Asikurtlar©

Başbakanın şecaati

Başbakanın şecaati
29 Eylül 2015 - 17:52 'de eklendi ve 4149 kez görüntülendi.

Başbakan Davutoğlu, AKP’nin kendi elleriyle büyütüp, ülkeyi bölecek hale getirdiği bölücü terör için, son günlerde çok çarpıcı açıklamalar yapıyor. Tamamen seçim düşünülerek ve Türk milletine şirin görünmek için yapılan bu açıklamalar, “merdi kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler” sözünü bir defa daha haklı çıkarıyor. Başbakan nasıl kahraman olduklarını, terörle mücadele ettiklerini anlatmaya çabalarken, PKK’ya nasıl yol verdiklerini ve ülkeyi ne hale getirdiklerini itiraf ediyor. Bölücülerle şeref masaları kurmak, Dolmabahçe’de Sevr anlaşmaları imzalamak, Kan dillilere elçi gönderip emirlerini almak, İmralı’daki bebek katilinin ellerine verdiği yol haritasını hayata geçirmek için seferberlik ilan etmek gibi bir sicile sahip olanların şecaati de (yiğitlik, cesurluk, korkusuzluk) itiraftan öteye geçmiyor.

KEŞKE SÖYLEDİĞİ GİBİ OLSA

Sayın başbakan her ne hikmetse, ABD’ye gidince terörün belini kırmaya başladı. Her gün yeni bir kahramanlık destanı anlatıyor. Dün de yazmıştık: Keşke söylediği gibi olsa ve terörün beli kırılsa. Nitekim, ciddi, tutarlı, milli, Ankara merkezli, Türkiye Cumhuriyeti’ni önceliğe alan bir hükümet terörünü belini kısa zamanda kırar. Ancak, AKP o hükümet değil. Ne ciddiyeti var, ne tutarlılığı.Milli de değil, yerli de değil. Brüksel merkezli, Washington icazetli. Türkiye Cumhuriyeti’ni değil, BOP’u önceliyor. Halının altına süpürülmeyip kullanılması yönünde teminat, Obama’nın sopasıyla ayar verilmiş bir yapıdan bahsediyoruz.  Böyle olunca da ortaya bugünkü Türkiye tablosu çıkıyor ki, fırsatı ganimet sayanlar da bunu sonuna kadar kullanıyorlar.

EGEMENLİĞİ PKK’YA BIRAKMIŞLAR

Biz yine Başbakanın vahim itiraflarına dönelim. Şu söz aynıyla sayın Davutoğlu’na aittir: “Ülke içinde de, şehirlerimizde ve kırsal alanda kamu düzeni ve egemenliğinin sağlanması yönünde büyük bir mesafe katedilmiştir.” Yine geldik sözün bittiği yere. Başbakan açık ve net biçimde 13 yıllık AKP iktidarı ve adına “çözüm” denilen ihanet sürecinin ülkeyi ne hale getirdiğini, egemenliğin dahi PKK’ya geçtiğini açık, net, kesin şekilde ilan ediyor. Egemenliğin ülkenin bir bölümünde PKK’ya teslim edildiğini biz zaten biliyor, görüyor ve söylüyorduk. Başka türlü bir terör örgütü nasıl vergi toplar? Asker alma büroları kurup, bedelli askerlik uygular? Mahkemeler kurup, yargılama yapar? Bunlar bu ülkede yaşandı ve hala da yaşanıyor.  Başbakan şecaat arzederken egemenliği PKK’ya bıraktıklarını ilan ediyor. Güya, şimdi de bu vahim yapının, bu ihanet durumunun sonlanması için, büyük mesafeler kat ediliyormuş!

SUÇUN BELGESİ

Türkiye bilerek ve isteyerek bu durumlara getirilmiş, kahraman vatan evlatları canından olmuş, analar ağlamış ve ülkenin bir bölümü ihanetin merkezine dönüşmüştür. Bunun nasıl olduğunu Cumhurbaşkanı ve başbakanın itirafları net biçimde ortaya koyduğu gibi, ortalığa saçılan belgeler de ispatlıyor. Bir gazetede çok vahim ve çok çarpıcı bir belge yayınlanmıştır. Güvenlik birimlerinin nasıl görev yapamaz hale getirildiği, devletin nasıl geri çekilip meydanın PKK’ya bırakıldığı sadece itiraflarla değil, yazılı olarak da ispatlanmıştır. Başka hiçbir bir şeye gerek kalmadan, bizzat sorumluluk taşıyanların itirafları ve yayınlanan tutanak, AKP’nin ülkenin bölünmez bütünlüğüne kast edecek bir suç işlediğini, en küçük bir şüpheye yer bırakmayacak biçimde belgelemiştir.

GÜVENLİK GÜÇLERİNE YETKİ VERİLMİYOR

Türkiye bir felaketin eşiğindedir ve AKP ile devam edildikçe, buradan geri dönülmesi asla ve asla mümkün olamayacağı gibi, çok daha ağır ve acı şeylerle karşılaşmamız kesindir. Başbakanın masal anlattığı saatlerde PKK’nın ne kadar ileri gidebildiğinin yeni sonuçları ortaya çıktı. Kahpelik Karadeniz’e kadar dayandı. Yine bombalar patladı, yine toplu katliam için alçak tuzaklar kuruldu. Hem de şehirlerin merkezlerinde. Bize ulaşan bilgiler güvenlik birimlerinin hala yeterli yetki ve imkana sahip olmadıklarını, hala siyasi olarak engellendiklerini gösteriyor.Kaldı ki, Cumhurbaşkanından gelen çözüm sürecinin devam edebileceğine dair açıklamalar karşısında, ne mülki amirlerin, ne de güvenlik birimlerinin kesin bir kararlılık gösterebilmeleri mümkün değildir. Tamamı, bu hükümete güvenmiyor ve yarın suçlanacaklarını ve hesabın kendilerinden sorulacağı endişesini taşıyorlar.

ANLATILANLAR

Bölgede kısa süre öncesine kadar görev yapmış bir emniyet mensubundan aynen şunları dinledim: “Cizre’de şu anda kontrol ne yazık ki, hala PKK’dadır. Girilemeyen sokaklar ve evler mevcuttur. Sokaklar, caddeler iş makineleriyle kazılmış, devlet polisine kazma-kürek vererek bunları kapattırmaya uğraşıyor.Kimse belediyeden bir iş makinası çağırmaya cesaret edemiyor. Girilemeyen sokaklar istenirse birkaç saatte temizlenir. Ancak yetki sahipleri sorumluluk almaktan çekiniyor. Arkalarında kimseyi göremedikleri gibi, seçimleri AKP’nin kazanması durumunda hesabın kendilerinden sorulması endişesi yaşıyorlar. Bu şartlarda terörle mücadele etmek mümkün olmadığı gibi, devlete güveni tesis etmek de imkansızdır.”

ÜLKENİN KURTULUŞU AKP’DEN KURTULMAKTA

Durum budur. Ellerindeki medya gücü ve algı operasyonlarıyla Türk milletine kan kusturtup, kızılcık şerbeti içirdiklerini söylüyorlar. Başbakanın masalları bu gerçekleri değiştirmiyor. Türkiye açık ve kesin şekilde bir yol ayrına getirilmiştir ve 1 Kasım seçimlerinin sonuçları ne yana sapılacağını gösterecektir. AKP ile devam edilmesi durumunda ülkeyi bu duruma getirenler daha da ileri gidecekler ve son noktayı koyacaklardır. Ülkenin ve milletin kurtuluşu AKP’den kurtulmaktadır. Türkiye bir sahip arıyor. Terör ihanetine son verecek bir kararlılık bekliyor. Bu sahibin AKP olmadığı, bu kararlılığı bu zihniyetin gösteremeyeceği, artık bütün dünyanın malumudur. Söz sırası Türk milletindedir. Bu karanlığa, bu ihanete, bu gidişe bir son vermenin tam zamanıdır. Herkes bir değil bin defa düşünmek ve kararını ona göre vermek zorundadır. Söz konusu olan vatandır ve “önce ülkem” diyen, Türkiye sevdalılarından başka çıkış yolu kalmamıştır.

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER