Asikurtlar©

BARAK TÜRKMEN KÜLTÜRÜNDE,KÖY ODASI CEMAATİ.!

BARAK TÜRKMEN KÜLTÜRÜNDE,KÖY ODASI CEMAATİ.!
09 Ocak 2016 - 22:59 'de eklendi ve 4880 kez görüntülendi.

Halis, su katılmamış Türk olarak nitelendirilen Barakların dilleri ve edebiyatları renkli ve incedir. Zengin bir Türkçe kelime hazinesine ve kültüre sahiptirler.

Kültürlerini nesilden nesile aktarmada kullandıkları sözlü edebiyatları da oldukça dikkat çekicidir. Kültür aktarımında oda geleneğinin yeri ise oldukça önemlidir.

Barakların yerleşik düzene geçmelerinden sonra çadır geleneğinin yerini oda geleneği almaya başlamıştır. Bununla birlikte kımız da yerini mırraya bırakmıştır.
Bilhassa iskân döneminde yaşanan olayları tasvir eden iskân türkülerinin zamanımıza ulaşması odalar sayesinde olmuştur. En önemlisi “orun” yani yerleşme düzeni hiç değişmemiş, bu özellik titizlikle korunmuştur. Bu düzen binlerce yıllık bir gelenektir ve hemen bütün Türk illerinde mevcuttur.

Bu düzene göre Barak’ta özellikle yemek yerken oturma sırası şöyledir;
Kesilen kurban bütün olarak boyu temsil eder. Kurbanın parçaları, (sağ-sol) butlar, diğer on iki parça boyun oymaklarını temsil eder.

Günümüzde ise en başa hatırı sayılır, sözü dinlenir, saygın kişiler, oturur. Onun yanlarına sağlı-sollu derecelerine göre diğer kişiler sıralanır. Önceleri sağ tarafa yönetici konumunda olan Bozoklar, sol tarafa ise Üçoklar otururdu. En üstte oturanın önüne kurbanın başı sırt ve kuyruk konulurdu. Sağ ve sol taraflara altışar parça et bölüştürülür. Bu parçalar iki kalça kemiği, aşıklık kemiği, uyluk kemiği, iki kürek kemiği, iki bazı kemiği ve kubare kemikleridir. Budüzen sağlı sollu biçimde devam ederdi.

En alttakilere boyun paylaştırılırdı. En başta oturan beyin önüne konulan baş, “aklı ve yöneticiliği” ifade ederdi. Sağ tarafta oturanlar yaşlı, yönetici ve bilge kişileri, sol tarafta oturanlar ise vurucu gücü, komutanları temsil ederdi. Orun (oturma) ve üleş (paylaşım) olarak nitelendirilen bu düzen, ana esaslarıyla birlikte yer yer devam etmektedir.

Günümüzde bu tarihi geleneği, hazır yemekler tamamen yok etmiş, bölüşme ve dayanışma temelli yemek bilinci adeta sıfırlanmıştır. Bu kolaycı anlayış ananelerimizi alt üst etmiştir.

Ancak kısmen de olsa bu yemek âdetinin Barak’ta devam ettiğini söyleyebiliriz.
Misafiri ağırlayan oda, yeni gelen misafire yeni yemek yapar.

 

Barak’ta yeni misafire önceden yapılan yemek hiç yenmemişde olsa kesinlikle verilmez. Çünkü eski yemeği yeni misafire vermek ayıp hatta aşağılayıcı bir durum sayılır.

Barak odaları genelde sahibinin mahremi olan hanesinden uzakta inşa edilmiştir. Oda sahibi evde olsa da olmasa da o odaya gelen misafir mutlaka ailenin başka bir ferdi veya köylü tarafından ağırlanır.

 

Odanın masrafları için genellikle tarım ürünlerinden bir miktar ya da belli bir tarlanın tamamının geliri ayrılır. Oda, işlevini devam ettirdiği sürece bu gelir, babadan oğula geçerek odanın giderleri için kullanılır.

Barak odalarına sonradan girip ve gelenekleşen mırranın da önemli bir yeri vardır. Farklı boylarda ibrıklarda köz ateşinde pişirilip, süzülerek kıvama getirilen acı kahve, odaya gelen misafire ilk sunulan ikramdır. Birer yudum şeklinde oda içerisinde oturan herkese birkaç defa dağıtılır. Barak odalarında oturma düzeni kadar oturma adabı da oldukça önemlidir.

Ayak uzatarak oturmak ayıptır. Genel olarak sağ diz üzerine veya bağdaş kurularak oturulur. Ayrıca yemeğe ve sohbete, odadaki en yaşlı kişinin başlamasıyla başlanır. Bütün bu kurallar odaya eşikte oturarak girmeye başlayan çocuklar tarafından da dikkatle gözlenir.
Bu nedenle Barak odaları, gelenek aktarımında başat rolü üslenmişlerdir. Şu hususu da belirtmek yerinde olur ki, Barak odaları yerleşik hayata geçildikten sonra Sünni inancın yerleşmesinde de önemli bir vazife görmüşlerdir. Camilerin olmadığı dönemde ibadetler ve dini sohbetler de bu odalarda yapılmıştır.

Köy içerisindeki her türlü anlaşmazlıklar köyün ileri gelenlerinin odalarında çözülürdü. Her türlü durum karşısında cemaatin vermiş olduğu karar uygulanır ve kimse buna itiraz etmezdi. Mesela oymak ahalisi arasında çıkan ve cinayetle sonuçlanan olaylarda oymak ahalisi bir araya gelir, ölen kişinin ailesi ve dolayısıyla kan davasının önüne geçmek için belirli bir miktar maddi bedel (kan parası) belirlenirdi.

Bu bedel, cinayeti işleyen kişinin oymağındaki ailelerden toplanırdı. Bazı durumlarda, eğer şartlar uygun ise, cinayeti işleyen tarafın varsa kızı ile karşı ailenin oğlu veya bir yakını evlendirilmek suretiyle de barış sağlanırdı.

 

Yörede buna “kan yerine gelin gitme” denmektedir. Daha buna benzer farklı boyutlardaki bütün problemler bu şekilde Barak odalarında çözümlenirdi. Her durumda oymağın ileri gelenleri tarafından çok sayıda kurban kesilir, yemekler verilirdi.
Barak’ta toplumsal iletişimin de sağlandığı bu odalar gelenek, kültür ve bilgi aktarımının merkezi olmuştur. “Barak odasında mı yetiştin” tabiri bölgede bir atasözü haline gelmiştir.

 

Ancak yukarıda bazı özelliklerine değindiğimiz Barak odaları, maalesef değişen dünya ve düşünce yapısından nasiplenmekte gecikmemiş ve işlevselliğini yitirmeye başlamıştır.
Önceleri köy köy dolaşarak çeşitli gereçler satan kişilere çerçi denirdi.

Çerçilerle alış veriş genellikle mal değişi olarak gerçekleşirdi. Örneğin; yumurta karşılığı sabun takas edilirdi. O günün şartları içerisinde gittikleri köylerde birkaç gün kalırlardı.

 

Önemli olaylar çerçiler aracılığıyla duyurulurdu. Böylece iletişim sağlanmış olur çerçiler de aynı zamanda habercilik vazifesi görürlerdi. Bir başka özellikleri ise Aşık Garip, Kerem, Hurşit ve Ercişili Emrah gibi ozanların hayat hikâyelerini türküleriyle beraber aktarmaktı.

Barak odaları kimsesiz, yaşlı kişilerin uğrak yeriydi. Bu gibi misafirler günlerce hatta aylarca kalır ve ihtiyaçları giderilirdi.
Bunlar Boydak olarak adlandırılırlardı. İçlerinde bilgili derviş görünümünde kişiler de bulunurdu. Seyfettin, Kavlak Dede, Abu Deve, Deli Hikmet gibi isimler hatırda kalanlardır.
Oda hayatı, Barak’ta beyliğin, cömertliğin sığınmanın sembolüdür. O bakımdan oda sahipleri kimseyi ayırt etmeyen gönlü zengin kişilerdir. Odalar daha önce bahsi geçen Şorevi’nin küçük parçalarıdır.

KARACURUN KÖY ODASI BARAK

ERTUGRUL ÇAKIR
BARAK TÜRKMENLERİ

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER