Asikurtlar©

BAŞBAKANIN BAHÇELİ KARŞISINDAKİ ÇARESİZLİĞİ

BAŞBAKANIN BAHÇELİ KARŞISINDAKİ ÇARESİZLİĞİ
22 Mayıs 2015 - 18:49 'de eklendi ve 4625 kez görüntülendi.

Cumhurbaşkanı ve Başbakan iktidarı ellerinde tutabilmek için çaresizlik içinde çırpınırken, MHP ile ilgili akıl, mantık, vicdan ve ahlak sınırlarını çok zorlayan şeyler söylüyorlar. Ancak, bu söyledikleri perişan durumlarını daha vahim hale getirmenin dışında bir sonuç doğurmuyor. MHP lideri sayın Bahçeli hiçbir saldırıyı cevapsız bırakmadığı gibi, işin gerçeğini millete anlatıp, AKP’nin kara sicilini ifşa ediyor.

Sayısız örnekler var. Biz yerimizin yettiği kadarıyla bazı hatırlatmalar yapalım: Sayın Cumhurbaşkanının bir başkanlık peşinde olduğu herkesin malumudur. Bunun için de Anayasayı ve ettiği yemini ayaklar altına alarak AKP’ye 400 milletvekili istiyor. Başbakan da kendini feshedecek bu hesaba uymak zorunda kalıyor. Bu çarpık durum sayın Bahçeli Konya mitinginde şöyle değerlendirdi:

KULLANIP ATACAK
“Ben Başbakan olmak istemiyorum, Erdoğan’ı başkan yapmak istiyorum; her şey başkanlık sistemi içindir” dediğinde Konyalı buna ne cevap verecektir?
Konyalı’nın umutlarını karartmaya ne hakkı vardır? Sırf Erdoğan’a yeni koltuk bulmaya çalışmak sizlere nankörlük değil midir? Davutoğlu Erdoğan’ın başkanlık için kullandığı, sonra da buruşturup atacağı bir isimdir. Bunca emeğine yazık değil midir? Konya’nın kendisine bağladığı ümitlere haksızlık değil midir? Erdoğan’ın hayal edip projelendirdiği başkanlık sistemi için siyasi ömrünü adaması nasıl bir körlük ve teslimiyet halidir?

DARBE EDEBİYATI
Başbakan Eskişehir’de akıllara durgunluk veren bir açıklama yaparak MHP’nin CHP’yle paslaştığını ve darbelere mertçe karşı çıkmadığını söyledi.
İşin aslını yine Sayın Bahçeli şu şekilde açıkladı: “Sayın Davutoğlu, biz darbelere direnirken, sen duvar diplerinde geziyor, gölgenden bile korkuyordun. Sayın Davutoğlu, biz darbelerin en ağır maliyetine maruz kalırken, sen ona buna şirinlik yapmak ve yakayı kurtarmakla meşguldün. Şunu bilesin ki, biz kimseyle paslaşmaz, kimseyle verkaça girmeyiz. Bu ilkellik, bu tavizkarlık, bu kokuşmuşluk ancak AKP’ye müstehak bir özelliktir. Sayın Davutoğlu, HDP’yle saraylarda buluştuğunuzu, İmralı seferleri için müştereken planlar yaptığınızı ne çabuk unuttun? Bebek katilinin müşahitliği altında pazarlık masalarına oturduğunuzu nasıl hafızandan çıkardın? HDP-PKK ve Barzaniyle bölünme sofrasına kurulduğunuzu nasıl olur da görmezden geldin?

ŞEREF !
İçi boş övünmeler AKP’nin bir diğer klasiğidir ve başbakanın sık başvurduğu bur argümandır. Başbakan daha da ileri giderek buradan bir şeref payı çıkarıyor. Bu durum elbette sayın Bahçeli’nin dikkatinden kaçmıyor:
Davutoğlu, helikopter yaptık diyor. Uçak yaptık, yapıyoruz diye anlatıyor. TSK’nın kendi dönemlerinde onurlu olduğunu, kullanılan silahların milli olduğunu açıklıyor. Biz milli olan her şeye saygı duyar, yanında oluruz. Çünkü bunu, var oluşumuzun gereği olarak görürüz.
Fakat anlayamadığımız husus şudur: Davutoğlu yerli helikopter yapmakla övünürken; samanı bile ithal etmesini, etten patatese kadar yabancı ülkelere el açılmasını nasıl izah edecektir? Türkiye iğneden ipliğe yabancının eline bakarken, Davutoğlu hangi alemde gezmektedir? Silah yapmak değil, milli onura sahip çıkmak şereftir. PKK’yla pazarlık yapmak değil, cesurca mücadele etmek şereftir. Diyarbakır’da bayrak indirilirken sessiz kalmak değil, ayağa kalkmak şereftir. Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu’nun hayasızca, korkakça taşınmasını başarı değil, hüsran olarak görmek şereftir.

MİLLİYETÇİLİK
Sayın Başbakan zaman zaman milliyetçilik nutukları atıp MHP’ye bu konuda ders vermeye kalkışıyor, ama sicilini unutuyor. Onu da sayın Bahçeli hatırlatıyor:
Milliyetçilikle hesaplaşma vakti geldi diyen, Türklüğü söküp atmak için yapmadığını bırakmayan zihniyetin milliyetçilikten bahsetmesi şerefli olmaları kadar yalan ve akıl dışıdır. Saymadıkları etnik yapı koymayan, darbelemedikleri tarihi ve kültürel miras bırakmayan Davutoğlu ve çevresinin; vatan, millet, bayrak istismarına yönelmesi yapay ve yalandır.
PKK, Doğu ve Güneydoğu’da alan hakimiyeti kurup, kurtarılmış bölgelerde hendekler kazarken, teröristler sözde şehitlik açarken, militanlardan asayiş birlikleri kurulurken bu Davutoğlu neredeydi, ne yapıyordu? Sayın Davutoğlu, Diyarbakır’da Kobani’yi selamlarken aklın neredeydi? Barzani’ye methiyeler düzüp, Kandil’e göz kırparken hangi maskeni takıyordun? Fotokopi Başbakan; Erzurum’da Dadaş Ahmet, Sivas’ta Yiğido Ahmet, Elazığ’da Gakgoş Ahmet, Burdur’da Toros’un evladı Yörük Ahmet, Ağrı’da Ahmet Hani, Osmaniye’de Ahmet Sani olduğunu söylüyor. Peki Sayın Davutoğlu, İmralı’da ne oluyorsun, Kandil’de sana ne diyorlar? Obama seni parmakla çağırırken, Barzani’ye abi derken ne oldun, neye benzedin?

DARBELER VE 28 ŞUBAT
Meydanlarda söyleyecek söz bulamayan sayın Başbakanın, “merhum Başbakan Menderes asılırken MHP’nin neredeydi?” sorusu siyasi tarihimizin kara mizahıdır. Bu da yetmedi, 28 Şubat’ın MHP iktidarı döneminde yapıldığını ilan edecek kadar ileri gitti. MHP’nin nerede olduğunu ve 28 Şubat’ı sayın Bahçeli hatırlattı:
Böylesine çapsız ve yönsüz soruya verilecek ne bir cevap, ne de bir karşılık vardır. Sayın Davutoğlu sen neredeydin, hangi çamurlarda geziyor, oynuyordun? Milliyetçi Hareket’in tarihi bellidir. Nerede durduğu da nettir. Bilecik’ten Davutoğlu’na çağrıda bulunuyorum:
Eğer 28 Şubat’ta MHP’nin sorumluluk üstlendiğini hemen, çok acil somut delilleriyle ortaya çıkaramazsan siyasi şeref yoksun olmaktan kurtulamayacaksın. Milliyetçi Hareket’i 28 Şubat’ta iktidarda göstermek en hafif tabirle Türk milletine küfür, maneviyata saplanan zehirli hançerdir. 12 Eylül’ün gölgesinde palazlanan, darbelerin yan ürünü olan Davutoğlu ve zihniyeti değil midir? 28 Şubat’ın beşiğinde sallanan, kundağında pışpışlanan Davutoğlu ve zihniyeti değil midir? Yalancı bir şahıstan Başbakan olur mu?

 

 


 

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER