Asikurtlar©

Başbakan’a Milliyetçilik dersi (ders 2)

Başbakan’a Milliyetçilik dersi (ders 2)
08 Mayıs 2015 - 18:09 'de eklendi ve 4048 kez görüntülendi.

(Milliyetçilik, demokrasinin öz be öz kardeşidir.)

Başbakanımıza itafen yazdığım Milliyetçilik dersimizin geçen haftaki konusu ağırlıklı olarak millet üzerine oldu. Bugün ise, Milleti iri ve diri tutmanın ve kendi olmanın gereği, millilik kavramını, yine milleti sonsuza kadar yaşatmanın ve var etmenin gereği, gönüllerde yeşertilen Milliyetçilik kavramını anlatacağım.

Başbuğ Alparslan Türkeş şöyle diyor: “Türk milliyetçiliği insani duygularla beslenen bir anlayıştır. Türk milliyetçiliği kin ve garazı esas kalmayan, sevgiyi esas alan bir düşünce tarzıdır. Milliyetçilik, milletinin sevmek, vatanının sevmek ve milletinin tehlikelere karşı korunması için her fedakârlığı göze almak duygusu ve düşüncesidir.”

Bir benzetmeyle tanımlamak gerekirse, Türk milliyetçileri millet ve devlet denen organizmanın akyuvarlarıdır. Bağışıklık sisteminin yapıtaşı olan bu kan hücreleri, nasıl ki insan vücudunu bulaşıcı hastalıklar ve yabancı maddelere karşı korumak için varsa, fikir ve idealleriyle ülkücüler de Türk Milletini hastalıklı ve yabancı fikirlere karşı korumaktadırlar. Buradan hareketle, milliyetçilik Türk Milleti’nin her köşesindedir. Beynindedir, kalbindedir, elinde, ayağında, gözündedir. Hem onun bir parçasıdır hem de teminatıdır. Milliyetçiliğin nefesinin kesildiği yerde, milletin de ömrü tükenir.

Millet ve milliyetçilik arasındaki ilişki, doğal bir aşk kavlinin üzerinde yükselen ve birbiriyle hemhal olmuş bir ulvi döngüdür. Bu nedenle, milliyetçilik siyasi bir tercihten öte, doğal bir eğilimdir. Nasıl ki insanın ailesini sevmesinin bilimsel bir açıklaması yapılamazsa, milletini sevmesinin de bilimsel bir açıklaması yapılamaz. Yapılması da gerekmez!

Ancak milliyetçilik hissi, güçlü bir içgüdü olmasına rağmen tek başına yeterli değildir. Bu içgüdü, millet fertlerinin duygu dünyalarını aşıp, mantık zeminlerine oturduğu takdirde, fikirleşme sürecine girecektir. Bu süreçte milliyetçilik hissi, ortak bir inanç, felsefi ve aksiyoner kalıplar, ortak bir şuur ve aidiyetlerle birlikte milliyetçilik fikrini oluşturur. Bu anlamda, milliyetçilik farklı değerleri içinde yaşatan bir organizmadır.

Türkçü Yusuf Akçura’ya göre; “Demokratik milliyetçilik hakka müstenit ve sırf savunmaya dayalıdır. Gasp edilen hakkı almaya, gasp edilmek istenilen hakkı müdafaaya çalışır; emperyalist milliyetçilik ise taarruzidir, diğerlerinin hukukuna tecavüzü bile uygun bularak kendi milliyetini takviyeye çalışır.”

Dünya tarihine bakıldığında, milliyetçiliğin bir devlet felsefesi olarak da en rasyonel seçim olduğu görülür. Bu sebeple ulus-devlet ve milliyetçilik, yerkürenin dört bir yanına dağılmış insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen temel birim olmaya devam edecektir.

Şu noktada belirtmekte fayda var ki milliyetçi düşünceyi gericilikle suçlayanlar, onun Batı’da modernizeyle eşzamanlı olarak ortaya çıktığını bilmiyor ya da hatırlamıyorlar demektir. Çünkü bugün üstün medeniyet olarak gördükleri Avrupa’nın temelinde, endüstrileşme ve liberal düşünceyle birlikte Fransız İhtilali ile ortaya çıkmış milliyetçilik akımı yatmaktadır. Ancak burada bir not düşmek gerekiyor. Türk milliyetçiliği, bahsettiğimiz Batı tipi milliyetçilikten de dünyanın diğer bölgelerinde görülen türdeşlerinden farklıdır. Çünkü Avrupa’dan ithal bir akım değildir. İkinci dersimizi bitirirken, bütün öğretmenlerimizi ve de özellikle ‘düşüncelerini omuzlarında taşıyanlar’ı sevgi ve muhabbetle selamlıyorum.

 

Nurcan Yazıcı

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER