SON DAKİKA

KAPANDAKİLER

KÖŞE YAZILARI

TÜRK MİLLETİ

Gündem Yazıları

Balyoz ve vicdan

Bu haber 10 Ekim 2013 - 10:12 'de eklendi ve 5 kez görüntülendi.

Yargıtay Balyoz davası kararını açıkladı. Beklentilerin aksine, ilk mahkemenin kararlarının doğru kabul edildiği ve onaylandığı bir durum ortaya çıktı. Zaten en başından itibaren süren hukuki tartışmalar işin uzmanları tarafından bundan sonra da devam ettirilecektir. Kaldı ki, yargı yolu tükenmemiştir.

Hukuk ve yargı

Her yargı kararının bir de vicdani boyutu vardır. Hukukla yargıyı ayıran şey de budur. Yargı kağıt üzerindeki kanunlara uymakla yetinebilir, ama hukukun tam ve eksiksiz oluşabilmesi vicdani boyutun da mutlaka karşılık bulmasıyla mümkündür. Nitekim, bazı kararlar yargıya uygun olsa da vicdanlarda karşılık bulmayabiliyor ve hukuken tartışmalı hale geliyor. Hele bu davalar siyasi boyut da kazanmışsa ki, Balyoz davası iktidar yetkililerinin ve bizzat sayın başbakanın açıklamalarıyla bu boyuta ulaşmıştır, durum daha da karmaşık bir hal alıyor. Balyoz davası da, Ergenekon davası da yargı boyutu kadar, hatta ondan çok daha fazla siyasi ve vicdani boyutuyla gündemdedir.

İntikam alma

Balyoz davası bir darbe planına dayalıdır. AKP hükümetinin düşürülmesi için bir darbe planlandığı iddiasıyla açılmış ve karara bağlanmıştır. Darbeleri anlamak da, hoş görmek de, onaylamak da asla ve asla mümkün değildir. Dolayısı ile buna tevessül edenler mutlaka cezasını çekmelidirler. Buna hiçbir itiraz yok. Bütün mesele darbenin suç olması üzerinden, bir takım siyasi hesapların görülmesidir ki, işin püf noktası burasıdır. Bizi böyle düşünmeye iten ve davayı bu yönüyle tartışmalı hale getiren, hükümetin icraatları ve söylemleridir. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç başta olmak üzere, iktidar mensuplarının ve özellikle de beslenme ve yanaşmalarının davalarla ilgili beyanları, çok ağır, tek taraflı ve önyargılı olmuştur. Davaların bir intikam alma hesabına dayalı olduğu yorumları da bu beyanların sonucudur ki, bu gölge ortadan kalkmayacaktır.

Engin Alan örneği

Çok daha somut bir örnek var karşımızda. Sayın başbakanın Balyoz tutuklusu Engin Alan için söyledikleri hafızalarda ve arşivlerde kayıtlıdır. Çanakkale şehitleri için yapılan bir tören sırasında görevli komutan olarak orada bulunan Engin Alan’ın ayağa kalkmamasını eleştirmiş ve “bunu yapanlar şimdi neredeler?” diyerek, tutukluluğunun gerekçesini kamuoyu önünde dillendimiştir. Bu söz orta yerde dururken, yargı kararı hangi kanıtlara dayalı olursa olsun, vicdanlarda karşılık bulmayacak, bir siyasi hüviyet kazanmaktan ve tartışmalı olmaktan kurtulamayacaktır. 2010 referandumu sonrasında oluşan ve daha çok tartışmalı hale gelen yargı yapılanmasını da buna eklemek gerekiyor. Açıklanan karar bu tartışmaları bir defa daha alevlenecektir.

Paketin zamanlaması

Türkiye çok zor ve sıkıntılı bir dönemden geçiyor. Bölücü terör yıllarca silahla elde edemediği her şeyi, eksiksiz biçimde masa başında almaya ve ülkenin belli bir bölümünde fiili durum oluşturmaya başlamıştır. Bu durumu resmi ve kalıcı hale getirmek için AKP üzerindeki baskılarını arttırmakta ve açıklanan son paketin ortaya koyduğu acı gerçeğin de gösterdiği gibi, sonuç almaktadır. Ülkenin varlığı ve birliğini açık ve aleni biçimde hedef alanlar hükümetin muhatabı haline gelmişlerdir. Terörist başı İmralı’yı bir parti genel merkezine dönüştürme imkanı bulmuştur. Açıklanan son paket, tamamen bu ihanet güruhunun dayatması ve istekleri doğrultusunda hazırlanmış, başörtüsüne sarılarak servis edilmiştir. Tesadüfe bakınız ki, Balyoz kararlarının Yargıtay boyutu da tam bu sırada sonuca bağlanmış ve ömrünü terörle mücadelede geçirmiş Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları hakkında verilen cezaların onaylandığı duyurulmuştur.

Devlet ve hükümet

Bu tablo ister istemez şöyle bir sonuç ortaya çıkarıyor: Hükümeti yıkmak için bir iddiadan ibret olsa da, kağıt üzerinde kalsa da, harekete geçilmese de, plan yapmak suçtur ve cezası 15 ile 20 yıl arasında hapistir. Oysa bir çok uzman hukukçu, iddialar doğru olsa bile, kağıt üzerinde kaldığı ve harekete geçilmediği için ceza verilemeyeceğini söylemekte ve yönde çok kuvvetli argümanlar ortaya koymaktadırlar. Buna karşılık devleti yıkmak ve ülkeyi bölmek için kesin ve net olarak silahlanıp dağa çıkmak, terör estirmek, katliam yapmak, bunun siyasi yapısını oluşturabilmek için örgütlenmek demokrasidir. Bu tür örgütlenmeleri anlayışla karşılamak gerektiği gibi, yaptıklarının suç olmasını ortadan kaldıracak düzenlemelerin bir paket olarak gündeme getirilmesinde ve adına da “demokrasi” denilmesinde sakınca görülmemiştir.

Sadece AKP memnun

Yargıtay kararının açıklanmasından hemen sonra, malum yanaşma ve beslemeler varlık sebeplerine uygun olarak anında bütün televizyon kanallarını paylaşmış ve “vesayet dönemi sona erdi” ezberlerini tekrarlamışlardır. Ancak hiç biri ortaya çıkan, “hükümeti yıkmayı düşünmek bile suçtur ve mutlaka cezalandırılır. Devleti yıkmak ülkeyi parçalamak ise demokrasidir ve bırakın cezalandırmayı, bunun için eline silah alıp dağa çıkanları temize çıkaracak paketler hazırlanmalıdır” durumunu izah edememiş ve toplumda bu konuda oluşan soruların cevabını verememişlerdir. Başka hiçbir ölçü, hiçbir kriter olmasa bile, açıklanan kararın sadece AKP ve yandaşlarını memnun etmesi, yargının siyasallaşması başta olmak üzere bütün endişeleri haklı çıkarmaya yetmez mi? Yargılamayı yaparsınız da, hukuk ve vicdanları nereye koyacaksınız?

ORHAN KARATAŞ

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.