SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

Başbakanın Telaşı

Bu haber 16 Eylül 2014 - 9:35 'de eklendi ve 33 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Başbakan Davutoğlu’nun medya yöneticilerine ayar verme toplantısında söyledikleri, AKP zihniyetinin yeni tezahürleri olmaktan başka bir önem ve anlam taşımıyor.

Önce kendinizden başlayın

Yerimiz ve vaktimiz müsait olsa cümle cümle değerlendirir ve her bir sözün altının nasıl boş olduğunu gösterirdik. Geneli itibarıyla bir değerlendirme yapmanın da yeterli olacağı kanaatindeyim. Sayın başbakanımız, her şeyden önce teşhisi yanlış koyuyor. Haliyle buradan bir tedavi çıkmasını beklemek beyhudedir. Eğer sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan partiler üstü olacaksa, siyasette muhatap olarak sayın Davutoğlu önce çıkacaksa, bunun ayarını önce kendilerine yapmaları gerekir. Sayın Erdoğan hükümetin her işine karışacak, şu geçen kısa zaman içinde defalarca örneklerini gördüğümüz gibi hükümetin yerine kendisini koyacak, muhalefet liderlerine her ağzına geleni söyleyip her şeyi saydıracak, ama kimse cevap vermeyecek, öyle mi? Mesela NATO zirvesinde ülkeyi Cumhurbaşkanı temsil edecek, Türkiye adına kararları Cumhurbaşkanı verecek, açıklamaları Cumhurbaşkanı yapacak, ama doğacak sonuçlar hakkındaki eleştirelerde muhatap alınmayacak!Muhalefetin muhatabı olmak istiyorsanız, saygı görmeyi bekliyorsanız, önce kararları sizin verdiğinizi, ülkeyi sizin yönettiğinizi, Cumhurbaşkanının Anayasal çerçeve içinde kaldığını gösterin. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

Hangi nezaket?

Sayın Devlet Bahçeli hakkında söyledikleri tam bir çelişki yumağı. Bir önce söylediğini bir sonraki cümlesiyle yine kendisi çürütüyor. Çok şükür, sayın Bahçeli’nin nazik ve seviyeli bir insan olduğunu fark etmiş. Ancak, beklenir ki, aynı nezaket ve seviye kendilerinde de olsun. Konuşma metinlerini başkalarının yazdığını ve üslubunu başkalarının idare ettiğini söylemek nezaketin, seviyenin neresine sağıyor? Galiba herkesi kendileri gibi zannediyorlar. Sayın Davutoğlu, Cumhurbaşkanının sizi idare ettiğini anlamak için illa birinin söylemesine gerek yok. Zaten bütün dünya görüyor ve hatta tavrını ona göre alıyor. Kongre süreci bütün dünyanın gözleri önünde yaşanmadı mı? Ortada bir saldırı, hatta bir eleştiri yok, sadece bir tespit var. Sayın, Bahçeli’nin şu sözünün neresine itiraz ediyorsunuz: “Şunu çok net söylemeliyim ki, bir liderin meşru olması, halkın ona meşruluk atfetmesine bağlıdır. Henüz millet Davutoğlu’na meşruluk vermedi. 62’inci Hükümet sandıktan da çıkmadı, egemenliğin ve iradenin sahibi aziz milletimizden onay almadı. Bu nedenle Başbakan ve Hükümeti’nin bir ayağı aksamaktadır.”

Hangi kamu düzeni?

Başka hiçbir ölçü olmasa dahi, sayın Davutoğlu’nun, sayın Cumhurbaşkanının etkisinde nasıl kaldığını ve ona ters düşmemek için nasıl gayret ettiğini anlamak için son söylediklerine bakmak yeterlidir. Neredeyse her cümlede çelişki, her kelimede tutarsızlık var. Sayın başbakan “kamu düzeniyle çözüm süreci alternatif değildir” diyor. Ortadoğu’da tek başarı öyküsü olduğumuzu söylüyor. Şimdi bu lafları nasıl ciddiye alıp, nasıl saygı gösterelim. Biz mi başka ülkede yaşıyoruz, sayın Davutoğlu mu başka bir ülkeden bahsediyor? Hangi kamu düzeni? Ülkenin belli bir bölgesinde kamu düzeni bölücü hainlerin insafına terk edilmiş durumda. Kaymakam atıyorlar, vergi topluyorlar, asayiş sağlıyorlar, okul açıyorlar, heykel dikiyorlar, paçavra asıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’ni simgeleyen her şeyi yok ediyor, devleti tanımıyorlar. Her halde sayın başbakan PKK’nın kurduğu düzeni kastediyor olmalı. Nitekim, bir sonraki cümlesi de bunu tamamlıyor. Ortadoğu’da tek başarı öyküsü olduğunu söyleyecek birileri varsa, bu bölücü hainlerdir. Hakikaten, hayal bile edemeyecekleri kadar ihanetlerini ileri götürmüş ve şimdilik başarmışlardır.

Yetersizliğin itirafı

İşin püf noktası tam da burasıdır. Türkiye, içeriden ve dışarıdan kuşatılmış durumdadır. AKP ile 12 yılın sonunda geldiğimiz yer, üçüncü sınıfı bir dünya ülkesi olmaktır. Aslında bunun böyle olduğunu kendileri de biliyor ve kabul ediyorlar. “Yeni Türkiye” diyerek, ortaya çıkmaları bundandır. Bugüne kadar yaptıklarının yanlışlığını, yetersizliğini ve teslimiyetini itiraf ediyorlar. Sayın Devlet Bahçeli’nin bu konudaki şu tespitinin ne kadar doğru ve haklı olduğunu, sayın başbakanın telaş ve açıklamaları ispatlıyor: Cumhurbaşkanı’ndan Başbakanı’na, bakanından AKP yöneticisine kadar herkes yeni Türkiye diye kendilerini yırtmaktadır. Madem 10 Ağustos’ta yeni Türkiye’nin kapıları açıldı, bu tarihten önceki AKP’li yıllara ne diyeceğiz? İktidarın 12’inci yılında dümen kırıp yeni Türkiye diye tutturan Erdoğan ve yandaşları bize ne söylemeye çalışıyor? Bana göre, 2014 yılı yeni Türkiye’nin doğumu ise, geçmiş 12 yılın da acıklı ölümüdür. AKP’li hiçbir isim yeninin nasıl olacağını, tesir alanını, varmak istediği gayeyi tam açıklayamadı. Çünkü Erdoğan ve birkaç akıl hocası dışında kimse yeni Türkiye’den kast edileni bilmiyor. Bu çok vahim bir trajedidir.”

Bölünecek vatanımız yok

Yeni başbakanımızı anlayabiliyoruz. Muhalefetten bütün bu yetersizliklerin, bu yanlışların, bu kayıpların ve ne acıdır ki, bu ihanetin görmezlikten gelinmesini ve AKP yıkımına onay ve destek verilmesini istiyor. Başkalarını bilmem, ama MHP’yi biliyorum. Ne bu oyuna gelir, ne de bu sevdadan vazgeçer. Biz sayın başbakana, Sayın Bahçeli’nin şu sözlerini hatırlatarak bitirelim: “Milliyetçi Hareket bu oldubittilere müsaade etmez. Dev gibi, dağ gibi bölünmenin karşısında Ötüken ruhuyla, Söğüt azmiyle, başkent Ankara şuuruyla dikilir. Bizim bölünecek vatanımız, peşkeş çekilecek toprağımız, kaybedecek insanımız, heba ve israf edecek kardeşliğimiz yoktur. Bunu herkes bilsin. Gün gelecek, bu devrin karanlık niyetlileri inanın bana köşe bucak kaçacak ve yaptıklarının bedelini çok ağır ödemek durumuna kalacaklardır. Mustafa Kemal, “ben Erzurum’dan İzmir’e sağ elimde tabanca, sol elimde sehpa öyle geldim” diyerek bir mücadele kararlılığı sergilemişti. Milliyetçi Hareket henüz son sözünü söylemedi derken, şaka yapmadım.”

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.