SON DAKİKA

Başbakan Hiçbir Zaman Hukuktan Anlamadı

Bu haber 15 Şubat 2014 - 9:34 'de eklendi ve 6 kez görüntülendi.

Yıldıray Çiçek

MHP MDK Genel Sekreteri Avukat Yücel Bulut, ”11 yıldır iktidarda bulunan AKP, hukuku ters yüz etmiş ve ayrıca bu prensibi hatırlayan da ne yazık ki kalmamıştır. AKP iktidarında idarenin her türlü eylem ve işleminde kamu yararı değil Başbakan ve çevresindekilerin özel yararı esas alınır olmuştur. 17 Aralık operasyonları sonrasındaki büyük tasfiyeyi de bu çerçevede ele almak gerekir” dedi.

MHP MDK Genel Sekreteri Avukat Yücel Bulut, ORTADOĞU’ya; Türkiye gündemiyle ilgili çok önemli açıklamalar yaptı.

Bulut, ”Aslında Başbakan’ın bugün geldiği nokta kişiliğini ortaya koyan önemli verileri içinde barındırmaktadır. Başbakan’ın hiçbir zaman ileri demokrasi diye bir derdi olmamıştır. Başbakan hiçbir zaman hukuk devleti arayışı içerisinde bulunmamıştır. Başbakan’ın adalet ve eşitlik gibi bir derdi de yoktur. Tek bir hayali vardır. Hiçbir zaman, hiçbir yaptığından hesap sorulmayacak ve her dilediğinin anında gerçekleşeceği bir devlet düzeni düşlemektedir. Anlaşılan odur ki Başbakan Suriye Devlet Başkanı Esad’la uğraşa uğraşa O’na benzemeye başlamıştır” dedi.

İşte sorular işte cevapları:

* Sayın Bulut, sizinle bugün hukukçu kimliğinizle 17 Aralık 2013 tarihinde AKP’yi derinden sarsan yolsuzluk, rüşvet operasyonu hakkında konuşacağız. 17 Aralık’ta Türkiye ve AKP sizce neyle yüzleşti?

”BUNLARIN GERÇEKLERLE YÜZLEŞMELERİ SANIRIM Kİ ANCAK MAHKEME-İ KÜBRA HUZURUNDA OLACAKTIR”

*AKP’nin her hangi bir yüzleşme yaşadığını düşünmüyorum. Hırsızlık ve çürümüşlüğü dahi mukaddes dinimizi kullanarak meşru göstermeye çalışan bir siyasi kadronun yaşananlardan bir hicap duyacağını sanmıyorum. Nitekim ortaya koymuş oldukları söylemler de bunu doğruluyor. 17 Aralık operasyonları belki Başbakan’ı başka bir yüzleşmeye sevk etmiş olabilir. Zira bu operasyonlar Başbakan’ın Tiranlaşmak hevesini bir nebze kursağında bırakmıştır.

Esas yüzleşmeyi Türkiye yaşamıştır. AKP’ye oy veren vatandaşlarımızın kahir ekseriyeti kendini kandırılmış ve aldatılmış hissetmiş ve de bu yolsuzluk operasyonları vatandaşlarımızın AKP hakkında günden güne artan şüphelerini tescil etmiştir. AKP seçmeni 11 yıldır süren vurgun ve talanın üzerini örten büyük yalanlara itibar ettiği için pişmanlık içerisindedir. Ne hazindir ki AKP kadroları insanımızın mukaddes duygularını acımazsızca sömürmüş, kendisine inanmış insanlarımızdan bindirilmiş kıtalar oluşturmuş ve yüzyılın en büyük soygun trenine yıllarca alkış tutturmuştur.

17 Aralık operasyonları malumun ilanıdır ve bu operasyonlar çürümüş bir siyasi anlayışın görmezden gelinemez hale geldiği bir noktaya işaret etmektedir.

Çok küçük bir azınlık vardır ki, onlar için söylenebilecek bir şey bulamıyorum. Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgununu tekbirler çekerek savunmaya kalkan bu güruhun ne Müslümanlıkla ne Türklükle ne de evrensel ahlak ve hukukla bir ilgileri olduğunu sanmıyorum. Bunlar vurgundan nemalanan ve soygun treninden inmek istemeyen mutlu bir azınlığı temsil etmektedir. Bunların gerçeklerle yüzleşmeleri sanırım ki ancak Mahkeme-i Kübra huzurunda olacaktır.

– AKP iktidarı 17 Aralık operasyonu olur olmaz, savcıları ve Türkiye genelinde de Emniyetteki polis müdürlerini ve amirlerini görevden aldı. Beş bine yakın polisin görev yeri değiştirildiği söyleniyor. Öyle ki atadığı polisleri 1 hafta geçmeden tekrar görevden alıyor. Sizce bunu niye yapıyorlar?

”BU TASFİYE HUKUKEN SAKAT OLUP, TASARRUF SAHİPLERİNİN BAŞINI GÜNÜN BİRİNDE ÇOK AĞRITACAK BİR KEYFİLİKTİR”

* İdare Hukuku’nda temel bir prensip vardır. İdare her türlü eylem ve işleminde “kamu yararını” gözetmek zorundadır. İdareye takdir hakkı tanındığı durumlarda dahi bu takdir hakkı kamu yararına aykırı olarak kullanılamaz. Ama gelin görün ki 11 yıldır iktidarda bulunan AKP, hukuku ters yüz etmiş ve ayrıca bu prensibi hatırlayan da ne yazık ki kalmamıştır. AKP iktidarında idarenin her türlü eylem ve işleminde kamu yararı değil Başbakan ve çevresindekilerin özel yararı esas alınır olmuştur.

17 Aralık operasyonları sonrasındaki büyük tasfiyeyi de bu çerçevede ele almak gerekir. Söz konusu naklen atama işlemlerinde ve de görevden el çektirmelerde kamu yararı bulunmadığı açıktır. Bu nedenle birçoğunun yargı kararıyla görevlerine dönmesi de muhtemeldir. Bu atama işlemlerinde esas alınan sadece Başbakan’ın ÖZEL YARARIDIR. 17 Aralık operasyonları artık herkesin malumudur ki Başbakan’ın kapısına dayanan ve oğlunu da kapsayan geniş bir operasyondur. Dolayısıyla bu operasyonların akamete uğramasında doğrudan Başbakan’ın özel yararı bulunmaktadır. Bunu sağlamak için de böylesine bir tasfiyeden başka seçenek bulunmamaktadır. İşte Başbakan doğrudan kendisini korumaya almak ve kapısına dayanmış soruşturmaları akamete uğratmak için böylesine büyük bir tasfiyeyi gerçekleştirmekten çekinmemiştir.

Ama Başbakan’ın özel yararı bundan ibaret de değildir. Hemen herkes tarafından dillendirilmektedir ki, Başbakan tüm güç ve iktidarı tekelinde toplayacağı bir devlet kurgusuna sürüklenmiştir. Bunu önemli ölçüde başardığını düşündüğü bir anda bu operasyon Başbakan’ın ezberini bozmuş, hastalıklı egosunu ayaklar altına almıştır. Zira bu operasyon aynı zamanda Başbakan’ın benim polisim, benim savcım diye böbürlenmesine vesile olan AKP-Cemaat ortaklığını da bariz şekilde çatlatmıştır. Başbakan’ın, bu çatlağın oluşturduğu sarsıntının ortadan kaldırılmasında ve kontrolünde olacak bir polis gücü ve yargı erki inşa etmesinde kişisel ve özel yararı vardır.

Tüm bu görevden almaların gerekçeleri kısaca bu şekilde özetlenebilir. Ama hangi gerekçeyi ortaya koyarsanız koyun konu gelir Başbakan’ın şahsi menfaatlerinin korunmasına dayanır. Bir hukuk devletinde temel kriter eşitlik ve objektifliktir. Kişiye özel ve keyfi düzenlemeler olmaz ve olmamalıdır. Bu kanunlar için de, tüzükler için de, yönetmelikler için de ve elbette idarenin her türlü işlemi için de böyledir. Bu haliyle, bu tasfiye hukuken sakat olup, tasarruf sahiplerinin başını günün birinde çok ağrıtacak bir keyfiliktir.

– Ergenekon davasına bakarken kahraman yaptıkları, öve öve bitiremedikleri Savcı Zekeriya Öz’ü şimdi adeta linç ediyorlar. Savcıya geçmişte en büyük övgüyü yapmış olan Başbakan Erdoğan’ın yolsuzlukları ve rüşvetleri ortaya çıkaran savcıları açıkça “Sizinle işimiz var” şeklinde tehdit etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

”BAŞBAKAN SURİYE DEVLET BAŞKANI ESAD’LA UĞRAŞA UĞRAŞA O’NA BENZEMEYE BAŞLAMIŞTIR”

*Sayın Başbakan hiçbir zaman hukuktan anlamadı. Belki de bu cehaleti günün birinde duyacağı en büyük pişmanlık olacaktır. Vakti zamanında; hiçbir zaman nasiplenmediği devlet terbiyesine aykırı olarak, savcı Zekeriya Öz’e ortak olmaya kalkmış ve Zekeriya Öz tarafından iddianamesi düzenlenen Ergenekon Davası’nı kastederek “ben de bu davanın savcısıyım” diyebilmişti. Hatta Zekeriya Öz’e bizzat zırhlı Mercedes gönderen de kendisiydi.

O dönemde zaman zaman Ergenekon soruşturmalarında yaşanan hak ihlalleri dile getirildiğinde bunları savunmak bile Sayın Başbakan’ın işi haline gelmişti. Öyle ki, kimsenin suç işleme imtiyazı olmadığını sık sık ifade ediyor, operasyonda görev alanlara övgüler yağdırmayı ihmal etmiyordu.

Şimdi aynı savcılar ve aynı polisler bizzat oğlunun da adını geçtiği bir soruşturma başlattılar. Böylece öküz ölmüş ortaklık da bozulmuş oldu. Başbakan hem polis teşkilatında büyük bir kıyım başlatırken, hem de düne kadar yanında saf tuttuğu savcıları tehdit eder hale geldi.

Sayın Çiçek; demokratik bir hukuk devletinde, bir Başbakan kendisini ne bir davanın savcısı olarak ilan edebilir ne de bir savcıyı tehdit edebilir. İkisi de yanlıştır. Böyle bir söylem ancak Başbakan’ın çok özlemini çektiği Bedevi devletlerine özgüdür.

Aslında Başbakan’ın bugün geldiği nokta kişiliğini ortaya koyan önemli verileri içinde barındırmaktadır. Başbakan’ın hiçbir zaman ileri demokrasi diye bir derdi olmamıştır. Başbakan hiçbir zaman hukuk devleti arayışı içerisinde bulunmamıştır. Başbakan’ın adalet ve eşitlik gibi bir derdi de yoktur. Tek bir hayali vardır. Hiçbir zaman, hiçbir yaptığından hesap sorulmayacak ve her dilediğinin anında gerçekleşeceği bir devlet düzeni düşlemektedir. Anlaşılan odur ki Başbakan Suriye Devlet Başkanı Esad’la uğraşa uğraşa O’na benzemeye başlamıştır.

Başbakan’ın dilinden düşürmediği Yeni Türkiye’sinde; yargı ve polis teşkilatı sadece muhalefeti sindirmek ve Başbakan’ın iktidarını yüceltmek için kurgulanmıştır. Yargı, sadece Başbakan’a muhalif güç merkezlerini itibarsızlaştırmak için çalışmalıdır. Bugün ortaya çıkan tablo bu kurguya aykırı olduğu için Başbakan şaşırmış ve saldırgan bir hal almıştır. Dün alkış tuttuklarını bugün tehdit etmesi de bozulmuş kimyasının ve muhteris kişiliğinin millet huzurunda bir kez daha deşifre edilmesinden başka bir şey değildir.

-Başta Başbakan Erdoğan olmak üzere, AKP’nin diğer yetkilileri ve yandaş medya 17 Aralık operasyonundan hemen sonra koro halinde “Bu operasyonları bize ABD, İsrail ve uluslararası güçler yapıyor” propagandalarına başladılar. ABD ve İsrail ile Ortadoğu bölgesinde bugüne kadar BOP projesinde ortak çalışan AKP’nin bu propagandasına nasıl bakıyorsunuz?

”AKP KADROLARININ İZAHA KAVUŞTURMASI GEREKEN BİRDEN ÇOK ÇELİŞKİ VAR”

Aslında böyle bir söylemin içinde AKP kadrolarının izaha kavuşturması gereken birden çok çelişki var. Birincisi, bu operasyonlar oldukça uzun zamandır İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı emrinde görev yapan savcılar tarafından başlatılmıştır. Az önce siz de işaret ettiniz, bu savcılar daha düne kadar Başbakan’ın ilgi ve iltifatlarına mazhar olan savcılardır. Yıllardır İstanbul’da çok önemli soruşturmaları yürüten bu savcılar ABD ya da İsrail’den mi talimat almaktadırlar? Bir an için AKP’nin bu yalanına itibar edilse bile 11 yıldır tek başına iktidar olan AKP’nin, İstanbul gibi kritik bir şehirde özel yetkili savcı olarak görev yapan bu isimlerin ABD yada İsrail’den talimat aldığını anlaması için soruşturmaların kendisine yönelmesi mi gerekmiştir? İstanbul’da görev yapan bu savcılar madem ABD ve İsrail ile müşterek hareket ediyorlar, sormazlar mı sen kaç yıldır nasıl iktidarsın ki savcıların yabancı servisler tarafından devşirilmiş senin haberin yok? Başbakan’ın herkeslerden sakındığı MİT Müsteşarı Hakan Fidan’dan hesap sormak gerekmez mi? Bu ülkenin savcıları ABD ve İsrail tarafından devşirilirken ülkenin Milli İstihbaratı ve Kontrespiyonaj Dairesi ne iş yapıyordu? Bu savcıların ABD ve İsrail ile müşterek çalıştığını tespit edemedi mi? Aynı gerekçeler polis teşkilatı için de geçerlidir. Elinizde somut bir veri olmaksızın bu ülkenin hâkimini, savcısını ve polisini ABD ve İsrail’e hizmet etmekle suçlamak çılgınlıktır ve kendi vatandaşınıza savaş açmaktır. Bu söylemler hukuk devleti ciddiyeti ile hiçbir şekilde bağdaşmayan soyut iddialardır. Ama gözü dönmüş bir iktidarın bu iddiaları somutlaştırabilmek adına operasyonda görev alan savcı ve polisler hakkında ne gibi suçlamalar imal edeceğini de bekleyip görmek gerekir.

Bir de meseleye şu açıdan bakmak gerekir. Gerçekten operasyonun arkasında ABD ve İsrail varsa, yani ortada bir yolsuzluk ve vurgun yokken sadece iktidarı yıpratmak adına böyle bir kurgu oluşturulmuş ve AKP kadrolarına iftira atılmışsa, AKP kadroları tarafından sergilenen paniğin nedeni nedir? Madem içi boş ve iftiralarla dolu bir operasyon söz konusudur, soruşturmaları akamete uğratmak için yürütülen tasfiye çabalarının hikmeti nedir? “Suçları yoksa er geç ortaya çıkacaktır” diyerek kodeslerde çürüyenlere “mahkemelere güvenmek gerekir” çağrısı yapanların bugün adaletten köşe bucak kaçmasını nasıl açıklayacaklar.

Son olarak sanırım bu topraklarda ABD ve İsrail’i suçlayacak en son siyasi kadro Başbakan ve ekibidir. Yıllardır Türkiye’yi ABD ve İsrail menfaatlerine hizmet eden bir taşeron haline getirmişlerdir. Öyle ki Başbakan Irak’taki zulmün yegane sorumlusu olan ve yüzlerce Irak’lı Müslüman kadına tecavüz eden Amerikan askerleri için bile dua edebilmiştir. ABD ve İsrail’in Başbakan’a karşı böyle bir komploya girişmesi için somut hiçbir gerekçe bulunmamaktadır. Öyle ki Ortadoğu yangın yerine dönmüş, her bir köşesinden oluk oluk Müslüman kanı akar hale gelmiştir. Daha bir kaç ay öncesine kadar Müslüman bir coğrafyayı yani Suriye’yi bombalayabilmek ve bu konuda birlikte hareket edebilmek için ABD ve İsrail’den medet uman Başbakan değil midir? ABD ve İsrail’in arayıp da bulamayacağı bir Başbakan’ı alaşağı etmek için böyle bir komploya başvurduğunu iddia etmek komiktir.

Yarın: “Siyasi İktidar İmralı Canisinin Çözüm Ortağıdır”

Yıldıray Cicekyildiraycicek@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.