SON DAKİKA

AYNI TEZGÂH-AKP KURTARMA BÜROLARI YİNE AÇILDI!

Bu haber 19 Şubat 2010 - 21:27 'de eklendi ve 14 kez görüntülendi.

Dikkat ettiniz mi hiç, ne zaman seçim konuşulmaya başlansa, piyasaya aynı tezgâh açılıyor

 

2007 seçimlerinden hemen öncesini hatırlayın.

AKP, genel başkanlarının da ifadesiyle, %25’lere gerilemiş,

muhtemelen daha da eriyecekti.

 

Devreye CHP, yargı, e-muhtıra girip elbirliği ile “AKP’nin propaganda bürosu” gibi çalışmıştı.

 

Beyninin sadece sol kısmına oksijen giden CHP, AKP üzerinden İslam’a saldırarak vatandaşı “İslam’a sahip çıkmak=AKP’ye sahip çıkmak” saçmalığına sürükledi.

367 ucubesi, “Müslüman Cumhurbaşkanı” tezgâhı için bulunmaz bir nimet oldu. Sanki şimdiye kadar seçilenler ateşperest idi.

 

Sanki “Kutlu doğum haftasında, şampanya patlatıp göbek atmak” gerekiyormuş gibi “mevlit okudular, Kur’an okudular, dua ettiler” şeklindeki şikâyet ve tehdit dolu bir e-muhtıra, seçim mağlubiyetini kabullenmiş AKP’ye adeta can suyu oldu. (ki bu e-muhtırayı bir Vatikan papazı yazsa, Müslüman bir ülkede kesinlikle bu ifadeleri kullanamazdı)

Kapatma davası ise malum. Başsavcının AKP’yi alakasız bir şekilde İslam’la ilişkilendirmesi, AKP’nin seçim zaferini perçinledi.

 

Özet olarak 2007’de CHP, Yargı ve e-muhtıracılar elbirliği ile AKP’yi %25’lerden %48’lere taşıdı.

 

AKP, trilyonlarca para harcasa, CHP, yargı, e-muhtıracı üçlemesinden daha verimli “AKP lehine propaganda yapacak” organizasyon bulamaz.

 

Şimdi seçim havasına girildi ya, “AKP propaganda ofisleri” yine devrede.

 

Bozuk ekonomi, yolsuzluk, işsizlik, açlık, sefalet, kaybedilen milli servetler, 80 yılda kazandıklarımızın 8 yılda heba edilmesi, Kıbrıs’ın satışı, Irak’ın kuzeyinde bir şer devletinin hem kurulmasını hem bekçiliğini yapmamız, PKK’yı meşrulaştırmaları, Deniz Feneri, yolsuzluklar, gemicikler, pastörize yumurtalar, devletin parasıyla hısım akrabaya gazete-tv satın almalar, vatandaşa hakaretler,… hiç biri gündemde değil. Bunların üstünü örtüp “elbirliği ile yine AKP’yi iktidara getirmek için CHP, yargı devreye girdi.”

 

***

 

Konu öyle uzun ki, makale değil roman olur. Ben sadece Başsavcı tutuklanması, tutuklayanların Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından açığa alınması, Hükümet ile HSYK’nın demeç savaşı konusuna değineceğim.

 

AKP ve HSYK’nın tartışmasında kendini illa “taraf” olmak zorunda hissedenlere de “aklını kullan aklını, taraf olmak zorunda değilsin, yoksa yine aynı tezgâha gelirsin” diyeceğim.

 

**

 

Ben HSYK’nın gerçekten bir “Bağımsız idari yargı organı” olduğu ve “yetkisini doğru kullandığı” kanaatinde değilim.

Eğer öyle olsaydı, Habur’da, teröristin ayağına gidip 15 dakikada serbest bırakan hâkim ve savcıları “teröriste yardım ve yataklıktan” içeri tıkardı.

 

HSYK, “Erzincan savcısını tutuklayan Erzurum savcı-hâkimlerini görevden alabiliyorsa” bunu da yapabilirdi.

O sebeple ben HSYK’ya asla güvenmiyorum.

 

Onların çoğunun, “CHP’lileri değil de MHP’lileri mi alacaktım” diyen adalet eski bakanı Mehmet Moğultay’ın “torpille hakim-savcı yaptığı CHP’liler” olduğunu düşünüyorum.

 

ABD’nin Ankara bürosu olan AKP’ye güvenmem zaten söz konusu

değil.

 

O zaman AKP-HSYK tartışmasında taraf olmak, “AKP’yi yeniden iktidar etme zokasını yutmak” anlamına gelir ki, bu memleketi yeni bir AKP iktidarından Allah korusun.

 

***

 

Bugün teröristleri serbest bırakmak için talimat alan hâkim-savcılar, yarın biz Türk Milliyetçilerini yeniden C-5’lere tıkmak için de talimat alır.

 

Yargı gerçekten “devletin yargısı” olsa idi, Habur’a çadır mahkeme kurulmasına da, gelenlerin ısrarla “ben teröristim” demesine rağmen “yok sen bilmiyorsun, aslında pişmansın da farkında değilsin” diyerek serbest bırakan hakim-savcıları açığa alırdı. Bırakın açığa almayı, tek bir laf bile etmediler.

 

Siz olsanız böyle bir HSYK’na, yargıya, adalete güvenir misiniz?

 

Habur’a adi 34 alçağın ayağına “ayarlanmış” mahkeme gönderen devlet, o alçaklarla mücadele eden subayları ayağına çağırıp birer adi suçlu gibi sabaha kadar sorguluyorsa, siz hangi adaletten söz ediyorsunuz?

O sebeple ben yargıya ancak CHP’ye güvendiğim kadar güveniyorum.

 

“Bölücüye sahip çıkmak ve memleketi satmak” rolünü AKP’ye kaptıran CHP’ye de bir Türk Milliyetçisi ne kadar güvenebilir, onu da sizin takdirlerinize bırakıyorum.

 

***

 

Tayyip Erdoğan’ın bütün derdi, seçim kaybetmeden önce kendisini garantiye almaktır. Önünde iki alternatifi var. ABD’ye kaçmak veya köşke çıkmak.

 

Başkasının aklıyla düşünenler de “Yargı-AKP çekişmesinde” geri zekalı gibi taraf olacak. Ki gerçek meselelerini düşünmeye zamanı olmasın.

 

Şu anda olan aynen budur.

 

**

 

SIRADAKİLER

 

Henüz e-muhtıra kartı kullanılmadı. Takvime bakmak lazım. Yakında “Kutlu Doğum Haftası” gibi “şampanya patlatıp göbek atılarak kutlanması gerekirken, Kur’an okunarak, dua edilerek kutlanan bir hafta varsa” ben özellikle metnini Büyükanıtın yazdığı bir e-muhtıranın geceyarısı yayınlanması gerektiğini düşünüyorum. AKP’nin %20’lere düşmüş oyunun %40’lara zıplaması için bu elzem.

 

“Cumhurbaşkanı görev süresi 5 yıl mı, 7 yıl mı” tartışması muhtemelen yine “Müslüman Cumhurbaşkanı” meselesine dönüştürülecek. Cumhurbaşkanımızın Müslümanlığından elbette şüphe etmiyoruz da, AB-D kâfirlerine faydası olduğu kadar, hatta binde bir olsun, Müslümanlara da faydası olsa, biz ülkücüler de, sayemizde üniversite okuduğu için hakkımızı helal etsek, fena mı olur?

 

**

 

“Kapatma davası dosyasının google delilleri ile çoktan doldurulduğu” anlaşılmakta. Aman Başsavcım, dava açma zamanlamasını öyle bir yap ki, emeklerin heba olmasın. Benim önerim seçime 1 hafta kala davayı açmanız. Vatandaş sandığa giderken yine kendi derdini unutup AKP’yi kurtarması için sizin zamanlamanız çok önemli, biliyorsunuz. “Bizim partinin İslam’la alakası yok, İslami partilerden nefret ederiz, o gömleği çoktan çıkarttık” diyen A.Gül ve RTE’nin inadına, dava dosyasına “bunlar Müslüman, kamusal alanda namaz filan kılıyorlar” ibaresini de mutlaka ekle ki, yine iktidara gelmeye mahkum(!) olsunlar, olur mu Sayın Cumhuriyet Başsavcım?

 

**

 

AKP’ye 2007’deki “CHP-Yargı-367-e muhtıra” yardımı, HSYK eli ile yine başladı. Sıradakiler de çok yakında.

 

***

 

Bu zokayı millet yine yutacak mı, göreceğiz.

**

 

Yargıyı CHP zihniyetinden, memleketi de AKP zihniyetinden kurtarmadıkça, bu memlekette adalet de olmaz, huzurlu ve mutlu vatandaş da.

 

Tıpkı şu anda olduğu gibi.

 

***

 

AKP’ye naçizane önerim şudur.

 

Tayyip bey’in ara sıra “Allah CHP gibi bir partiden razı

olsun” demesi yetmez.

 

Lütfen vefasızlık etmeyin. Velinimetiniz olan CHP’ye, sıkıştığınızda imdadınıza yetişen HSKY’ya, e-muhtıracılara, sizi alakasız biçimde Müslüman olmakla suçlayıp kapatma davası açarak 10 puan kazandıran Başsavcıya ve 367’yi icat edip 15 puan birden zıplamanızı sağlayan “Onursal Sabine”… desteklerinden dolayı birer plaket veriniz. Üzerine de “Sayenizde kaç dönemdir iktidarız, iyi ki varsınız, Allah bizi sizden mahrum etmesin. Amen.” yazdırmayı unutmayınız.

 

PKK’lı itlerin ayağına kadar gidip onları sokağa salan “Ayarlı” Habur savcı-hâkimlerini açığa almayıp ne kadar “bağımsız” olduklarını ispat eden HSYK’yı ayrıca ikişer maaşla ödüllendirmeniz, solun bürokrasideki AKP’nin de hükümetteki iktidarının kardeş kardeş devamını perçinleyecektir.

 

**

 

Haaa, vatandaş mı? Sol ve AKP rolünü öyle güzel oynuyor ki, vatandaş kendi derdini çoktan unutmuş “Mazlum ve Mağdur AKP’yi kurtarmak için seferber” olmak üzere.

HSYK-AKP tartışmasından önce “Bu AKP’ye bir ders vermek lazım, eve ekmek götüremez hale geldik” diye dert yakınanlar şimdi “Bu sola bir ders vermek lazım, AKP haklı azizim” demeye başladı.

 

“Ayar” iyi veriliyor yani.

 

Ne demişler. Filler tepişir, çimenler ezilir.

 

**

 

Madem yazı çok uzadı, manzaraya uygun bir iki cümle daha edelim bari.

 

Yüklü deveye sormuşlar.

 

“İnişi mi tercih edersin, yokuşu mu?”

Deve, mübarek hayvan tabii, aklını kullanmış.

“Birader, düzlüğe ne oldu?”

 

**

 

Teşbihte hata olmazsa, bir soru da vatandaşa ben sorayım, müsaadenizle.

 

Açlık, sefalet diz boyu, memleketin satılmadık bi kulağının arkası kaldı. Evine ekmek götüremez haldesin. Bu şartlarda “AKP-HSYK kavgasında hangisini haklı buluyorsun?”

 

 

 

Suleyman Celiksbs@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.