Asikurtlar©

Bankalarda para bitti iktidar halka saldırıyor

Bankalarda para bitti iktidar halka saldırıyor
24 Nisan 2016 - 2:40 'de eklendi ve 4707 kez görüntülendi.

Yaklaşık 7 ay olmuş. Ekonomide yeni risk bankaların batması diye bir yazı kaleme almışız. Türk bankacılık sisteminin 2 hayati nedenden dolayı 2001 krizi öncesi kadar hatta daha fazla riskte olduğunu anlatmışız.

Bu nedenler:

1)Aşırı kredi genişlemesi
2) Kredilerin verildiği yerler

Önceki gün ekonomi yönetiminin bir numaralı ismi Mehmet Şimşek’ten bu iddialarımızı destekleyen bir itiraf geldi. Şimşek bankacılık sisteminde kredilerin mevduata oranının yüzde 120’ye ulaştığını söyledi. Yani bankalar 100 TL’lik mevduat toplarken 120 TL kredi vermiş. Aradaki 20 TL’yi de yurtdışından döviz olarak borçlanmış, bir kısmını da Merkez Bankası’ndan gecelik ve haftalık olarak yüksek faizle borç alarak kapatıyor. Bunu gören Mehmet Şimşek de özetle “Bankaların parası kalmadı” diyor.

Şimşek’in ikinci neden yani kredilerin dağılımı konusunda ise sesi çıkmıyor. Çıkmaması da normal çünkü partisinin genel politikasına ters. Ama biz yazabiliriz. Şu anda yurtdışından, Merkez Bankası’ndan para toplayıp kerdi veren bankaların verdikleri kredilerin üçte ikisi doğrudan iç tüketimle ilgili sektörlere gidiyor. Bu üçte ikilik bölümün de yüzde 90’a yakın kısmı da bireysel krediler, toptan-perakende ticaret, inşaat, elektrik üretimi ve haberleşme gibi ağırlıklı olarak AKP’ye gönül vermiş işadamlarının faaliyette bulunduğu alanlara akıyor. Kredilerin verildiği bu sektörler yurtdışına satış yapamıyor, döviz üretemiyor. Dolayısıyla varlıkları tamamen iç piyasada işlerin iyi gitmesine bağlı. Anlayacağınız burada bankacılık sistemi açısından da önemli bir müşteri riski oluşmuş.

Böyle bir problemde normalde yapılması gereken, kredi miktarını ve iç tüketimi düşürmekti. Ancak AKP’nin böyle bir şansı yok.

AKP SOYGUNA MECBUR

AKP üretmeden tüketme ekonomisinden vazgeçemez. Çünkü yolsuzluklar, insan hakları ihlalleri, Suriye hezimeti, basın özgürlüğü, iç savaş gibi konulardaki hataları ortada. Bunlara rağmen iktidarını sürdürmek için bugüne kadar olduğu gibi kendisine oy veren kitleleri beslemek, afyonlamak zorunda.

Ve AKP üretmeden-tüketme ekonomisinden vazgeçemez. Çünkü iktidarını desteklemeleri için ballı krediler ve ihalelerle yarattığı işadamlarını yaşatma zorunluluğu var. Kuşkusuz, market tavukları gibi hormonlu yemlerle şişirilen bu işadamlarının varlığı da bankacılık sisteminin açtığı kolay kredilerle ilintili.

İşte bu yüzden AKP başka bir formülü gündeme getiriyor. Bankacılık sistemini büyütmek için adı ‘tasarruf’ ama temeli ‘vergilendirme’ olan bir dizi tedbiri ‘yapısal reform’ adı altında yürürlüğe sokuyor. Örneğin çeyiz yardımı, maaş hesaplarının bankalara yatırma zorunluluğunun 5 işçiye kadar düşürülmesi ve son olarak da zorunlu Bireysel Emeklilik kesintisi gibi. Bunlar hep bankacılık sisteminin ayakta kalabilmesi için yürürlüğe sokulmuş tedbirler. Getirilen düzenlemeler sayesinde bankalara diğer alternatiflere göre ucuz kaynak sağlanması amaçlanıyor. Ki AKP’nin ayakta kalmasını sağlayan tüketim ekonomisi devam edebilsin.

Yapılan denemeleri kendi politik şartları açısından mantıklı bulmakla birlikte, sorunun bu tedbirlerle çözülemeyecek kadar büyük olduğunu da söylemeliyiz. Çünkü AKP’nin havuç ve sopa ilişkisini kullanarak tasarrufları artırma planı kendi içinde anlaşılabilir bir model olsa da, “Ekonomideki birinin kazandığı, diğerinin kaybettiğidir” prensibine uymuyor.

Bankalardaki tasarrufları artırıp, yandaş işadamlarıma, iktidarıma kredi açacağım derken halkın elindeki parayı alıp harcanabilir geliri düşürmek, iç piyasayı daraltmak, nihayetinde AKP’nin yapmak istedikleriyle ters düşüyor. Bu yüzden AKP iktidarının şu anki ekonomik modeli kuyruğunu yiyen bir yılanın görüntüsünü anımsatıyor.

Oğuz Karamuk

Yazının Devamı

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER