SON DAKİKA

TÜRK MİLLETİ

Gündem Yazıları

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

Balyoz’un Bedeli

Bu haber 21 Haziran 2014 - 10:09 'de eklendi ve 8 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Ergenekon ve Balyoz davalarının bir kumpas olduğu sadece itiraflarla sınırlı kalmadı, mahkeme kararlarıyla da tescil edildi. Yüzlerce şerefli Türk subayı, özgürlüklerinden oldu. Ailelerinden, çocuklarından, sevdiklerinden ve görevlerinden ayrı kalarak bedel ödediler. Bu da yetmedi, şeref ve haysiyetleri hedefe konuldu. Kendileriyle birlikte temsil ettikleri kurumlara ağır hakaretlerle hücum edildi.

Vicdanlarda karşılık bulmadı

Bu köşeyi takip eden kıymetli okuyucularım şahittir ki, biz bu davalara hiçbir zaman inanmadık. Bunların birer operasyon olduğunu söyledik. Mahkeme kararlarının kamu vicdanında karşılık bulmadığını anlatmaya çalıştık. Ve bir gün bu hesapların bozulacağına olan inancımızı dile getirdik. Gelinen nokta tespitlerimizde yanılmadığımızı ortaya koyuyor. Şimdi, “bu kampasın kimler tarafından ve niçin kurulduğu” sorusu cevap aramaktadır. Yitip giden canların, çiğnenen onurların, yapılan hakaretlerin ve çalınan özgürlüklerin hesabını kim veya kimler verecek?

Bir yol açtılar

İktidar sözcüleri yine duruma göre vaziyet almakta gecikmemişlerdir. Çok pişkin bir vaziyette, Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yolunu kendilerinin açtığını söyleyerek, buradan bir kahramanlık çıkarmaya uğraşmaktadırlar. Bir yol açtıkları kesindir. Ancak bu yol, kurulan kumpaslarla Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarsızlaştırılması, kahraman Türk subaylarının terörist muamelesi görmesi ve bu karambolden faydalanarak ihanetin çok daha ileri götürülmesi için açılmıştır. Bu davanın savcısı olduğunu ilan edenler, bu davalarla birlikte vesayet dönemlerinin sona erdiğini zil takıp oynayarak anlatanlar, “önümüzde ayağa kalkmayanlar şimdi neredeler” diye meydan okuyanlar hiç boşuna sureti haktan görünmeye uğraşmasınlar. Gün gelir devran döner, bunların hesabı da sorulur.

5 yılda alınan mesafe

Biz yine bu kumpasın kimler tarafından ve ne için kurulduğu sorusuna gelelim. Davaların üzerinden 5 yıl gibi bir süre geçti. Geriye baktığımız zaman özellikle bu ülkenin varlığı ve birliğinin dinamitlenmesi konusunda 5 yılda alınan mesafeyi çok net görüyoruz. Hedefe Türk Silahlı Kuvvetlerini ve ömrünü terörle mücadelede geçirmiş kahraman Türk subaylarını koydular, arkadan 40 bin insanın katili, terörist başıyla masa kurdular. Genelkurmay Başkanı ile bebek katilini aynı kefeye koyup, aynı cezaya çarptırdılar. Sonra da dönüp, bir taraftan “analar ağlamasın” türküsü söyleyip, diğer taraftan, Genelkurmay Başkanı için ağıt yaktılar. Bir toplum mühendisliği ile en ağır ihanetleri, en yıkıcı gelişmeleri millete hazmettirdiler.

Kumpas akıllarına geldi

Geldiğimiz noktada kurulan kumpasla hedeflenen her şeyin elde edildiğini, bebek katilinin yattığı yerin bir parti genel merkezine dönüştürüldüğünü, oradan meclisin gündemini dahi belirlemesine sessiz kalındığını ve artık serbest bırakılmasının ciddi biçimde konuşulduğunu ibretle görüyoruz. Tesadüfe bakınız ki, tam bu gelişmelere paralel olarak birden bire kumpas kurulduğu akıllarına geldi. Yıllardır bir türlü gündeme getirilmeyen yargılama usulleri aniden devreye girdi ve bütün Ergenekon ve Balyoz sanıkları serbest kaldı. Bebek katilinin ininden çıkarılması için formül arandığı bir dönemde, Genelkurmay Başkanı ve Türk subaylarının içeride olmasını bu millete izah edemezlerdi.

Herkes her şeyin farkında

Hiçbir şey tesadüf değil. Her şey birbirini tamamlayarak gidiyor. Hazmettire hazmettire ilerliyorlar. Biz suçsuz günahsız yere yıllarca hapis yatan komutanların tahliyesine sevinirken, ülkenin varlığının ve birliğinin lime lime edilmesini bu millete çoktan hazmettirdiklerini içimiz sızlayarak görüyoruz. Ancak, bu ülke AKP zihniyetinden ibaret değil. Herkes her şeyin farkında. Sayın Engin Alan daha hapishane kapısındayken boşuna, “Bugüne kadar olan hiçbir şey yok sayılamaz. Eğer yok sayar isek hayatlarını sağlıklarını kaybeden arkadaşlarımıza ihanet olur. Bu alçaklığı yapan planlayan destekleyen ne kadar namussuz varsa bunlar bu ülkenin vicdanlı onurlu yargıçlarının karşısına oturup hak ettikleri cezayı alana kadar sürecek.” Demedi. 12 Eylül darbesini yapanlar aradan 34 sene geçtikten sonra hesap vermek zorunda kaldılar. Bu kumpası kuranlar bunu hiç unutmasınlar.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.