SON DAKİKA

Ayakkabı kutusu suç aleti olur mu?

Bu haber 02 Ocak 2014 - 10:51 'de eklendi ve 18 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Yılbaşı vesilesiyle bir defa daha gördük ki, iktidar partisi ülkenin sırtında ağır ve taşınamaz bir yük olmaya başlamıştır. Sayın başbakan ekibiyle birlikte büyük bir telaş içinde her fırsatı son sınırına kadar kullanarak ve devlet imkanlarını seferber ederek yetersizliğin, teslimiyetin, soygunun ve yıkımın millet tarafından daha fazla fark edilmesini engellemeye çalışıyor. Yaptıkları her konuşma 11 yıllık iktidarın bu millete neye mal olduğunu itirafı olmanın ötesine geçemiyor. Gelinen son noktada dillerine doladıkları şey, “suikast” olmuştur. Kendilerine karşı suikast yapıldığını söylemek, ülkenin her etkiye, her belaya ve olumsuzluğa nasıl açık hale getirildiğini itiraf etmekten başka bir anlam ve önem ifade etmiyor.

Kabul edilemez durum

Bu perişan tablo doğal olarak içerideki vatan millet düşmanlarını, hırsız ve yalancıları sevindirmek ve ümitlendirmekle birlikte, dışarıda da ağır ve acı sonuçlar doğuruyor. Açıklamalardan, dış basında çıkan yazı ve haberlerden, ülkemizin aldığı pozisyon ve düştüğü durumlardan görüyoruz ki, AKP hükümeti artık iddiasını, gücünü, itibarını, saygınlığını kaybedecek bir noktaya gelmiş ve ciddiye alınmayacak bir konuma düşürülmüştür. Yetersizlik ve kayıp AKP ile sınırlı kalmamakta ve Türkiye Cumhuriyeti’ni etkilemektedir. Türk milleti bunu hak etmiyor. Böyle bir tabloyu bu millete reva görmeye hiç kimsenin, hiçbir partinin hakkı yoktur. İçine düştüğümüz hali anlamak da, kabullenmek de, sindirmek de mümkün değildir.

Çifte standart

Yeni yılla birlikte yeni bir ümidimiz var. Seçimlerin yaklaşmış olması en büyük tesellidir. Zaten sayın başbakanı bu kadar çok telaşlandıran şey, bu gerçektir. Yılbaşı akşamını bile fırsata çevirme gayretinin ters teptiğinin ya farkında değiller veya “kaybedecek bir şey kalmadı” noktasından hareketle her şeyi göze alıyorlar. Eşi emsali görülmemiş bir baskı, yıldırma ve bombardımanla Türk milletini angaje tutmak istiyorlar. Bu yolda yanaşma, besleme takımıyla birlikte her şey mubah sayılıyor. Özellikle 2010 referandumuyla kendi oluşturdukları yargıyı hedefe koymuş olmalarını ibretle izliyoruz. Kendi istedikleri yönde karar vermeyen, sorunlu da olsa hukukun işlemesinin ve yargının görevini yapmasının yolunu açan Yargıtay, Danıştay, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu AKP tarafından neredeyse düşman edilmişlerdir. Oysa bakanların istifasına gerek kalmadan Belediye Başkanı adayı olabilecekleri yönünde garip ve çok tartışmalı bir karar veren Yüksek Seçim Kurulu için en küçük bir söz söylenmemiştir. Bu durum AKP zihniyetinin ve çifte standardın ibret veren bir örneği olarak her zaman hatırlanacaktır.

Kendi milletvekillerini de ikna edemiyorlar

İktidar imkanlarını kullanarak ve arkalarındaki çoğunluğa dayanarak bu kurumları bir defa daha ele geçirmek; yasama ve yürütmeden sonra yargıyı da kontrole almak için harekete geçecekleri anlaşılıyor. Ancak, bu telaş boşunadır ve bırakın muhalefeti kendi içlerinde dahi sonuç almaları mümkün görülmüyor. Baskı, yıldırma ve ele geçirme gayretleri AKP milletvekillerini isyan noktasına getirmiş, istifalar peşpeşe gelmiştir. Ayrılan milletvekillerinin yaptığı açıklamalar çok anlamlı ve çarpıcıdır. Hakan Şükür’ün beyanları kendisi gibi düşünen çok sayıda AKP milletvekili, hatta bakanın bulunduğu ve sırası gelince onların da “yeter” diyerek, partiyle ilişkilerini bitirecekleri yönündedir.

Yeni suç aleti ayakkabı kutusu

Ne kadar bindirilmiş kıtalarla birlikte hareket edilerek, devlet imkanları kullanılarak farklı bir görüntü verilmeye, oluşturdukları hayali düşmanlarla zihin bulandırmaya ve suçlu icat etmeye çabalarsalar da fayda etmiyor. Ayakkabı kutuları artık bir AKP sembolüne dönüşmüştür ve bunun önüne hiçbir şekilde geçemeyecekleri anlaşılıyor. Gezi eylemleri sırasında AKP’nin kimyasını bozan tencere tava olayında olduğu gibi, bir süre sonra içinde milyon dolarlar olmayan ayakkabı kutusu bulundurmak, taşımak ve hatta sözünü etmek, ağır cezayı gerektiren suç haline getirilirse, hatta bunların şikayet edilmesi istenirse hiç şaşırmayız. Para sayma makineleri, çelik kasalar AKP’yi hatırlatan diğer semboller olarak siyaset tarihindeki yerini alacaktır.

MHP ve diğerleri

AKP’nin Türkiye Cumhuriyeti’ne reva gördüğü bu yalan, talan ve ihanet tablosunun yanında, anamuhalefet partisinin vurdumduymaz, tutarsız, çelişkili ve iktidarı tamamlayan tavrı ayrı bir vahameti oluşturuyor. Anamuhalefet partisinin lideri söz ve eylemleriyle iktidarı Türk milletinde değil, ABD’de aradığını hayret edilecek bir pişkinlikle göstermiştir. Bu durum yeni değildir ve ne acıdır ki, son dönemlerde iktidar olan partilerin ortak özelliği, icazeti önce ABD’den almalarıdır. AKP’yi kuranlar ve yönetenler önce ABD’den onay almakla kalmamış, iktidar olduktan sonra da, halının altına süpürülmemek için her türlü kullanıma açık olduklarının teminatı vermişlerdir. CHP’nin de şimdi aynı yolu takip ettiğini hayretle görüyoruz. Türk milletinin güvenebileceği ve bu rezil gidişi değiştirebilecek tek parti Milliyetçi Hareket Partisi’dir. Dolayısı ile arka arkaya yapılacak 3 seçim de MHP bir tarafta, diğerleri bir tarafta olacaktır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.