Asikurtlar©

Bağıra bağıra bu duruma geldik

Bağıra bağıra bu duruma geldik
04 Nisan 2016 - 9:56 'de eklendi ve 4071 kez görüntülendi.

 

 

Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar yalnız, sıkıntılı ve tehdit altındadır. AKP’nin 14 yılının özeti, tam olarak kurtuluş savaşı şartlarına dönülmüş olmasıdır. Güdük, dünya ve ülke gerçeklerinden kopuk, yetersiz, ön yargılı, tamamen hesaplaşmaya dayalı bir siyasetin başka türlü bir sonuç vermesi zaten mümkün değildi. Buna bir de ihanet cephesini genişletip, bu ülke ve milletle hesabı olan her kim varsa tamamıyla işbirliği yapmayı eklediler.

ŞER İTTİFAKI KURDULAR
Paralelle, soyu tükenmiş Marksistlerle, yobaz takımı ile renksiz ve kıblesiz liboşlarla, ülke ve millet düşmanı ihanet yapılanmalarıyla şimdi birbirlerini yediklerine bakmayın. Tam bir işbirliği içinde, birbirlerini tamamlayarak ülkeyi bu hale getirdiler. Vakti zamanında kaç defa yazdım, bu işbirliğini. AKP’nin iktidarı ile birlikte, “fırsat bu fırsattır” diyerek harekete geçtiler. Aynı havayı teneffüs etmeye bile tahammülü olmayanlar, yıkmak, yok etmek ve paylaşmak için bir şer ittifakı oluşturdular. Bu ittifakın içinde, nesli tükenmiş ama bizde hala varlığını sürdüren, kafası örümcek bağlamış ve biryerlerden beslenen Marksistler vardı. Bu şer ittifakının içinde, bugün ülkeyi kan gölüne dönüştürüp bir iç savaş görüntüsü ortaya çıkmasına uğraşan hainler ve bölücüler vardı. Bu şer ittifakının içinde Cumhuriyetle ve Türk milleti ile hesabı olan yobaz ve bağnaz şeriat özlemcileri vardı. Ve bu şer ittifakının içinde birçok partiye sızmış, işadamı sıfatı kazanmış, sivil toplum örgütlerini ele geçirmiş, bürokrasiye yerleşmiş ve çoğu zaman sureti haktan görünen, Yahudi dönmeleri vardı. Doğal olarak birde bunların dışarıdaki uzantıları ve bunları kullanarak Türkiye üzerindeki hesaplarını hayata geçirmek isteyenler vardı.

HEDEF BİRLİĞİ
Bunların birbirleriyle hiçbir ortak tarafları o zaman da yoktu. Hatta birbirleriyle o zaman da can düşmanıydılar.”O zaman” dediysek, fazla geriye gitmeye gerek yok, bundan 3-5 yıl öncesinden bahsediyoruz.Ancak hepsinin hedefi, Cumhuriyet Türkiye’sini yıkmak, Atatürk milliyetçiliğini yerle bir etmek ve kendi kafalarındaki ihanet düzeninin alt yapısını oluşturmaktı. İşte bu hedef birliği bunları bir araya getirdi. “Önce yıkalım, sonra herkes kendi yoluna gider” mantığı içinde, “al gülüm-ver gülüm” paslaşmalarıyla, milletin kafasını karıştırdılar. Arkalarında hep bir gizli el olduğu için, en olmadık yerlere kolayca terfi edip, her yerde boy gösterdiler. İmkanları sınırsızdı. Gazete sayfalarında, Televizyon ekranlarında karşılıklı oturup, AB’nin nimetlerini ballandıra ballandıra anlatırken, “demokrasi, insan hakları, özgürlük, barış” gibi kavramları, gizli ve hain emellerine malzeme ettiler. Bunu sağladığı, bu ortamı oluşturduğu için AKP’ye sonsuz minnet duygularını her fırsatta dile getirmeyi de ihmal etmediler. Aynı adamlar, aynı televizyon kanallarında yıllarca aynı şeyleri anlata anlata, bu milleti ihanete de, şehit gelmesine de, bebek katilinin affına da, hatta bu ülkenin bölünmesin de alıştırdılar. AKP ve AKP düzeni bunlar için fırsattan öte, ganimetti. Zaman zaman kendilerini deşifre ettiğimiz ve aralarındaki işbirliğine çomak soktuğumuz için bizden son derece rahatsız oldular. Bunları yazdığımız için hakkımızda davalar açıldı.

AĞIR VE DERİN ÇÜRÜME
Bugün kurtuluş savaşı şartları yaşamamıza, bir gün de 10 şehit gelmesine, bir bölgemizde açık bir isyan yaşanmasına, dünya tarihinin gördüğü en büyük yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ortalığa saçılmasına, ağır ve derin bir çürümeye rağmen, milletin hala küçük menfaat hesaplarıyla, bütün bunlara sebep olanları iktidarda tutması, işte bu yüzdendir. Milli ve manevi değerlerinden kopuk, duyarsız, tamamen menfaati önde tutan bir yapı oluşturuldu ve AKP siyaseti bu yapının üzerinde yükseliyor. Bu yapının oluşmasıyla birlikte AKP artık bunlara ihtiyacı kalmadığını gördü ve yolları ayrıldı.

TİYATRO
Bu şer ittifakının ebedi olmayacağını, bir yerde çatlayacağını ve gerçek yüzlerinin ortaya çıkacağını biliyorduk.Bugün rüyalarında görseler inanmayacakları imkanlar elde etmiş olarak, artık her biri kendi yoluna gidiyor. Kimisi AKP’den elde ittikleriyle ihanetin sonucunu almaya çabalıyor, kimisi kurduğu haram saltanatlarının üzerine yenilerini yığıyor, kimisi devleti ele geçirmenin rahatlığı ile Cumhuriyetin bütün değerlerine kin kusuyor, kimisi de dışarıdan hücum edip son darbeyi indirmeye uğraşıyor. Bu arada da birbirlerini yiyor, birirlerine saldırıyorlar ki, burada şaşılacak bir şey yoktur. Zaten, “önce yıkalım, sonra kendi aramızda hesaplaşırız” diyerek yola çıkmışlardı. Bunları büyüten, besleyen, işbirliği yaparak azdıran AKP’nin bu yapılarla mücadele ediyormuş gibi görünmesi bir tiyatrodur. Zaten ortaya ciddi bir sonuç da çıkmıyor ve AKP var oldukça bu durum değişmeyecektir.

MUHALFETİN DURUMU
Bütün bunlar olurken, muhalefetin ne yaptığına da bakmak gerekiyor. Bütün dünya ve Türk milleti şahittir ki, AKP’nin ilk gününden itibaren, kararlı ve devamlı bir duruş ortaya koyup bu ihanet işbirliğini deşifre eden, her imkanı ile mücadele koyan, Türk milletine gerçekleri anlatmaya çalışan tek parti MHP oldu. Sayın Devlet Bahçeli’nin bugüne kadar bütün söylediklerinde, bütün tespitlerinde haklı çıktığını artık, bütün dünya kabul ediyor. CHP ise tutarsızlıkları ile bu yapının bir parçası oldu. Zaman zaman işbirliği yaparak, zaman zaman zemin hazırlayarak, işlerini kolaylaştırdı ve bugünkü ihanet ortamına gelinmesinde en az onlar kadar çaba harcadı.

DAHA NE OLMASI GEREKİYOR
Türkiye yalnız ve çaresizdir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyareti vahametin boyutlarını bir defa daha çıplak biçimde ortaya çıkarmıştır. Obama’nın görüşmeyle ilgili açıklamaları, kelimenin tam anlamıyla bir felakettir. Darbe liderleri bile bu durumlara düşmediler. Hiç kimsenin ülkeyi, ülke itibarını bu hallere getirmeye hakkı yoktur. Diğer taraftan şehit haberleri katlanarak artmaktadır. ABD ve Avrupa ülkeleri Türkiye’de hava raporu verir gibi tehlikeli olan iller ve bölgeler raporu vermekte ve uyarı yapmaktadır. Yazık bu ülkeye, yazık bu millete, yazık bu devlete. Daha nereye kadar böyle gideceğiz? Neresinden bakılırsa bakılsın, kabul edilemez ve devam ettirilemez bir siyasi ortamdayız. İvedi çıkış yolu bu siyasi ortamı değiştirmektir.
Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER