SON DAKİKA

Baba eşek konusuna gelsene!

Bu haber 28 Ocak 2014 - 21:32 'de eklendi ve 16 kez görüntülendi.

Adamın birinin bir oğlu varmış. Bir de eşi…

Bir oğlu var derken, belki bir tane daha varmış ama hikâye bu bir oğlan’ın üstüne…

Akşamları evde eşiyle, oğulları üzerine konuşup dururlarmış. İşte oğlumuz şöyle iyi, böyle iyi diye…

Hani başkaları övse neyse ama bunlar kendileri övermiş.

Oğlan da oğlan olsa hani…

Askere bile gitmemiş ramtalanın tekiymiş.

Çürükmüş yani…

Bir akşam adam, eşi ve oğlu oturuyorlar. Adam “hanım baharda eşeği satıp oğlanı evlendirelim” diyor. Hanım sevinerek “olur bey, oğlumuz büyüdü ” demiş. Oğlan ise duymazlıktan gelerek, konuşulanlarla hiç alakası yokmuş gibi davranmış. Ancak gözü faltaşı gibi açılmış.

Oğlan dört gözle baharın gelmesini beklemiş.

Her gün, havayı suyu koklar olmuş. Cemre’nin suya, toprağa ve havaya ne zaman düşeceğini araştırmaya koyulmuş.

Derken, baharın müjdecisi Leylekler de gelmiş. Ancak baba da bir hareket yok. Yani evde eşeği satma gibi bir gündem henüz oluşmamış. Bu durum oğlanı çok meraklandırır ancak utancından konuyu açamaz.

Karar vermiş akşamları sık sık eşekten söz etmeye…

Birinci gün söz etmiş baba hiç oralı olmamış. İkinci, üçüncü gün derken…

Günler geçip nerdeyse yaz gelmiş ama baba eşeği satmamış.

Adam her zamanki gibi yine oğlunu övmeye başlamış: Benim oğlum şöyle hayır sahibi, böyle temiz bir evlat. Ben ona hiç haram yedirmedim. Yanlış yapsa ya da harama el uzatsa, ben onu evlatlıktan reddederim…

Oğlan artık dayanamamış “baba eşek konusuna gelsene!” demiş.

Kıymetli okurlar,

Ben bu hikâyeyi niye anlattım tahmin etmişsinizdir. Bir babanın evladını ikide bir övmesinde, bir sıkıntı olduğunu düşünüyorum. Öyle eşek konusuna hiç girmeden, benim evlatlarım çok iyi demekle olmuyor!

“Benim evlatlarım kendilerini hayır işlerine adamış.”

İyi ne güzel, korkmaya gerek yok o zaman. Hatta övmeye de…

Bize ne sizin evladınızdan…

Neyin hayır, neyin şer olduğunu biraz müsaade edelim herkes öğrensin. Neye vakıf dediğinizi bilen yok ki…

Soygunun ortaya çıkmasına “operasyon”, rant paylaşımına “bağış” diyorsunuz. Karı-kız pazarladığı iddia edilen bir insana “hayır sahibi” dendiğini kendi kulaklarımızla duyduk.

Artık hayır ve bağışların, ‘Fener’le veya bavullarla taşınması başa dert açıyor!

Boru döşemek belediyelerin görevi!

Belediyeden yandaş vakfa bir boru döşenirse “bağış” sorunları çözülebilir. Borudan giren “rant” vakfa varıncaya kadar bağışa dönüşür. Boru fark edilince de “hayır hasenat” propagandası yapılır!

Mesele hayır hasenat işi olunca konu adalete değil “ulema”ya götürülür. “Benim ulemam” sıfatını kazanmışlar konuyu enine boyuna değerlendirir. İhale sonucunda borulardan vakfa “bağışlar” akar. Borulardan hep lağım akacak değil ya!

“Ayarlanmış” savcı ve hâkimlerden sonra, ayarlanmış fetvacılar da çıktı. Adam resmen, ranta “bağış” diyor. Hayır hasenat diyor. Aynı fetvacılar Suriye’de Müslüman ölümüne de cevaz vermişlerdi. Şii diye…

Enflasyon oranında faize de “helal” demişlerdi.

Geçenlerde karakitap sahibi bir “karaadam” belli oranda yolsuzluğa cevaz vermişti. Keşke açıkça, “biz yolsuzluğa fetva veren ulama taslakları bulduk” diye açıkça konuşsalar. “Boşuna ulemaya gidelim” dememişler.

Şimdi de “ulema taslakları” diye yarattığı canavardan şikâyetçiler.

Neyse biz eşek konusunu tekrar hatırlatalım:

Eşek konusuna bi gelsene…

Hayır veya bağış ne dersen de…

İster bavulla taşınsın isterse boruyla, ister kutuda saklansın ister hesapta, farketmez. Bahsi geçen milyonlar neyin nesi? Anlat da bilelim!

Yusuf Karaca

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.