Asikurtlar©

Başkanlık Telaşının Sebebi Ne?

Başkanlık Telaşının Sebebi Ne?
04 Şubat 2016 - 18:06 'de eklendi ve 4978 kez görüntülendi.

Türkiye kelimenin tam anlamıyla yangın yerine dönmüşken, AKP ve özellikle sayın Cumhurbaşkanı her şeyi bir kenara bırakıp “başkanlık sistemini” ülkenin ivedi meselesi olarak öne çıkardı. “Seçimden henüz çıkılmış olmasına rağmen, neden bu kadar acele ediliyor?” sorusu, herkesin kafasını kurcalıyor. Buna bağlı olarak cevap arayan bir soru da şudur: “AKP’nin milletvekili sayısı, referandum yoluyla da olsa Anayasa değiştirmeye yetmiyor. Muhalefet partilerinden sadece HDP açık kapı bıraktı, ancak onlarla da kanlı-bıçaklı bir görüntü veriyorlar. Başkanlık sisteminin bu parlamentodan geçmesi neredeyse imkansız görünmesine rağmen, bu kadar ısrarın altında ne yatıyor?”

AKP’DE HER AN HER ŞEY OLABİLİR

Yapılan açıklamalara ve yaşanan gelişmelere bakarak, bu sorulara cevap arayalım: Sayın Cumhurbaşkanının her şeyi bir kenara bırakıp başkanlık dayatmasını her şeyin önüne geçirmesinin birinci sebebi, AKP’nin içinde yaşananlardır. AKP grubu henüz yeni oluşmuştur. Alınacak radikal tedbirlerin parlamentoların ilk bir yılı içinde mümkün olabildiği, tecrübeyle sabittir. Dolayısı ile yeni milletvekillerinin heyecanının fırsata dönüştürülmesi için acelede ediliyor. İkincisi, Bülent Arınç’ın açıklamaları ve buna bağlı olarak parti içinde yaşanan restleşmeler gösterdi ki, zaten toplama menfaat ortaklığı olmaktan ileri gidemeyen AKP’de her an her şey olabilir. Buna parti içinde muhalefet oluşturma ve kopmalar dahildir. Kaldı ki, daha şimdiden 60 kadar AKP’li vekilin başkanlık sistemine karşı oldukları yönünde, çok ciddi yorumlar yapılmaktadır.

OLDU-BİTTİ

Üçüncüsü, Meclis uzlaşma komisyonu henüz teşekkül etmiş ve çalışmalarına başlamıştır. Ancak, özellikle sayın Cumhurbaşkanı bu komisyonu neredeyse yok sayıyor. Hâlbuki, bir önceki dönemde yapılan çalışmalar, yeni Anayasa yapmanın mümkün olabileceğini ve bunun önündeki en büyük engelin başkanlık dayatması olduğunu ortaya koymuştur. Sayın başbakanın “başkanlık sistemi” konusunda sayın Cumhurbaşkanı kadar istekli olmadığı da bilinen bir gerçektir. Parlamenter sistem üzerinde bir uzlaşmayla bu komisyondan sonuç çıkması muhtemeldir. Bu ihtimal sayın Cumhurbaşkanının bütün hesaplarının bozulması ve AKP’yi tamamen elinden kaçırması demektir. Bu durumda, zaman geçirmeden ne yapılacaksa yapılıp, bir oldu-bitti ile başkanlık hesapları sonuca bağlanmak isteniyor.

AKP’NİN SAYISI REFERANDUMA YETMİYOR

Gelelim ikinci sorunun cevabına: AKP’nin milletvekili sayısının referandum yoluyla da olsa başkanlık sistemi için Anayasa değiştirmeye yetmediği ortadadır. Muhalefet partilerinden CHP ve MHP kesin olarak kapıyı kapatmışlardır. HDP’den şarta bağlı destek açıklamaları gelmiştir. Ancak AKP oynana tiyatro gereği HDP ile kanlı-bıçaklı bir görüntü veriyor. Kaldı ki, HDP ile yapılacak bir anlaşmaya bağlı olarak yapılacak Anayasa değişikliği ve başkanlık düzenlemelerinin Türk milletinin gazabına uğraması çok yüksek ihtimaldir.

ERKEN SEÇİM İHTİMALİ

Bu durumda geriye iki ihtimal kalıyor. İlki, bir erken seçimle birlikte AKP’nin tek başına Anayasa yapacak çoğunluğu elde edebilmesidir. Nitekim, sayın Cumhurbaşkanının bu yönde çok istekli olduğu anlaşılıyor. Daha da ileri giderek, AKP’nin bu sistemin işlemediğini ve karar alınamadığını millete gösterebilmek için kasıtlı biçimde meclisi çalıştırmayıp, çıkmaza sokmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Ancak, burada da ciddi problemler var. AKP grubundan bir erken seçim kararı çıkarmak kolay görünmüyor. Çok daha önemli olan, sayın Başbakan açık ve net şekilde, erken seçim defterini kapatmış ve bunu “ihanet” olarak değerlendirmiştir. Buna rağmen, sayın Cumhurbaşkanının baskısıyla bir erken seçim teşebbüsünün, zaten içi çok karışık olan AKP’nin bir anda darmadağın olmasıyla sonuçlanması, kimseyi şaşırtmamalıdır. Ancak, sayın Cumhurbaşkanının her şeyi göze alabileceğini söylemek, haksızlık olmayacaktır.

VEKİL PAZARI MI KURULACAK?

İkinci ve şu anda en çok öne çıkacak gibi görünen ihtimal, meclis içinden 330 sayısının tamamlanmasıdır. Nitekim, sayın Cumhurbaşkanının Şili gezisi sırasında yaptığı, “’81 vilayette arama konferansı yapılır, halkın kanaatlerini de alırız. 330’u sağladıktan sonra da bunu referanduma sunarız. Referanduma götürülmesi halinde de milletten bu işin olurunun çıkacağına inanıyorum” şeklindeki açıklama, bu ihtimalin çok ciddi biçimde değerlendirildiğini gösteriyor. Bütün mesele 330’un nasıl sağlanacağıdır. Bir muhalefet partisiyle uzlaşma neredeyse imkansız olduğuna göre, geriye kalıyor vekil pazarı kurulması. Bu ihtimal şu anda çok öne çıkmış görünse de, aklımıza dahi getirmek istemiyoruz. Böyle bir teşebbüs dahi, zaten çok ağır vaka haline gelmiş ahlaki ve toplumsal çürümeyi, daha da ileri götürecektir. Zaten sicili çok kabarık olan AKP, böyle bir şeyin altından asla kalkamaz.

KIRK KATIR, NE KIRK SATIR

Tablo budur. Neresinden bakılırsa bakılsın Türk milleti, kelimenin tam anlamıyla “kırk katır mı, kırk satır mı?” arasına sıkıştırılmak isteniyor. Ne katır-ne satır, AKP’nin işine gelmese de üçüncü ve en güvenli yoldur. Sayın başbakan, “Cumhurbaşkanı Anayasa tartışmalarının dışında tutulsun” diyor.Doğru söylüyor da, bu tartışmaların tam ortasında olmayı varlık sebebi getiren sayın Cumhurbaşkanını nereye koyacağımızı bir türlü söyleyemiyor. Eğer AKP “başkanlık sistemi” gibi özel hesaplarını bir kenara bırakır, gerçek anlamda ülkenin ve milletin menfaatlerini öne çıkaracak bir tutum sergilerse, Anayasa uzlaşma komisyonundan bir sonuç çıkması gayet mümkündür. Asıl korkuları ve bu kadar telaşlı olmalarının sebebi de tam olarak budur.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER