SON DAKİKA

BAY ÇÖLAŞAN…

Gündem Yazıları

Başbakan Şikayetci Olduğu Yargıyı İşte Böyle Ele Geçirmişti

Bu haber 04 Ocak 2014 - 9:58 'de eklendi ve 24 kez görüntülendi.

Yalçın Güzelhan

17 Aralık Rüşvet ve yolsuzluk operasyonun 2. Dosyasında, Başbakan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın da adının geçtiği iddiasının ardından, Başbakan yargıya karşı savaş açtı. Dosya bir şekilde Savcı Muammer Akkaş’tan alınarak, Bilal Erdoğan’nın ifadeye gitmesi engellendi. Erdoğan hedefe koyduğu savcı Akkaş için miting meydanlarında ” Çıkıyor bir savcı efendi, makamını farklı bir şekilde kullanıyor. Gizlilik kaydı olan evrakları yanına aldığı yandaş medya ile birlikte kullanarak birçok masum insana iftira atmak suretiyle bu ülkede onları günah keçisi haline getiriyor. Bu insanlar yarın tertemiz olsalar da toplumun içinde nasıl dolaşacaklar? Başsavcımızın yaptığı bir açıklama var çok manidardır. Ancak bu gücü suistimal etmek suretiyle bu ülkenin bölünmesine neden oluyorlarsa, bunu teşhir ederiz. Bu nasıl savcı? Seninle işimiz var. Dur bakalım seninle işimiz var. Adalet sarayının önünde adalet değil bildiri dağıtıyorsun. Hangi savcı sokağa çıkar da bildiri dağıtır?” diyerek, hem onu hem de ona destek olan HSYK’yı eleştirdi. Oysa sayın Erdoğan daha düne kadar aynı HSYK ve yargı mensuplarına övgüler yağdırıyordu. Çünkü bu gün şikayetçi olduğu yargıyı sistematik bir stratejiyle bizzat kendisi dizayn etmişti. Nasıl mı olmuştu bu iş? gelin birlikte gözden geçirelim.

Tarih: Aralık 2007, Adalet Bakanı Cemil çiçek başkanlığında ki AKP’li hukukçuların hazırladığı hakim ve Savcıların göreve atanmaları ile ilgili 5720 sayılı yasa tasarısı Mecliste kanunlaşıyor . Yasaya göre Göreve atanacak olan Hakim ve savcı adayları önce ÖSYM’nin yapacağı yazılı sınava tabii tutulacak, bunda 70’in üzerinde puan alanlar ikinci aşama olan Mülakat sınavına katılmaya hak kazanacak. Bu Sınavı yapacak olan 7 kişilik Jürinin ise 5 tanesi AKP İktidarının atadığı Adalet Bakanlığı bürokratlarından oluşacak (Müsteşar yardımcısı, Personel genel müdürü, Teftiş kurul Başkanı, Ceza işleri genel müdürü ve Hukuk işleri genel müdürü) Diğer iki üye ise yine Adalet Bakanlığına yakın bir kulvarda koşan Adalet akademisinden olacak.

Yani göreve atanacak olan her savcı ve Hakim mülakat sınavı bahanesiyle doğrudan AKP iktidarının olurunu alacak. Sonra da kalkıp Türkiye de Yargı bağımsızlığından dem vurulacak. İşin asıl düşündürücü yanı ise, yargıda ki siyasallaşmanın temel mekanizması olan bu nokta, hem görsel hem de yazılı basın tarafından görmezden gelinecek.

AKP bu sınav yöntemi ile bu güne kadar 7000 kadar Hakim ve Savcıyı atayarak, neredeyse mevcut hakim ve savcının yarısını kendi iktidarı döneminde göreve başlatıyor. Yani yerel yargıyı ele geçiyor.

2010 yılında Anayasa reformunun kabul edilmesinin ardından, her nedense 26 madde içinden sadece ve sadece HSYK ile ilgili uyum yasası ivedilikle çıkarılıyor. Sonrada Yukarıdaki sınav mekanizması aracılığıyla aldığı hakim ve savcılar sayesinde HSYK’yı ele geçiriyor. Bu HSYK da en çok oyu alanlardan birisi de o güne kadar ki mülakat sınavlarını yapan personel genel müdürü oluyor. Böylece de ” Önce ben seni sonra da sen beni seç” sisteminin kurulmuş olduğu ortaya çıkıyor. İşin en düşündürücü yanı ise, bu seçimi daha önceden basına da sızan Bakanlık listesinin, hiç delinmeden kazanmış olması oluyor.

Tarih: 21-01-2011, 2006 ve 2007’de Yargıtay’ın üye sayısını 250’den 150’ye indirmek için iki defa yasa tasarısı hazırlayan ve halen de bunları meclis adalet komisyonunda bekleten AKP, bu defa direksiyonu 180 derece ters yöne kırarak, Yargıtay da üye sayısını 250’den 387’ye, daire sayısını 32’den 37’ye , Danıştay da da üye sayısını 95’den 156’ya, daire sayısını ise 13’den 15’e çıkaracak olan kanun tasarısını Meclise getiriyor. Tasarı Görüşülmekte olan torba yasanında önüne alınarak alen acele kanunlaştırılıyor. Yani sınav jürisi yoluyla yerel mahkemeleri ele geçiren AKP, bu defada HSYK aracılığı ile Yargıtay ve Danıştay’ı ele geçiriyor.

Tekrar bu güne dönersek; yukarıda özetlediğim bir süreçle HSYK, yerel ve yüksek yargıyı ele geçiren AKP, başta Genelkurmay başkanı olmak üzere TSK’nın komutanlarını bile ona yargılatarak hapse sokarken, bu gün söz konusu olan kendi partisi ve liderinin oğlu olduğunda ise, ona karşı savaş açıp, onu paralel devletin bir parçası olmakla suçluyor.

GÜNÜN SÖZÜ : TÜM GÜÇLERİ ELİNE GEÇİRME İSTENCİ İÇERİSİNDE OLAN İNSANIN BU EĞİLİMİ BAŞKA BİR GÜÇ TARAFINDAN ENGELLENMEZSE, ELE GEÇİRİLEN BU AŞIRI GÜCÜN KÖTÜYE KULLANILMASI KAÇINILMAZ OLUR MONTESQUE

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.