SON DAKİKA

Balkonda Kutlama Yapanlar, Asıl Kaybedenler Olacaktır!

Bu haber 07 Nisan 2014 - 9:57 'de eklendi ve 7 kez görüntülendi.

YILDIRAY ÇİÇEK

Türkiye, 30 Mart 2014 yerel seçimlerine 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun gölgesinde girdi. Aslında 30 Mart 2014 yerel seçimlerinin sonucunu da Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim akşamı AKP Genel Merkezi’nde yapmış olduğu “Balkon Konuşması’na” ait Erdoğan ailesinin ön plana çıktığı fotoğraf gösteriyordu.

O balkon fotoğrafında kimler yoktu ki?

2004 yılında “Maaşımla geçinemiyorum” sözünü kullanan birisi olduğu halde, 17 Aralık 2013 günü evdeki trilyonları sıfırlama talimatı verdiği iddia edilen Baba Recep Tayyip Erdoğan…

Her olayın altından adı çıkan ve 4-5 yıl öncesine kadar burslu okuduğu halde şimdi trilyonlarla oynayan oğul Bilal Erdoğan…

17 Aralık sürecine bağlı evrakların imha sürecinde aktif rol aldığı telefon görüşmeleriyle iddia edilen Başbakan Erdoğan’ın kızı Esra Albayrak ve damadı Berat Albayrak…

1. Derece Sit Alanı içinde bulunması sebebiyle imara açılamamış yerlere yapılan villalara adeta mimar gibi yön veren Başbakan Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan…

Kırıkkale milletvekili olduğu halde “Van da Diyarbakır da olsa her yere giderim, ama Kırıkkale’ye o kıytırık yere gitmem” dediği iddia edilen Beşir Atalay…

Yolsuzluk ve rüşvet suçlamasıyla bakanlık görevinden ayrılmak durumunda kalan ve Kuran-ı Kerim’in ayetleriyle dalga geçen Egemen Bağış da sözde İslamcı iktidarın balkonundaydı.

Nerede Müslüman kanı akıyorsa, orada muhakkak parmağı olan ve Türkiye’yi Suriye ile savaşa sokabilmek için her türlü yolu ve tezgahı arayan Ahmet Davutoğlu da balkonun süsüydü.

Diğer oğul gemicik zengini Burak Erdoğan’ı, koruma yeğen Ali Erdoğan’ı ve kardeş Mustafa Erdoğan’ı göremedik… Aslında renkli yaşamları ile balkonda olmak onların da hakkıydı.

Adaletin, hukukun, vicdanın, imanın olduğu yerde hesap verme durumunda olması gerekenler, maalesef seçim zaferi kutluyordu. Normalde seçim barajını dahi aşamaması gereken bir iktidar, aldığı oy oranına göre hem kutlama yapıyor, hem de muhalefete çemkiriyordu.

Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan’ın başrol oynadığı, AKP’li bakanların yardımcı rol aldığı ve birçok figüranın ortada cirit attığı bir süreci izleye izleye, dinleye dinleye 30 Mart 2014 seçimlerine kadar geldik. Ortaya çıkan gerçeklerin, iddiaların, şüphelerin odak konusu AKP’nin nasıl bir yolsuzluk ve rüşvet batağına saplandığıydı. 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu başlar başlamaz görevden alınan hakimler, savcılar, valiler, emniyet müdürleri ve binlerce polis gerçeği gösteriyor; iddia ve şüpheleri ise gerçekler haznesine taşıyordu. AKP adeta Erdoğan ailesini ve iktidarın geleceğini kurtarmak için ‘devletin çöküşünü’ gerçekleştiriyordu. 17 Aralık sürecinden 30 Mart 2014 tarihine kadar “Yasa tanımayız, yasaları kendi istediğimiz şekilde düzenleriz” şeklinde ortaya koydukları tavır ve davranışları da görmeyen ve duymayan kalmamıştır. Ama tüm bu gerçeklere rağmen oyunu azaltsa da, beklenildiği kadar oy kaybına uğramamıştır.

30 Mart 2014 seçim akşamı oy sandıkları açıldığı vakitten bugüne kadar seçim hile ve şaibelerinin tükenmek bilmemesini de beklenilen oyu kaybetmeme durumu ile birlikte değerlendirebilirsiniz. Herhalde hiçbir tarihte bu kadar seçim hile ve şaibesi konuşulmamıştı. Anadolu Ajansı’nın perdelediği oy oranları, çalınan, yakılan, tutanaklara yanlış yazılan oylar, kesilen ve sonra suçu kedilere atılan elektrik kesintileri, 30 Mart 2014 yerel seçimlerinin siciline kara leke olarak geçmiştir.

YSK resmi sonuçları henüz açıklamasa da oy oranları aşağı yukarı bellidir. Bunca yalan-dolan tesiri ile her ne kadar aldatılsa da, kandırılsa da seçmenin verdiği oya saygı duyacağız. Ama böyle şaibeli bir iktidarın Türk milletine yakışmadığını da devamlı vurgulayacağız. Bu kadar hırsızlığa, yolsuzluğa, rüşvete, adaletsizliğe, hukuksuzluğa adı karışmış bir iktidarın varlığı Türkiye için külfettir. Bu külfetten Türkiye’nin kurtulması için aldatma ve kandırma tesiri oluşturan her türlü araçla mücadeleyi sürdürmesi gerekir.

Türkiye’de AKP’ye destek veren %43’lük seçmen, düzenin bozulmasını istememiştir. Bu yüzde 43’ün bir oranı yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvet olaylarının gerçekleşmiş olduğunu bilerek ve buna inanarak oy vermiştir. AKP’ye oy veren kişilerin çoğu ile konuşun, böyle bir gerçeğe ulaşacaksınız. Bir kısmı bunları dindar ve ahlaklı sanarak hırsızlık yapmayacağına iman ederek oy vermiştir. Bir kısmını da iktidarın Türkiye genelinde yarattığı baskı, sindirme ve korku tesiri üzerine oy vermiştir. Özellikle köy ve ilçelerde kamyonlarla dağıttıkları erzaklar, köy ve ilçelere “AKP’ye oy vermezseniz hizmet alamazsınız” tehditleri etkili olmuştur. AKP devletin parası ile vatandaşın oyunu AKP’ye kazandırma kurnazlığını bu seçimlerde de başarı ile gerçekleştirmiştir.

AKP’ye oy veren %43’lük kesim içinde baskı ve aldatılma ile oy verenleri bir kenara koyarak, her türlü hırsızlığı, adaletsizliği ve hukuksuzluğu bilmesine ve görmesine rağmen Türkiye’de düzenin bozulmaması için oy verenleri Konfüçyüs’ün öğretilerinden biri olan şu duruma benzetiyorum.

Bir gün Konfüçyüs’ün talebesi , “İçimizde dürüst insanlar var. Eğer babası koyun çalarsa, oğlu onu şikayet eder” der. Konfüçyüs’ün yanıtı ise “Bizim memlekette dürüst insanlar farklıdır; eğer biri koyun çalarsa, baba suçunu üstüne alır, oğul da babasının hatasını gizler. Doğruluk işte bunun içindedir” olur.

Din ve iman nutukları atarak soygun ve vurgun düzeninin bozulmasını istemeyenlerin ‘doğruluk’ anlayışı da böyle bir şeydir. Birçoğu da sanki çalınan Müslüman’ın hakkı değilmiş gibi “Az da Müslümanlar çalsın” gibi hırsızlığı meşrulaştırmaya çalışır. Oysa İslam’ın günah saydığı en büyük hadise hırsızlıktır. İslam’da hırsızın elini kesme cezası vardır. Yani, o yine inançlı insanları kandırmak için Rabia işareti yapan birçok el kesimliktir.

Hırsızlık, yolsuzluk ve rüşvet suçlamasına muhatap olan Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP Genel Merkezi’nin balkonunda ailesi ile verdiği fotoğraf, bu meşrulaştırma anlayışına sırtını dayama ve bunun üzerinden meydan okuma anlayışıdır.

Türkiye’de gerçek hukuk ve adalet düzeni işlediğinde suçu olan, vurguna ve soyguna adı karışan herkes, elbette hesabını verecektir. Şimdilik ampulün kervanı yürüyor. Elbet bu kervan bir gün patlama ile son bulacaktır.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli de seçim sonuçlarını değerlendirdiği gün “Başbakan Erdoğan’ın balkon konuşması vesilesiyle yanına alıp kalabalıkları selamlattığı kişi ya da kişiler yakayı kurtarmış ve suçlamalardan kurtulmuş değildir.

Yakın gelecekte de doğru ve helal kazanç kesinlikle kazanacak, layık olduğu itibarına kavuşacaktır.” sözleriyle bu duruma işaret etmiştir.

OYUNU EN ÇOK ARTIRAN MHP, EN FAZLA OY KAYBEDEN AKP OLDU

30 Mart 2014 seçimlerinde oy oranını en fazla artıran parti MHP olmuştur. Önceki seçimlerde Ankara, İstanbul ve İzmir’de almış olduğu oyu, yahut onun üzerinde bir oy oranını yakalamış olsaydı MHP bu seçimlerin en çok konuşulan partisi olacaktı. AKP, 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde 2 milyonun üzerinde oy kaybederken, MHP ise oyunu 2 milyonun üzerinde artırmıştır. Birileri bu oy sayısını gizlemeye, küçük görmeye çalışsa da AKP’nin oy kaybı ile MHP’nin oy artışı milyonlar boyutundadır. MHP düşmanlığı ruhlarına ve beyinlerine işlemiş olanlar ısrarla bu durumu görmemezlikten gelmektedir. Sabah Gazetesi’nde AKP’yi öven yazılar yazan ve seçimlerde oyunu da PKK’nın yeni kurulan partisi HDP’ye vereceğini söylemiş olan Hıncal Uluç ve bir yazdığı diğer yazdığına uymayan, MHP ve Devlet Bahçeli düşmanlığında kafayı sıyırmış Sebahattin Önkibar gibi tipler, seçim sonrası bu manada ön plana çıkan isimler olmuştur. Elbette bunlara benzerler de mevcuttur.

Objektif değerlendirme adına değil takıntı ve saplantılarıyla sadece MHP değerlendirmesi ve düşmanlığı yapmaktadırlar. Oyunu 5 milyon 585 binden 7 milyon 909.473 bine yükseltmiş bir MHP’yi düşman bir ruh haliyle değerlendirme gayreti, kimin kime hizmet ettiğini gösterme açısından da önemlidir.

Ama MHP’ye mesafeli bazı yazarlar da objektif MHP değerlendirmesi yapmıştır. Onlardan bazılarını size hatırlatmak istiyorum.

Sedat Ergin /Hürriyet Gazetesi:

“Aynı tabloları MHP açısından irdeleyelim. MHP’nin rakamları şöyle: 2002 genel seçimi: 2 milyon 635 bin oy/yüzde 8.36. 2004 yerel seçimi: 3 milyon 372 bin oy/yüzde 10.45, 2007 genel seçimi: 5 milyon oy/yüzde 14.27, 2009 yerel seçimi: 6 milyon 386 bin oy/yüzde 15.97, 2011 genel seçimi: 5 milyon 585 bin oy/yüzde 13.01.

MHP önceki günkü seçimde -sandıkların yüzde 99’unun sonuçlarına göre- 7 milyon 718 bin oy almış gözüküyor. Oran olarak toplamın yüzde 17.6’sına denk geliyor bu oy miktarı.

Bu da neresinden bakılırsa bakılsın, MHP’nin iki milyonun üstünde net bir oy artışı gerçekleştirdiğini gösteriyor. Bu durumda AK Parti’den uzaklaşan seçmenlerin büyük ölçüde MHP’ye yöneldiğini söylemek de bir hata olmaz. Her halükârda seçimin oransal bazda net galibi MHP’dir.”

Ruşen Çakır/Vatan Gazetesi:

“-MHP’nin Adana, Mersin, Manisa başta olmak üzere birçok ilde ve önemli ilçede elde ettiği başarının altını çizmek gerekiyor. Ayrıca iç ve Doğu Anadolu’da, kısmen de Karadeniz’de AKP’nin MHP ile baş başa kaldığı, bu seçimde iyice tescillendi. Bu durum, özellikle çözüm sürecinde Başbakan’ın elini epey zorlayacaktır. Diğer bir deyişle iktidar partisinin yaşayacağı herhangi bir kriz ve buna bağlı çözülmeden en fazla istifade edecek partinin MHP olduğu gözüküyor.”

Tanıl Bora / Al Jazeera:

“Milliyetçi Hareket Partisi 30 Mart yerel seçimlerinde belediye başkanlıkları için verilen oylara göre yüzde 15 oy aldı; il genel meclislerinde, yani ‘partiye’ verilen oylarda ise oranı yüzde 17,6. Bu rakam 2011 genel seçimlerinde aldığı oyun da (yüzde 13), 2009 yerel seçimlerinde il genel meclisi üyelikleri için aldığı oyun da (yüzde 15,9) üzerinde. Dahası, 1999 genel seçimlerinde aldığı oya (yüzde 17, 98) yaklaşıyor ki, bu, MHP’nin tarihinde aldığı en yüksek oydu. Böyle bakınca, kendi rekorunu tekrarlayan MHP’yi başarılı saymak gerekir.”

Nazlı Ilıcak /Bugün Gazetesi :

“AKP geriledi; en büyük atağı MHP yaptı. Demek 2011’den 2014’e kadar geçen süre içinde, AK Parti 6.6 puan geriledi. CHP aşağı yukarı yerinde saydı; en büyük ilerleme MHP’de göze çarpıyor. MHP, oyunu 4.7 puan artırdı. BDP aynı kaldı.”

Ümit Özdağ /Yeniçağ Gazetesi :

Özgüveni artan MHP

Mart 2014 seçimlerinin 2011 Haziran seçimlerine göre oy artıran bir diğer partisi MHP’dir. MHP oyları % 13.10’dan, %17.67’ye çıkmıştır. MHP oylarında sayısal olarak da 2 milyon 133 bin artış olmuş ve 5 milyon 585 binden 7 milyon 718 bine yükselmiştir. Üstelik, Ankara’da MHP oylarının % 50’si, İstanbul’da % 40’ı CHP’ye gitmiş olmasına rağmen MHP’nin oylarının artmış olması AKP’den MHP’ye oy dönüşü olduğunu göstermektedir.

MHP Afyonkarahisar, Kütahya, Kastamonu, Çankırı, Iğdır, Nevşehir’de % 40’ın üzerinde oy ile 2. parti olmuştur. Bayburt, Bilecik, Erzincan, Erzurum, Aksaray, Amasya, Tokat, Gümüşhane, Uşak, Kırıkkale, Balıkesir, Kırşehir, Yozgat, Düzce ve Kilis’te % 30’un üzerinde oy alarak 2. parti olmuştur. Elazığ, Karaman, Sakarya, Kayseri, Samsun’da ise % 25’in üzerinde oy alarak 2. parti olmuştur. Özetle, MHP toplam 26 ilde ikinci partidir. Bu sonuçlar gelecek seçimler için iyi bir çıkış noktası oluşturmaktadır.

Hüseyin Yayman / Vatan Gazetesi

Adana ve Mersin başarısı partinin izlemesi gereken stratejiyi göstermesi bakımından manidardır. Hüseyin Sözlü ve Burhanettin Kocamaz’ın Ceyhan ve Tarsus’ta sağladıkları yerel başarının üzerine çıkıp büyükşehirleri kazanması, teşkilatların önemsenmesi durumunda garantili sonuçlar doğacağını gösterdi. Ancak Devlet Bahçeli ile birlikte MHP’nin oylarını kemikleştirerek büyüdüğünü ve her seçimde hareketin biraz daha özgüven kazandığını belirtmek lazım. Seçim sonuçları, AK Parti’nin alternatifinin solda değil, sağda olduğunu bir kez daha gösterdi. MHP bu süreci doğru okursa yeni adres pekâlâ MHP olabilir.

Bu yazarların tespitlerinde de görüldüğü gibi MHP oyunu en çok yükselten parti ve alternatif iktidar partisi olmaya adaydır. Bu seçimde AKP karşısında en güçlü iktidar alternatifi MHP olmuştur. MHP’ye oy veren ve daha tam resmi rakam olmayan (7 milyon 909.473) kişiden her biri MHP’ye 1 yahut 2 kişi kazandırsa, onların gönlüne girse MHP’nin bu yolu iktidar yoludur.

Başbakan Erdoğan’ın iktidar gücünü kullanarak ve medya havuzu oluşturarak ele geçirdiği gazete ve televizyon sayısı, Türkiye’deki gelişmeleri en doğru bir şekilde okuyan ve ona göre milli duruş sergileyen MHP’de olsa, Türkiye’de AKP gibi bir parti inanın olmayacaktır. Ama üzeri yalanla örtülen gerçekler konusunda AKP’nin elindeki medya gücü şimdilik büyük bir silah olmaktadır. AKP’nin hakim olamadığı sadece sosyal medya vardır. Bu alana da yaptığı kapatma müdahaleleri ortadadır.

Önümüzde Cumhurbaşkanlığı seçimi ve 2015 yılında Genel Seçimler vardır. Türkiye’nin en hayati seçimleri bunlar olacaktır. MHP tabanı bu seçimlerde belirleyici unsur olacağını kavramalı ve 12 Eylül 2010 referandumunda düşülen tuzakları göz önüne alarak tekrarlamamaya özen göstermelidir. 8 milyona yaklaşmış MHP oyunun anlamı ve gücü herkesin önünde motivasyon olmalıdır.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin devlet adamlığı, sağduyulu ve temiz kişiliği MHP’nin en büyük gücüdür.

Bugün iktidar olan AKP’nin içinde debelendiği siyasi çamur ile MHP’nin siyasi profili kıyaslandığında, zaten iktidarın ömrü sayılıdır.

MHP kendi tarihinin en yüksek seçmen sayısına ulaşmıştır. Bu gücün artık Türkiye’yi kurtarmak için kullanılma vakti gelmiştir.

Yıldıray Cicekyildiraycicek@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.