Asikurtlar©

Başkanlık çıkmazı

Başkanlık çıkmazı
12 Nisan 2016 - 9:29 'de eklendi ve 4052 kez görüntülendi.

 

 

Cenaze evine dönen ülkenin, bu ağır ve derin sorunu aşabilmesi için, güvenlik güçlerini sahaya sürmek dışında AKP’nin her hangi bir çabasının olmadığı aşikardır. Terörist cenazelerine giden sözde milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmamak için, hala ipe un seriyorlar. Ama diğer taraftan tamamen özel hesaplara bağlı başkanlık düzeni için, canhıraş biçimde Anayasa hazırlıyorlar.

DENEDİK AMA OLMADI
Akıl ve izan sahibi herkes, AKP’nin içindeki dehşet dengesi müsaade etse dahi, meclisteki en az bir parti ile uzlaşma sağlamadıkça,Anayasa değişikliği veya Yeni bir Anayasa için yeterli çoğunluğun bulunmasının imkansız olduğunu bilir. Böyle bir uzlaşma olmadığı gibi, sağlanacağı yönünde bir ihtimalde görünmüyor. Bu şartlarda Anayasa hazırlayıp meclise getirmenin ve başkanlık sistemi dayatmasında bulunmanın makul ve mantıklı bir izahını yapabilmek mümkün değildir.Zaten özellikle Davutoğlu cephesinin şu anda yapmaya çalıştığı şey, bu meclisten böyle bir değişikliğin çıkmayacağını tescil etmektir. Bir taraftan Anayasa yazımına başlandığı ve kısa sürede sonuçlandırılacağı ilan ediliyor, diğer taraftan Güneş Motel hatırlatmaları yapılarak, meclis aritmetiğine dikkat çekiliyor. Meclisteki her hangi bir partiyle uzlaşma yok. Güneş Motel pazarlıklarına kapı kapalı. O halde en azından referandum için gerekli olan 330 sayısı nasıl bulunacak? Bütün bunlar,”Denedik, ama olmadı” diyebilmek ve Erdoğan baskısını aşabilmek için değilse nedir?

KENDİ DERTLERİNE DÜŞTÜLER
Bizim gördüğümüzü, bildiğimizi Sayın Cumhurbaşkanı da, Sayın Başbakan da, siyasetin içinde olanlar da elbette görüyor. Ancak, başka çareleri yok. Her ne kadar saklamaya, çarpıtmaya, korkutmaya uğraşsalar da, bu yalan, talan ve ihanet düzenini daha fazla sürdüremeyeceklerinin farkındalar. Yeni bir şeyler yapmak ve kontrolü elde tutmak gerekiyor. Cumhurbaşkanına göre bunun yolu da başkanlıktan, Davutoğlu’na göre de Erdoğan baskısından kurtulmaktan geçiyor.Onun için her şeyi bir kenara bıraktılar, kendi dertlerine düştüler.

GÖKTEN HUZUR MU YAĞACAK?
Başkanlık sisteminin seyri ne olursa olsun, gerçek değişmiyor. Ülkede her şeyin kötüye gittiğini ve artık yönetilemez noktaya gelindiğini bizzat kendileri itiraf ediyorlar. Sonra da sanki 14 yıldır kendileri iktidarda değilmiş, bütün bu felaketlerin bizzat sorumluluğunu taşımıyorlarmış gibi, üste çıkmaya uğraşıyorlar.Her gün birkaç defa konuşarak, ülkenin gerçek gündemine dönmemesi için milleti angaje tutmaya çabalıyorlar. 14 yıldır her şeyi çok iyi yapmışlar, ama Anayasa ve sistem artık daha fazlasına izin vermiyormuş. Başkanlık sistemine geçilince gökten huzur yağacak, yerden para fışkıracakmış ve bir anda her yer güllük-gülüstanlık olacakmış.

ANAYASA MI DEDİ?
Bir defa daha açık ve net şekilde soralım: Bu Anayasa mı size, “PKK ile ortaklık kurun, İmralı canisini tek ve değişmez muhatap haline getirip şeref masalarına oturtun, yeni bir Sevr anlaşmasıyla ülkeyi bölünme noktasına getirin, milli ve manevi bütün değerlere savaş açın, ülkeyi BOP’a saplayın ve bu uğurda bütün komşularınızla düşman olun, Türkiye’yi tarihinin en büyük yalnızlığına ve itibarsızlığına mahkum edin, Obama’nın sopasıyla ayar verdiği durumlara düşün, topraklarınızı bırakın kaçın, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetim kadrosunu hapishanelere doldurun, hukuku arka bahçenize çevirin”dedi? Bu sistem mi sizi, sizin gibi düşünmeyen herkesi düşman ilan etmeye ve elinizden gelirse yaşama hakkı bile tanımamaya, sokakları yaşanmaz hale getirmeye, cinayetleri, mafyalaşmayı, kadını aşağılamayı, adi suçları patlatlatmaya, herkesi takibe alıp bir korku düzeni kurmaya, evlere milyar dolarlar, ayakkabı kutularına milyon dolarlar doldurmaya, bakanlarınızın yatak odalarına para kasaları yerleştirmeye, İslam değerleriyle alay edip, milliyetçiliği ayaklar altına almaya mecbur etti?

SİCİL
Barzani’yi kardeş ilan etmek, kardeş ilan ettiğiniz Esad’ı bir anda dünyanın en tehlikeli adamı haline getirmek, askerin kafasına çuval geçirmek, İsrail’le Davos tiyatroları oynayıp Ermeni’den özür dilemek Anayasa emri miydi, sistemin gereği miydi? Sizin gibi düşünmeyen herkese ağır hakaretlerle yüklenmeyi Anayasa mı emretti, parlamenter sistem mi mecbur bıraktı? Sizi 4 dönem arka arkaya iktidara taşıyan bu Anayasa, bu sistem değil miydi? Yeterli çoğunluğunuz olduğu halde, 2010’daki Anayasa referandumuna başkanlık sistemini niçin koymadınız? Cumhurbaşkanı başkası olur ve başkan seçilme şansı başkasına geçerse parlamenter sistem, ama ipler sizin elinize geçince “başkanlık sistemi” demek, ne kadar samimiyettir? “Başkanlık sisteminin ortaya çıkışı bir özentinin sonucu ya da Amerikan emperyalizminin bize bir tavsiyesi” diyen kimdi?
TASLAKTAN BELLİ
Sıfır terörle teslim edilmiş ülke, sayenizde yangın yerine döndü. Ekonominin uçtuğu-kaçtığı masallarına artık herkesin karnı tok. Din istismarı fayda vermiyor, kömür, makarna yalama oldu. Demokrasi ve hukuk yerlerde sürünüyor. Sokaklar kaynıyor. Millet ümitsiz ve çaresiz. Ülke itibarsız ve yalnız. İhanet cüretkar ve sonuç alıyor. Bütün bunların üzerini örtmek için bulduğunuz şey, yeni Anayasa ve başkanlık dayatması oldu. Bir zamanlar aynı şeyi Avrupa Birliği için yapmıştınız. Avrupa Birliği’ne girecektik, bir anda kendimizi cennette bulacaktık. Şimdi de Anayasa değişecek, başkanlık sistemi gelecek bir anda borçlar ödenecek, sokaklar rahatlayacak, cinayetler bitecek, hırsızlıklar sona erecek, gökten iş ve para yağacak, hainler vazgeçecek, demokrasi işleyecek, hukuk, medya ve yargı bağımsızlaşacak, öyle mi?
Hazırlanan taslağın basına yansıyan kısmı, asıl amacın ne olduğunu net biçimde belgeliyor. Sorun sistem de değil, zihniyettedir. Yaptıkları, yapacaklarının teminatıdır. Ülkeyi bu hale getirenlere bir de yeni Anayasa ve başkanlık yetkisi verilirse, varın gerisini siz düşünün.
Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER