mekanizmasının iflası olmaz mı?
Zaten Kamuoyu ve siyasi partilerin mesafeli ve tavırlı yaklaşımı bu belirsizliğe değil mi?
Demokrasiden sapma endişesi değil mi?
***
Parlamenter sistem ile rejimi yaşatan, hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik ve sosyal prensibi tesis eden erklerin tahrip edilmesinin komplikasyonlarının ne olacağını acaba şimdiden bilen var mı?
Başkanlık elbette tartışılır ama “ya benim dediğim” veya “benim istediğim” şeklinde bir “dayatma” ile tesis edilecek başkanlık sizce demokratik olur mu?
Mustafa Ertekin

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER