SON DAKİKA

Atatürk’e de soruşturma açacak mısınız?

Bu haber 24 Nisan 2013 - 10:25 'de eklendi ve 11 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Sonunda bu da oldu. Ülkeye, vatana, bayrağa, millete, bölünmez bütünlüğe sahip çıkmak, ihanete, bölünmeye, teröre karşı durmak suç sayıldı. Bursa’da ay-yıldızlı bayrağı dalgalandırıp bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne sarsılmaz bir imanla sarıldığı için MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli hakkında soruşturma açıldı. Şu tesadüfe bakın ki, soruşturma açılacağını günler öncesinden başbakan ilan etti. Diyarbakır’daki rezillikleri, bebek katiliyle kurulan ortaklıkları, Kandil katillerine mektup ve yol verenleri seyreden yargının, Bursa ve İzmir’deki muhteşem tabloyu soruşturma konusu yapması bir garabet olarak görülse de, aslında bu ülkenin ne hallere düşürüldüğünü, yargının ne duruma getirildiğini bu milletin bir defa görmesini sağlamıştır.

Asla dilemeyiz

Bütün bu yaşananlardan sonra ister istemez, “acaba Mustafa Kemal Atatürk hakkında da soruşturma açılır mı?” diye merak etmeye başladım. Zira, Sayın Bahçeli’ye soruşturma açılmasını gerektiren sözlerin benzerini yıllar önce Mustafa Kemal’de söylemiş. Sayın Bahçeli, “merak etmeyin onun da zamanı gelecektir” sözünü grup toplantısında net biçimde açıklamıştı. “O sözün sonuna kadar arkasındayım” dedikten sonra, gerekçesini şöyle izah etmişti: “Asla dilemeyiz, ama hükümetin teslim olduğu, teröristlerin hâkimiyet kurduğu, Türk milletinin bölündüğü, son yurdumuzun parçalandığı bir ortamda bizim duyarsız, tepkisiz kalacağımız mı zannedilmektedir? Herkes bilsin ki, yeri ve zamanı geldiğinde ne yapacağımız ve neyi göze alacağımız mutlaka görülecek, tümüyle de anlaşılacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi geçilmeden hain niyetler amacına ulaşamayacaktır. Türkiye sevdalısı cesaret timsalleri aşılmadan Türk milleti ayrılamayacak, dağıtılamayacak ve Türk vatanı ufalanamayacaktır. Bizim sözlerimizden dolayı tarihi hata yaptığımızı söyleyen, miting meydanımızın kalabalığından kâbuslar gören bilinci kaymış zavallılar da; tarihi ihanetin içine çoktan battıklarını, milletimize tarihi kötülüğün daniskasını yaptıklarını günü geldiğinde idrak etmek durumunda kalacaklardır.”

Atatürk’de aynı şeyi söyledi

Bu sözlerin neresinde yanlış var? Daha önce de yazdık. Zerre kadar vatan millet sevgisi taşıyan, bu bayrağın inmemesini, bu ezanın susmamasını, bu vatanın bölünmemesini isteyen herkesin aynı şeyi söylediğinden, aynı kararlılığı gösterdiğinden, bu sözler karşısında coştuğundan ve onayladığından en küçük bir endişemiz yoktur. Hükümetin teslim olduğu, teröristlerin hakimiyet kurduğu, Türk milletinin bölündüğü, son yurdumuzun parçalandığı bir ortamda, hiçbir Türk vatandaşı sessiz ve tepkisiz kalamaz. Hele Türk milliyetçileri hiç kalamaz. Nitekim, aynı şeyi Mustafa Kemal Atatürk’de söylemiş ve gençliğe vasiyet etmiştir. Gençliğe hitabeyi tekrar hatırlatalım:

“İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”

Nereden nereye

Sayın Bahçeli’nin sözleriyle gençliğe hitabedeki nasihat arasında zerre kadar bir fark var mı? Atatürk, her Türk gencine Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmeyi birinci vazife olarak vermiştir. Mevcudiyetin ve istikbalinin yegâne temeli olarak bunu göstermiştir.

Sayın Bahçeli, Mustafa Kemal gibi, ülkenin bağımsızlığını ve bölünmez bütünlüğünü ve Cumhuriyeti savunma mecburiyeti ortaya çıkarsa vazifeye atılmak için, içinde bulunulan vaziyetin imkanlarının düşünülmeyeceğini söylüyor. İktidara sahip olanların gaflet ve delalet ve hatta hıyanet içinde bulunmaları halinde neler olacağını kesin bir ifadeyle hatırlatıyor. Bu hatırlatma Türk Ceza Kanununa göre “halkı düşmanlığa tahrik” sayılıyormuş. Halka düşmanlık eden, kurşun sıkan, kan döken katiller kahraman oldu, bunlara itiraz tahrik sayıldı. Sayın başbakan boşuna, “nereden nereye” demiyor. Gerçekten de, nereden nereye geldik. Bu durumda Mustafa Kemal Atatürk’ün de gençliğe hitabet de halkı düşmanlığa tahrik ettiği ileri sürülür ve soruşturma açılırsa hiç şaşırmamak gerekecek.

İzmir’in korkusu

Bir defa daha ve altını çizerek belirtelim: Hiç kimse sulandırmaya, başka anlamlar çıkarmaya, hele hele anaların gözyaşının arkasına saklanamaya çalışmasın. O anaların niye ağlatıldığı bugün çok acı şekilde ortaya çıkmıştır. Önce anaları ağlattılar, şimdi de o gözyaşlarının üzerinden vatanı pazarlık masalarına koydular. O kanı döken caniyle işbirliği içinde, ülkeye kefen biçiyorlar. Kendileri de yetmiyor 63 aklı karışığı seferber ediyorlar. Bu sicille hiç utanmadan, hiç sıkılmadan, bu oyunu bozanları, bu pazarlığı ifşa edenleri, o anaların gözyaşlarına sahip çıkanları suçlamaya uğraşıyorlar. Türk milleti her şeyin farkında olduğunu Bursa’da göstermiş, İzmir’de haykırmıştır. Bu telaş, bu çaba boşunadır. İlk seçimde bütün bunların hesabını bu millet mutlaka soracak ve bu karanlık döneme artık bir son verecektir.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.