Asikurtlar©

Barzani’nin Erdoğan Aşkı Nerden Kaynaklanıyor? Aşamadıkları Engel kimdir?

Barzani’nin Erdoğan Aşkı Nerden Kaynaklanıyor? Aşamadıkları Engel kimdir?
25 Mart 2016 - 11:16 'de eklendi ve 4142 kez görüntülendi.

 

 

Irak’ın kuzeyinde ABD tarafından dört parçalı Kürt devletinin ilk ayağı olması için kuluçkada bekletilen Barzani son dönemlerde sözde bağımsızlıkla ilgili çıkış yapıyor.
Tarihi hüsranla dolu olan bu projenin tutması ve ayakta kalabilmesi için ABD iki temel konu üzerinde politikalarını sürdürür.

Birincisi ilan edilecek sözde Kürt devletine aynı coğrafyada yaşayan Türkmenler ve Arapların itiraz etmemesini sağlamaktır.

Bunun için ABD, fiili olarak sahada bulunup, Barzani yönetimini koruyup kollamanın netice açısından sağlıklı bir sonuca ulaşmayacağını bildiğinden, yine aynı coğrafyada yaşayan herkesin “ortak düşman” tanımı çerçevesinde beraber mücadele vermesini temin etmek tezi üzerinde durmuştur.
Aslına bakarsanız bu durum bir bakıma IŞİD’in nasıl ortaya çıkarıldığının nedenlerinden bir tanesidir. ABD politikaları açısından bu durum, Irak’tan ayrılması hedeflenen Barzani’nin bunu tek taraflı ilan etme yerine “mecbur kalma” olarak kendisini tamamlar.

Uzunca süredir Irak merkezi hükümetinin Barzani yönetimiyle arasında petrol gelirlerinin paylaşılması konusundaki görüş ayrılığının gittikçe dozajını artırmasının nedeni de yine bu amaca hizmet etmektedir.

Zira Barzani, Irak merkezi hükümetinin kendilerine yeteri kadar bütçe tahsisinde bulunmadığı gerekçesini daha çok ön plana sürerek sözde bağımsızlık ilanı için referandum yapma söylemini kullanıyor.

Bu durumu kendi kontrolünde olan alan içerisindeki nüfusun desteğini arkasına almak için esas propaganda malzemelerinden bir tanesi olarak değerlendiriyor.
ABD’nin, kurulması hedeflenen Kürt devletinin ayakta kalabilmesi için değerlendirdiği ikinci temel politika ise bu yapının bir süre Türkiye’nin himayesinde kalmasını sağlamaktır.

* * *

Bu yolda araç olarak kullanılanlar ise petrol ve doğalgaz konularıdır. ABD’nin ikinci basamaktaki politikasına göre Barzani elinde bulunan sahalardaki petrol ve doğalgazı Türkiye’ye ve Türkiye üzerinden de küresel piyasaya arz ederse, Türkiye’nin Kürt devleti projesine itirazının azalacağı gibi, bu projeyi destekleyeceğini hesap ediliyor.
Bariz bir misalle açıklayalım…

Geride bıraktığımız günlerde ABD Dışişleri Bakanlığı’nın talebi üzerine başkan adayı olan ve geride bıraktığımız dönem ABD Dışişleri Bakanlığı yapmış olan Hillary Clinton’un şahsi e-posta hesabı üzerinden yaptığı yazışmaları yayınlamasını talep etti.

Bu talep üzerine yayınlanan e-posta trafiğinde, 1 Nisan 2012’de gönderilen bir elektronik postada, ABD’nin eski Bağdat Büyükelçisi James Jefrrey’nin, Başbakan Neçirvan Barzani ile Doğal Kaynaklar Bakanı Aşti Hawrami arasında geçen bir görüşme dikkat çekiyor.

Aşti Hawrami’nin, Türkiye’nin Barzani kontrolünde bulunan bölgenin petrol ve doğalgazına ihtiyacı olacağını belirterek, “Kürdistan Bölgesi Türkiye ile yapacağı anlaşmada tevazu gösterebilir (yani daha ucuza satabilir)” dediği ifade ediliyor.

Başbakanlık koltuğuna yeni oturan Neçirvan Barzani’nin ise, “Birinci, ikinci ve üçüncü önemli işlerinin, “Türkiye, Türkiye ve Türkiye” olacağını söylediği kaydediliyor.
ABD’den akıl alan Barzani yönetiminin doğalgaz ve petrol üzerine kurulu “özel ve tüzel ilişkiler” ağı üzerinden Türkiye’nin, bağımsızlık ilanına ses çıkarmayıp, hatta destek olması için uğraş verdikleri açık.

Dolayısıyla Büyük Ortadoğu Projesinin iki önemli figüranlığını yapmış olan eşbaşkan Recep Tayyip Erdoğan ve Irak’ın kuzeyindeki Barzani’nin neden kişisel olarak birbirlerine yakın oldukları sorusu hakkında, akıllarda bu yönüyle bazı soru işaretleri cevabını bulmuş oluyor.

* * *

Barzani geride bıraktığımız gün Londra merkezli yayın yapan ve aynı zamanda CIA’nın propaganda kanallarından olan Al Monitor’e konuştu.
Bu röportajın içeriği özellikle AKP medyasında son derece geniş bir şekilde işlendi. Esas itibarıyla Barzani’nin “PKK ve PYD’nin bir olduğu ve ABD’nin de bunu çok iyi bildiği” sözleri ile Erdoğan ile ilgili kullandığı “Ben bir kaç kez Erdoğan’la görüştüm. O herkesten (Türk liderleri) daha iyi Kürt meselesini anlıyor. Ondan duyduklarımı başka hiç kimseden duymadım” cümleleri dikkat çekiyor.
Mesele Erdoğan’a övgü dizmek olunca her suya derinliğini bilmeden atlayan havuz medyasının sorgulamadığı konu ise Barzani’nin, Erdoğan’dan duyup da başka hiç kimseden duymadığı konunun ne olduğudur.

Erdoğan’ın 22 Mayıs 2015 günü katıldığı bir televizyon programında, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Barzani’ye “İkimizin de ömrü Kürt devletini görmeye yetecektir” dediğinin anımsatılarak, “ABD’nin Kuzey Irak’ın bağımsızlığına yeşil ışık yakması, sizi Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olarak düşündürmüyor mu?” sorusuna verdiği “Şu anda bunu Irak’ın birinci derecede kendi iç meselesi olarak değerlendirmek gerekiyor. Irak, kendi içinde böyle bir eyaleti bu şekilde bir bölünmeyle neticelendiriyorsa, bu iç sorunudur.” cevabını, Barzani’nin de dediği gibi bu zamana kadar kullanan hiçbir Türkiye Cumhuriyeti yetkilisi söylememiştir!

Barzani’yi Erdoğan konusunda bu derecede mutlu ve “özel” kılan durum da zaten kendisini aynen göründüğü haliyle ortaya koyuyor. Çünkü Erdoğan’ın yukarıda yer alan ifadelerine dikkatle baktığınızda, Barzani’nin sözde bağımsızlık ilanına ses çıkarmayacağını açıkça ilan ettiğini rahatlıkla anlayabiliyorsunuz.

* * *

BOP’un iki temsilcisi İslam ülkelerinin sınır ve rejimlerinin değiştirilmesinde bu derecede istekli davranıp, birbirlerine destek olurken, söylemedikleriyse Irak’la başlayacak bölünme sürecinin, zaman içerisinde bünyesine Suriye’nin kuzeyini, Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda bulunan bazı alanları ve İran’ın kuzey batısını içerisine alarak, dört parçalı bir yapıyı hayata geçirmektir.
Hüsrana uğrayacakları esas meseleyse, şartlar ne kadar ağır gözükürse gözüksün, bu projenin amacına Türkiye’de ulaşamayacağı için, bölgede de ulaşamayacağıdır.

Sahi siz MHP üzerinde bunca hesap niye yapılıyor zannediyorsunuz?

ABD’yi kendisine mesken tutan yapılanmaların gizli odalarından (en son Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’ne yapılan adli tahkikatta tespit edildi) ismi malum zatı muhteremlerin MHP’de değişim operasyonunu yapabilmek için neden korunup kollanması talimatını verildiğini düşünüyorsunuz?
Değişmiş MHP, dönüştürülmüş MHP, ilke ve ülkülerinden kopmuş MHP…
Bunlar boşuna istenmiyor!

İstenilen MHP’nin “pradigma değişikliği” adı altında özünden kopup, Türk kamuoyunda Kürt devletinin kurulmasına yönelik sıcak duran tepkileri ortadan kaldırmak için araç olarak kullanılmasıdır.
Bakın CIA Türkiye Masası Eski Şefi, Kürt devletinin kurulması konusunda ABD hükümetine birinci elden danışmanlık yapan Henry Barkey, Hürriyet Gazetesi Washington Temsilcisi Tolga Tanış’a 3 Ağustos 2014’te verdiği röportajında bu konuda ne diyor: (“Bağımsız bir Kürdistan’ı Türkiye destekler mi?” sorusu üzerine) Ben bundan hiç emin değilim. İki sebepten… MHP’nin stratejisine bakın, bir tek konu var onlar için Kürt meselesi. Bir konuda siyaset içerisinde bu kadar aşırı bir muhalefet olduğu zaman, ayrıca o siyasetçilerin toplumda bu işe karşı çıkan ciddi bir kitleyi temsil ettiğini düşünürseniz, o zaman buna nasıl yeşil ışık yakarsın?”

Yeri gelmişken insan söylemeden edemiyor işte…
Sayın Devlet Bahçeli ne büyük adammış ki, Türk vatanını ve coğrafyasını kendisine kurban seçen okyanus ötesi ince hesapların kendisine öncelikli olarak hedef seçtiği bir isim haline gelmiş.
Tek başına küresel projeler önündeki aşılmaz bir engel, bu haliyle de milli refleksin en hayati vicdanını temsil ediyormuş.
Kim bunun ne derecede idrakinde?
Elbette anlayandan öte, anlamak isteyenedir bu sözlerimiz…
İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER