Asikurtlar©

Başkanlık diye diye bölün(mü)yoruz

Başkanlık diye diye bölün(mü)yoruz
29 Ocak 2016 - 8:00 'de eklendi ve 4042 kez görüntülendi.

Her cümlesi, her kelimesi, hatta her harfi kendi beyanlarına ve bütün dünyanın gözleri önünde yaşanan açık ve kesin gerçeklere dayalı tespit ve yorumlarımız, “Cumhurbaşkanına ve bazı kamu görevlilerine iftira” oluyormuş. Dolayısı ile bu ağır ve affedilmez suçtan dolayı, Yazı İşleri Müdürümüz Mehmet Müftüoğlu’nun şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınması istendi.

Bu gelişme üzerine, kimsenin mağdur olmaması için yazımızın başlığından başlayarak, her cümlesini düzeltip istenilen hale getiriyoruz. İftira suçunu yok ediyor ve şüpheleri ortadan kaldırıyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan neredeyse hergün bir yerde bir vesile ile konuş(mu)yorlar. Bunu tamamen biz uydurduk. Bölücü terör ve ihanetin kat ettiği aşama, ortak gündemlerini oluşturmadığı halde, bunu da biz uydurduk! Türkiye’nin 13 yıllık AKP döneminde nasıl uçtuğunu, geliştiğini ve değiştiğini söylediklerini kimse duymamış, Cumhuriyet tarihini kendileriyle başlattıklarına hiç kimse şahit olmamıştır. Ardından PKK ihanetinin hangi seviyelere geldiğini, neler yaptıklarını, nasıl ayaklanma başlattıklarını ve HDP’nin bu kalleşliği nasıl desteklediğini uzun uzun anlattıklarını, hiçbir televizyon kanalı yayınlamadı. Böyle bir şey yok. Anlattıkları da zaten açık ve aleni şekilde ülkeyi ne hallere düşürdüklerinin itirafı değil, CHP’nin yetersizlikleri ve “çözümü” dür.

KİMSEYİ ŞİKAYET ETMİYORSUNUZ!

Bu sözleri dinleyenlerin ruh hallerini merak ederek, büyük bir hata işlemişim. Zira, o toplantıların birinde bulunup, sonrasında başıma ne geleceğini hiç düşünmeden, “ne güzel de anlatıyorsunuz. Onlar bomba döşerken, yol keserken, şehirleri ele geçirirken siz neredeydiniz? Şimdi de, çözüm diyerek itleri nasıl çözüp şehirlere saldığınızı ve ülkeyi ne hallere düşürdüğünüzü anlatıyorsunuz. Kimi kime şikayet ediyorsunuz? Hükümet sizsiniz, ve bu ihanet noktasına bu ülke sizin sayenizde geldi” diye sormanın bir gazetecilik faaliyeti değil, devlet sırrını ifşa etmek, Cumhurbaşkanı ve bazı kamu görevlilerine hakaret etmek olduğunu, ne Gazetecilik okulunda, ne 30 yıllık meslek hayatımda bana öğretmediler. Şimdi, sayenizde öğrendim ve çok pişmanım! Zaten onlar bomba döşeyip yol keserek şehirleri ele geçirirken, iktidarda CHP vardı! O toplantılara katılanlar bırakın bunları sormayı, bir de ayağa kalkıp alkışlayarak, çok doğru yapıyorlar! Bu bir akıl tutulması değil, mutlaka olması gerekendir. Böyle bir şeye şaşırıp kalmış olmama, şaşırıyorum.

ARADA BÜYÜK FARK VAR!

Terör ve ihanetin bu durumlara gelmesinde AKP’nin zerre kadar vebali olmadığı için, insan aklıyla alay etmeleri de söz konusu değildir. Anlattıklarına bakılınca, onların her şeyi doğru yaptıkları, ülkeyi çok güzel yönettikleri, ama HDP ve CHP her şeyi berbat ettiği, kolaylıkla anlaşılıyor. Her konuşmanın en az yarısının bu iki partiye ve sözcülerinin söylediklerine ayrılmasından daha doğru ne olabilir? “HDP ve CHP’nin yanlış yapması, ihanet etmesi sizi kurtarmaz” demek, gerçeğe terstir. Zira, onlar varlık sebeplerinin gereğini yerine getirerek, AKP’yi elbette kurtarıyorlar. “Peki siz ne yapıyorsunuz?” diye soru sormuş, sonrasın da, “Ne farkınız var, onlardan? İktidar olan sizsiniz, CHP ve HDP değil. Kaldı ki, çözüm denilen ihanet yolunda ortağınız HDP, en büyük destekçiniz de CHP’ydi.” Demişim. Oysa söz konusu terör olunca, hesabı AKP’den değil HDP ve CHP’den sormak gerekir ki, ben yine yanlış yapmışım.

İŞBİRLİĞİ YAPMAYACAKLAR

AKP’nin bu iki partiden destek istediği ve ortak hareket etmelerini beklediğini, dünyada benden başka duyan ve gören olmamıştır. AKP ve HDP hiçbir zaman biraraya gelmedi, Dolmabahçe diye bir şey olmadı. Dolayısı ile bundan sonra da biraraya gelmeleri ve ihaneti daha ileri götürmenin yollarını aramaları mümkün değildir. Leyla Zana’nın kabulü, bunun işareti olamaz! Tek başınıza bir sonuç alma imkanı olmadığı halde, yeni Anayasa değişikliğini bu kadar öne çıkarmanızın, başkanlık dayatması yapmanızın altında bu partilerle yapılacak işbirliği kesin olarak yatma(ma)ktadır.Zira AKP’nin milletvekili sayısı zaten yeterlidir? (Sakın ola, “nasıl yeterli?” diye bana sormayın.) Başbakan Davutoğlu, bu niyetle partilere bir ziyaret de yapmamıştır! O ziyaret, sadece çay içmek içindi. Yazının, “CHP’nin özerlik, federasyon ve PKK’nın diğer ihanet beklentileri konusunda fazla bir itirazı yok. HDP zaten dünden hazır. Tek sorun CHP’nin başkanlık konusundaki çekincesidir. HDP’nin öyle bir şartı da yok. Bütün mesele Türk milletinin hazmetme noktasına getirilmesindedir ki, bu görev de PKK’ya düşüyor.” Kısmına AKP’yi ilgilendiren bir şey olmadığı için, itiraz olacağını zannetmiyorum.

YENİDEN MASA KUR(MAYA)CAKLAR

Türkiye diken üstünde değil, huzurlu ve rahattır! İhanetin başını alıp gittiği tamamen benim uydurmamdır? Ülkenin belli bir bölgesinden Beyrut, Şam, Humus, Rakka benzeri görüntüler geldiğini ne gören, ne duyan olmuştur! Sokağa çıkma yasaklarına rağmen aylardır değişen bir şey olmadığına da hiç kimse rastlamamıştır. Daha da ileri gidip, ülkenin diğer bölgelerinde de yakıp yıkmalara başladıklarını kim söyleyebilir? “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bu ihaneti söndürmesi bu kadar zor değildir.” Diye yazmıştım. İtiraz edildiğine göre, bunu da “çok zordur” olarak düzeltiyorum. Aynı şekilde, “Kararlı ve tutarlı bir hükümet bu ihaneti çok kısa zamanda durdurur ve huzuru sağlar.” Cümlesini, “sağlayamaz” olarak değiştiriyorum. Ülke bu kadar huzurluyken, “AKP’nin bu kararlılığı göstermediğini ibretle izliyoruz.” diyerek, büyük ayıp etmişim. Bütün bunların yeniden masalar kurulmasına gelip bağlanacağını söylemek haksızlıktır. AKP ne zaman masa kurdu ki, şimdi kursun? Şu anda gizli gizli bu masalar kurulmuş olabileceğini düşünmek AKP’nin siciline haksızlıktır!Dolayısı ile o masalarda buzdolabından çıkarılacaklarla birlikte her şeyin kaldığı yerden devam edeceğini söylemek doğru değildir. Bu konuları Türkiye’de en iyi takip eden, en iyi bilen ve isimlerden olan MHP Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ’ın çok çarpıcı beyanları basına yansımamıştır.AKP’nin özerlik, bebek katilinin serbest bırakılması ve Kan dilli katillerin şehirlere indirilmesi konusunda PKK ve HDP ile anlaştığı, bunun karşılığında başkanlık desteği olacağını söylememiştir. Söylese dahi bu sözlere her iki taraftan da hiçbir itiraz olmadığına, hiç kimse şahit değildir.

ÖZERKLİĞİN BAŞKANLIKLA NE İLGİSİ VAR?

Federasyon ve özerlik için zaten alt yapı hazırlanmamış, AKP bu yolu açacak düzenlemeleri değil, üniter yapıyı güçlendiren, parlamenter sistemi önce çıkaran, milli devleti esas alan düzenlemeler yapmıştır! Dolayısı ile sıranın adının konulması ve PKK’ya teslim edilmesine gelmesi hiçbir şekilde mümkün değildir. ABD’nin BOP yolunda AKP’den beklentisi ve talebi de bu yönde değildir. Zira, daha birkaç gün önce Biden’in hiçbir talebi olmadı ve PYD’yi terörist yapı ilan etti! “Özerlik veya federasyonun bu ülkenin birlik ve bütünlüğüne zarar vermeyeceğini söyleyecek ve bu milleti bunu da hazmettirmeye çalışacaklardır gibi bir tahminde bulunmak, özerklik ve federasyon sadece bir ara durak olacağını söylemek, bunun sonunun kesin olarak bölünme olacağını iddia etmek boşunadır. Barzani ve PYD’nin durumları ve kat ettikleri aşama dikkate alınırsa, böyle bir iddianın ne kadar boş olduğu da kendiliğinden ortaya çıkar!

FELAKET KAPIYA DAYAN(MA)DI

AKP’ye bir defa daha iktidar vermenin sonun felaket olacağını bu millete ısrarla ve inatla anlatmaya çalışarak, hata ettik. Zira, seçim sonrasında huzur, zenginlik, istikrar, geldi. Terörden vazgeçildi, Cizre ve Silopi’de piknik yapılıyor. Korktuğumuz başımıza gelmedi. Kim ne derse desin, bu ülke AKP eliyle ve başkanlık hesaplarıyla adım adım önce federasyona, sonra da bölünmeye sürüklen(mi)yor. Tam tersine başkanlık, federasyon ve bölünme ülkenin gündeminde yoktur! Bütün hazırlıklar bunun için yapılmamaktadır. “Bu millet, ne olacaksa olsun yeter ki huzur gelsin” noktasına getirilmemiştir ve psikolojik alt yapının tamamlanması söz konusu değildir. Neresinden bakılırsa bakılsın bizi çok, ama çok güzel günler bekliyor!

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER