SON DAKİKA

TÜRK MİLLETİ

Gündem Yazıları

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

Barzanili Diyarbakır Mitinginin Düşündürdükleri

Bu haber 20 Kasım 2013 - 9:09 'de eklendi ve 15 kez görüntülendi.

Doç.Dr.Ruhi ERSOY

Yeni “ana”yasanın neyi doğuracağı artık gün gibi ortadadır. Başbakan Erdoğan doğacak çocuğun adını 16 Kasım 2013 Cumartesi günü Diyarbakır’da zikretmiştir. Yeni doğacak çocuğun rengini, kıyafetinin şeklini belirlemiş ve onaylamıştır. Türk milletinden Türkiye Cumhuriyetini yönetmek için oy alan ve bunun için yemin eden bir hükümet, Irak’ın bölünmesine sebep olmaktadır. Öte yandan Başbakan Erdoğan, sadece Irak’ın değil; “Kürdistan” söylemleriyle Türkiye Cumhuriyetinin de bölünmesi için çalışanların değirmenine su taşımaktadır. AKP hükümeti, BOP ortaklarının isteği üzerine Irak’ın kuzeyinde kurulmakta olan devlet için “taşıyıcı annelik” rolüne soyunmuştur. 16 Kasım cumartesi günü Diyarbakır’da sahnelenen oyun bu rolün provası niteliğindedir. Bu politika Türkiye’nin Arap Dünyası ve büyük Türk Dünyası ile olan ilişkilerini tartışılır hele getirmektedir. Zira dış basın takip edildiğinde, Türkiye’nin emperyalist politikalarına teslim olduğu kanaati vardır.

(Burada dikkat çekilmesi gereken bir nokta da MHP’nin, anayasa çalışmalarında neden yer aldığı konusunda yapılan eleştirilerin yersizliğidir. Eğer MHP anayasa çalışmalarına katılmasaydı AKP kendi kafasındaki anayasayı çoktan meclise getirmiş olacaktı. MHP’nin anayasa komisyonundaki direnci, AKP’nin bölünme anayasası hazırlıklarını 2015 sonrasına ertelemesini sağlamıştır. Bu zaman dilimi de Türk milletinin AKP’yi siyaset mezarlığına gömmesi için yeterli olacaktır.)

Başbakan’ın son Diyarbakır ziyareti önceden planlanmış senaryonun sadece küçük bir parçası olarak görülebilir. Zira bizlere “barış süreci”,”demokratik açılım” diye yutturulmak istenen süreç, aslında Irak’ın kuzeyindeki yapının velayetinin Türkiye Cumhuriyetine devredilmesidir. Daha ötesinde PKK’nın Suriye’nin kuzeyinde şimdilik özerk bir “Kürdistan” yapılanmasının alt yapısını tamamlamasıdır.

Barzani’nin ziyaretinin tam da Suriye üzerinde PKK ile üstünlük mücadelesine giriştiği bir zamana rastlaması da manidardır. Burada da Türkiye’ye arabuluculuk, uzlaştırıcılık rolü biçilmiştir. Zira Suriye’de anlaşılan o ki, PKK, Barzani’ye göre daha hazırlıklı ve taban bulabilen bir yapıya sahiptir. Ortadoğu’ya yön vermek isteyen güçlerin taşeronluğunu üstlenen hükümet de burada PKK ve Barzani’yi, testiyi kırmadan idare etme gayreti içerisindedir.

Barzani’nin güneydoğuda seçmen üzerinde yön verecek bir gücü yoktur. Barzani’nin yandaşı olan KADEP ve HAK-PAR’ın geçmiş seçimlerde aldıkları oy oranları bellidir ve %1’i bile bulamamıştır. O halde Başbakan Erdoğan bu hamlesi ile oydan daha öteye bir çalışmanın parçası olarak Barzani’yi Diyarbakır’a davet ettiği şüphesi ortaya çıkıyor. Bu da ABD projeksiyonunda Ortadoğu’da bir Kürdistan devletinin önünün açılmasının psikolojik alt yapısının hazırlanması olabilir. Bu ziyaret bu bakımdan Türkiye iç kamuoyunda Kürdistan’a yönelik atılacak adımların bir girizgahı hükmündedir. Hükümetin bütün üyelerinin “bu daha başlangıç” söyleminin arka planında yatan da budur.

Barzani ile birlikte görünüp APO’ya da, PKK’ya da şöyle bir mesaj verilmek istenmiştir. Süreçte yaşanan tıkanmanın önünü açmazsanız Barzani kartını oynarım. Ancak bu beklenildiği kadar kolay olmayacaktır.

Diyarbakır mitinginde şu mesaj da verilmek istendi. “Biz Kürdistan’a karşı değiliz, süreç devam ederse, silahı bırakırsanız, siyaset yapmanıza izin verir, önünüzdeki engelleri zamanı geldikçe kaldırırız.” Zaten Başbakan’ın “Bu daha başlangıç” ifadesi de olayın çok daha ileri boyutlara taşınacağının yansımasıydı.

Bundan sonra ne olabilir? Medyada oluşturulan psikolojik harekatın katkılarıyla, Kürtçe yer isimleri, PKK’lılara af, Kürtçe eğitim gibi konularda yasal adımlar atılması için kampanyalar başlatılır. Zaten PKK’lılara af konusu bölgede BDP’liler tarafından kulislerde sürekli dile getirilmektedir.

Bu ziyaret Barzani için de can simidi gibi olmuştur. ABD’nin bölgede uyuşamadığı İran, Maliki, Esad gibi unsurların arasında sıkışıp kalan Barzani için ABD’nin projelerinin uygulayıcısı olan Erdoğan ile işbirliği yapmak büyük bir fırsat ve kazanımdır. Bu ziyaretle söz konusu kazanım pekişmiştir.

Başbakan’ın “Cezaevleri boşalacak” açıklamasını yaparken protokolde oturan diğer hükümet üyelerine bakıldığında pür dikkat heyecanla o anı bekliyorlarmış gibi durdukları görülecektir. Belli ki bu sözlere önceden çalışılmış, kamuoyu oluşturma harekatının ilk adımı olarak da Diyarbakır’da dillendirilmiştir.

Miting alanına gelen kitlenin azımsanamayacak bir kısmı PKK dışında Kürtçülük yapanlardan meydana gelmişti. Bir kısmı İbo’yu, Şivan’ı görmek için gelmişti. Mitingden önce vatandaş arasında konser var söylentisi yayılmıştı bilinçli olarak. Oysa bir türkü bile söylenemedi. Zira Şivan Perver’in Kürtçülük, kışkırtma içermeyen şarkısı yok denecek kadar azdır.

Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin geleceğine dair hiçbir kaygısı olmayan AKP hükümeti her seçim öncesi olduğu gibi yine verilen bütün rollerde üzerine düşeni fazlasıyla yapmaktadır. Ancak Başbakan Erdoğan’ın hesaba katmadığı, bu milletin siyaset mezarlığında kendisine de bir yer ayırdığı gerçeğidir. Türk milleti bütün bu olan biteni sessizce izlemektedir. Elbette kendi varlığı ile devletinin bütünlüğüne kastedenlere gereken cevabı dün olduğu gibi bugün de verecektir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.