Asikurtlar©

BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ İLE HASBİHÂL

BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ İLE HASBİHÂL
06 Eylül 2015 - 13:23 'de eklendi ve 4434 kez görüntülendi.

Türkiye, cumhuriyet tarihinin en zor ve en karanlık dönemini yaşıyor. Bir girdabın içinde, son sürat yol alıyor memleket. Memlekete ve millete hizmet etme sanatı olan siyaset ve siyaset kurumunun birçok mensubu da yerini almış bu girdapta.Siyasetin memlekete ve millete hizmet etme sanatı olduğundan bihaber, kendi ikballerine hizmet ediyorlar siyaset kurumunun aracılığıyla…

 
Memleketin içinde bulunduğu ahval ve şerâitin farkında olanlar, kara bulutlara bakıyor umutsuzca.Lakin bu girdaba kapılmamış mensupları halen var siyaset kurumunun. Umutsuzluğun Müslümana haram, Türk’e yasak olduğunu hatırlatıyorlar, memleketin gökkubbesinde ki kara bulutları çaresizce seyredenlere…

 

 

Bin eğrinin içinde bir doğruyu andıran duruşlarıyla…Hal böyle olunca, Türk’ün otağına vardım, Türklüğün yol başçılarına arza ve onlarla hasbihâl etmeye memleketin halini. Ve diz vurdum yere, son Başbuğ Alparslan Türkeş’in önünde…

 

 

Başbuğ Türkeş : ” Sizlere kolay bir başarı vaat etmiyorum.Kısa zamanda bir iktidar umanlar, bizimle yola çıkmasınlar. Yolumuz uzun ve çetindir. Bu yolda karşınıza menfaat teklifleri, tehditler ve daha bir yığın engel çıkacaktır. Bu çetin yolda, dayanabilecekler bizimle gelsinler. Cesur olanlar, kuvvetli olanlar, gerçekten inananlar kafilemize katılsınlar. ”

 

 

Türk siyaseti, teklif ya da tehditle, siyasi mecrasını değiştirmiş birçok ismi hafızasında barındırmaktadır. Ancak, siyasi muarızlarını teklif ya da tehditle yanına çekmek veya sindirmek, Türk siyasetinde içinde bulunduğumuz dönem haricinde hiçbir zaman siyasi çizgi haline gelmemiştir. Siyasetin, özü itibariyle memlekete ve millete hizmet etme sanatı olduğu gerçeğini perçinleyen siyasi idealizm ve temsil ettiği kavramlar, bu dönemde ayaklar altına alınmıştır.

 

 
Söz konusu kavramların içini boşaltma operasyonu, özellikle de konu mankenlerinin katkılarıylakamuoyunda karşılık bulmuştur.Bu operasyonda konu mankeni olanlar ise, adeta gevşek saplı bir keseri andırmaktadır.

 

 

Gevşek saplı keserin ne zaman, nereyi keseceği belli olmaz. Gevşek saplı keser, maharetini çetin bir cisimle karşılaştığında tam anlamıyla sergiler. Çetin bir cismin karşısında, gevşek saplı keserden olumlu randıman alamazsınız…

 

 
Rahmetlik Başbuğumun , ” Dava adamları, o davanın şartlarını ve gereklerini kendi kişiliklerinde yaşayamazlarsa, o davayı bir adım ileri götüremezler ” sözünde verdiği mesaj gibi…

 

 

Dün, Türklüğün mukaddesleri uğruna beş bin evladını kızıl kahpe kurşunlara kurban vermiş Milliyetçi – Ülkücü Hareketi, bugün tekliflerin, tehditlerin, iftiraların ve komploların sindirmesi ya da yok etmesi elbette mümkün değildir. Çünkü Ülkücü, nefsini bir daha çıkarmamak üzere kör kuyulara atandır. Bununla birlikte, Ülkücü gevşek ya da sağlam saplı bir keserde değildir.

 

 

Ülkücü, hem hedefine doğru ilerleyen, hemde milletinin milli varlığına kasteden düşmana karşı saplanmak üzere yayından çıkan bir oktur. Ancak, dün binlerce Ülkücüyü hedef alan kurşunların, bugün bahsettiğimiz bu unsurların kılığında Ülkücü Hareketi hedef aldığını düşündüğümüzde; her Ülkücünün beyninde, Başbuğ Türkeş’in, ” Sizlere kolay bir başarı vaat etmiyorum… ” diye başlayan sözü şimşek gibi çakmalı, bu sözün ve Dokuz Işık Milli Doktrininin ” Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik” uhdesinin aydınlığında, Ülkücüler umudunu, cesaretini ve mücadele azmini tazelemelidir.

 

 
Zira,Başbuğumuzun söz konusu ifadesine düşüncelerimizin ve kelâmımızın atıfta bulunmasına vesile olan olaylar, yine söz konusu ifadenin ışığında Milliyetçi – Ülkücü Hareketin ve MHP’nin dosdoğru bir yolda, Başbuğ Türkeş çizgisinde ilerlediğinin kanıtlarından biridir…

 

 
Başbuğ Türkeş : ” Dalından kopan bir yaprağın akıbetini rüzgâr tayin eder. ”
Anadolu’da halk arasında, tutarlı bir karaktere sahip olmayan kimseler için, ” Kavak yaprağı gibi ” ifadesi kullanılır. İçinde bulunduğumuz dönemde, bir siyasi cenahın indiği ata, onun muarızı olan siyasi cenahın binmesinden tutun, siyasetçilerin bugün söylediğini yarın inkâr eden zıddı söylemler kullanmasına, vaktiyle eleştirdiği siyasi cenahın,sonradan hiçbir şey olmamış gibi çatısı altına girmeye varana kadar bu minvalde yaşanan birçok gelişme, adeta kavak yaprağını bile karakterli kılmaktadır.

 
Rüzgâra gelince… Rüzgâr, karakterli bir coğrafi unsur değildir. Bugün belli bir yönden eserken, yarın tam tersi bir yönden esebilir. Hatta bu yön değişimi, aynı gün içerisinde de yaşanabilir. Tıpkı günümüz siyasi iktidarının içinde bulunduğu, takiyeyi kendinden utandıran vaziyeti ve o siyasi iktidarın rüzgârına akıbetini bırakmış yapraklar gibi.

 

Zaten dalından kopmakla, o güne kadar ki sahip olduğun çizginin zıddı bir harekette bulunmak yetmezmiş gibi, bir de akıbetine kapıldığın siyasi cenahın iktidarda kalmak uğruna sürekli farklı mecralara yönelen akışına kapılıyorsun, kapılacaksın…İşte tam da bu noktada, yine rahmetlik Başbuğumun bir sözü sarıyor ruhumu: ” Ülkücüler, insanlık âlemiiçerisinde ne uşak olmayı, ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdırlar”

 
Başbuğ Türkeş : ” Mücadelemiz her ne pahasına olursa olsun, siyasi kazanç mücadelesi değil ahlâk ve fazilet mücadelesidir. Bu mücadelenin karakteri yıkıcı değil, yapıcı olmaktır. Bu şerefli mücadeleye Türk milletini davet ederim.”

 
Başbuğ Türkeş : ” Ben Türk milletini, sokaklarda ıspanak fiyatına satılan demokrasiye, rüşvet ve hile ile çiğnenen, çiğnetilen hukuk düzenlerine, Ahlâktan mahrum bir hürriyete,tefeciliğe, karaborsaya yer veren bir iktisadi yapıya çağırmıyorum.Türklük gurur ve şuuruna, İslam ahlâk ve faziletine, yoksullukla savaşa,adalette yarışa, birliğe, kardeşliğe kısacası hak yolu, hakikat yolu, ALLAH yoluna çağırıyorum”

 
Öyle bir zamandayız ki, Başbuğ Türkeş’in bu çağrılarında bahsettiklerinin gerçekleşmesine her zamankinden daha çok ihtiyacı var Türkiye’nin ve Türk milletinin. Bu çağrılara başka bir açıdan bakıldığında, söylediği dönemden daha çok sanki günümüzü işaret etmiş rahmetli.

 

Bugün ülkenin ve milletin içinde bulunduğu girdaptan çıkışın reçetesi, Başbuğ Türkeş’in bu ifadelerinde verdiği mesajdadır. ” Başbuğlar Ölmez” ifadesini boş bir slogan zannedenler ise, bu noktada bir daha düşünmelidirler…

 

 

Cennet mekân Başbuğ Türkeş, başka bir sözünde, ” Benimle dava arkadaşlığı yapacaksınız, yüksek vasıflı Türk olmaya mecbursunuz”demiştir. Yani söz konusu reçeteyi uygulamak;sarsılmaz bir irade, teklife ve tehdide yenilmeyecek yüksek mücadele ruhu, cesaret ve elif gibi dosdoğru bir duruş isterken, asla eğilip bükülmeyi, nefsine yenilmeyikaldırmaz!O zaman, Ülkücülükten geçinenler müsvedde ola dursun…

 

 
Başbuğun kutlu ülküsünü gerçekleştirme yolunda ilerleyen Ülkücülere ve onun bilge liderine selam olsun! Zira şairin dediği üzere, ” Edirne’den Kars’a bütün Anadolu, Ülküsüne yürüyen Alparslan dolu…” Başbuğ Alparslan Türkeş’e rahmetle…
Fatih ERGİN

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER