Asikurtlar©

BAŞKANLIK MI?

BAŞKANLIK MI?
02 Aralık 2015 - 19:21 'de eklendi ve 4713 kez görüntülendi.

Bir devleti çökertmek istiyorsanız; onu silahla değil kurumlarının yapılarını bozarak çökertebilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, düşürülen Rus uçağı ile ilgili açıklama yaparken; geçtiğimiz hafta Antalya’da yapılan G-20 zirvesine atıfta bulunarak konuyu yine başkanlığa getirdi ve ”G-20 nin en güçlü devletleri başkanlıkla yönetiliyor” dedi. Yani dolaylı olarak başkanlık sisteminin ülkeyi gerek siyasi olarak, gerek ekonomik olarak hatta askeri olarak güçlendireceğini söylemiş oldu.
Evvela G-20 ülkelerinin, en büyük 20 ekonomi olduğu inancının yanlış olduğunu söylemekte fayda var. Mesela Norveç, mesela Tayvan, mesela İsviçre ve daha bir çok zengin ülke G-20 üyesi değil. Şimdi kişi başı milli geliri 97.000 dolar olan Norveç’in ekonomisinin G-20 üyesi ülkelerin ekonomisinden daha zayıf olduğunu söyleyebilir miyiz? Bu soru İsviçre, Tayvan ve diğerleri içinde geçerli.
Gelelim asıl konumuza, yani Erdoğan’ın referans gösterdiği başkanlıkla yönetilen ülkelere.
Bu ülkeler hangileri? ABD, Brezilya, Meksika, Güney Afrika, Arjantin ve Endonezya’dır Bunların yanında Fransa, Rusya ve Güney kore’de ise yarı başkanlık sistemi vardır.
Başkanlıkla yönetilen bu ülkelerin ortak özellikleri; hepsinin çift parlamentoya sahip olması ve hepsinde federaL sistem dahilinde kendi içinde bölgesel yönetimlerin olmasıdır. (Yani tamda PKK ve HDP nin istediği sistem)
Buna karşın parlamenter demokrasi ile yönetilen G–20 üyesi ülkeler ise şunlardır: Avustralya, Kanada, Almanya, Hindistan, İtalya, Japonya, İngiltere ve Türkiye’dir.
Şimdi Keramet başkanlık da ise İngiltere, Almanya, Japonya, Avustralya, Kanada, İtalya ve Hindistan’a ne diyeceğiz?
Erdoğan parlamenter sistemi savunmak isteseydi bu defa da G-20 üyesi ülkeler içinden; ABD, Brezilya, Meksika yerine İngiltere, Almanya ve Japonya gibi ülkeleri örnek göstermeyecek miydi?
Bu arada konuya Çin’i bilerek dahil etmedim. Malumunuz Çin, dünyadaki parti cumhuriyetinin (tek parti Diktatörlüğünün) tek örneğidir. Demek ki Erdoğan’ın bu tezinin içi boş!
Bunun yanında özellikle de kurumsal yapı yerine şahsa münhasır başkanlık sistemi uyguladığı için perişan olan ülkeleri söylemeye gerek bile yok!
Başkanlık sisteminin, birden çok ve yerel parlamentolara sahip olmasının sakıncaları bir yana, pek aklımıza getirmediğimiz, fakat en az diğer yönleri kadar belkide daha bile fazla sakıncalı olan tarafları var. Mesela henüz başkanlığa bile geçmediğimiz halde MİT’ nın Başbakanlıktan alınarak Cumhurbaşkanlığına bağlanmasının sakıncalarını küçümseyebilir miyiz. Birileri çıkıp da; bu işlemle MİT kurumsal yapısından uzaklaşarak adeta kişiye özel bir hafiye hatta ispiyon örgütüne dönüştü dese, buna karşın biz çok rahatlıkla hayır kardeşim öyle birşey yok diye savunabilir miyiz? Üstelik MİT deki bu dönüşümü henüz başkanlık sistemine bile geçmeden oluşturdular. Yani henüz prova aşamasında. İşte MİT deki bu dönüşüm, birilerinin ısrarla yerli yersiz her vesile ile bize dayatmaya çalıştığı başkanlık sistemi ile devletin kurumlarının ve demokrasinin ne hale geleceğinin en büyük habercisi.
Sözün özü; Başkanlık sistemi ne devletimizin kurumsal yapısına, ne ülkemizin coğrafi özelliğine, ne demografik yapımıza, nede bizim sahip olduğumuz demokrasi kültürüne uygun değil. Devlet yönetimlerinde sistemler kişisel olarak düşünülemez. Kurumsallık yerine kişisel inisiyatiflerin öne çıktığı yönetimlerde bugün için ehil kişilerin yönetimde olduğunu kabul etsek bile yarın kimlerin iş başına geleceğini bilmemiz mümkün değil.
Onun için parlamenter yapının ve Cumhuriyetimizin kıymetini bilelim.

Şahap ÖZDEMİR

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER