Asikurtlar©

ATATÜRK VE İNÖNÜ’DE PARTİLİ CUMHURBAŞKANIYDI

ATATÜRK VE İNÖNÜ’DE PARTİLİ CUMHURBAŞKANIYDI
11 Ocak 2017 - 21:44 'de eklendi ve 8112 kez görüntülendi.

Yıl 10 Eylül 1930…

O tarihte Cumhuriyet Gazetesi dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Benim CHP ile arama mesafe koymak için hiçbir gerekçe yok zira, CHP’yi ben kurdum. CHP’ye tarihen bağlıyım ve oradan ayrılmam için de hiçbir sebep yok.” demecini haber yapmıştı…

Gerçekte de böyleydi...

1923-1950 arası Türk siyasi tarihini incelediğiniz de, hem Atatürk’ün, hem de İsmet İnönü’nün, hem Cumhurbaşkanı, hem de CHP Genel Başkanı olduğunu görürsünüz…

Hatta Atatürk’ün ölümünden hemen sonra Atatürk’ün, “değişmez genel başkan” ilan edildiğini de görürsünüz…

Bir kişinin hem Cumhurbaşkanı, hem de parti başkanı veya parti ile bağını kesmemesi 1950’ya kadar; yani çok partili sisteme geçene kadar sürmüştür…

1950’dan sonra ne oldu dersiniz?

7 Ocak 1946’da kurulan DP, 14 Mayıs 1950’de yapılan seçimlerde 27 yıllık tek parti dönemini sona erdirerek, tek başına iktidar olacak üstünlükle çıkmıştır…

Bu da demek oluyordu ki; tek parti dönemin de Atatürk ve İsmet İnönü’nün kullandığı; hem Cumhurbaşkanı, hem de partili olma yetkisini bundan sonra sağcı bir düşünceye sahip DP kullanacaktı…

Çünkü Meclis üstünlüğü onlardaydı…

Hem sağcı bir partinin tek başına iktidar olması, hem de bu yetkiyi kullanacak olması durumu, CHP yönetimini rahatsız etti ve “hem Cumhurbaşkanı, hem de parti başkanı olmanın kabul edilemez” olduğunu yüksek sesle söylemeye başladılar…

 

Fakat DP’nin karşı çıktığı “Cumhurbaşkanın, Cumhurbaşkanı olduktan sonra parti ile bağını keser” diye o dönem verdiği sözü tutmuş ve “Cumhurbaşkanı olan kişinin parti ile bağını keser” anlayışını Türk siyasetin de hayata geçmiştir…

Bu husus ile ilgil  konuyu uzatmaya gerek yok. 1923-1950 arası Türk siyasetini incelerseniz, bunları ayrıntılı olarak göreceğiniz gibi  bugün CHP’nin ve bazı kesimlerin anayasa değişikliğine karşı çıkarak, “bu değişiklik kişiyi diktatörlük yapmaktır” anlayışının, bu yetkileri kullanan Atatürk’e “diktatör” demek olduğunu da anlarsınız…

Belki şimdi birileri kendini haklı çıkarmak için “o dönemle, bu dönem çok faklıydı” diyebilir!..

Fakat onların gözü ile bakacak olursak, bugün içinde bulunduğumuz Ülkenin durumu üzerinden  ülkenin durumu hiçte iç açıcı değil. Çift başlı yürütme sisteminin değiştirilerek, Parti kurmuş ve yönetmiş Cumhurbaşkanının, hem Cumhurbaşkanı, hemde partili olmasında ne sakınca var ki? Sonuçta geçişte olduğu gibi ülkeyi Cumhurbaşkanı yönetiyor” diyebiliriz…

Diyebiliriz çünkü, seçilmiş Başbakan ve bakanları Cumhurbaşkanı atıyor…

Yürütme yetkisini Bakanlar Kurulu ile ortak kullanıyor…

Geçmişte olduğu gibi dikkat çeken husus, ‘yetkileri CHP kullanırsa iyi, başkası kullanırsa kötü’ anlayışı da ortaya çıkıyor…

Yani 1950’lerdeki CHP ile, bugünkü CHP arasında bu açıdan hiç fark yok!..

‘Bu açıdan’ diyorum çünkü, bazı açılardan çok fark var…

HDP=PKK ile ortak hareket ortak hareket etmesine, onları Savunmasına hiç girmeyeceğim. Çünkü CHP için bu durumun izahı mümkün değildir…

*

Yani Anayasa değişikliği ile ilgili “bunun adı diktatörlük, buna partili cumhurbaşkanlığı diyip halklı kandırmaktır.”, “Partili Cumhurbaşkanlığı adı altında, tek adam rejimini, diktatörlüğü getiriyorlar.”, Ülkeyi bölecekler”, “Eyalet sistemi gelecek.” sözleri üzerinde bugünkü CHP’ye bakacak olursak;

“Hadi buyurun ABD’de olduğu gibi başkanlık sistemini getirin” diyen Sayın Kılıçdaroğlu’dur…

 

“CHP iktidarında Belediyelere özerklik vereceğim” diyen yine Sayın Kılıçdaroğlu’dur…

Bu ifadelerden anlaşılacağı üzere; parlamenter sistemle de eyalet ve özerklik getirilebilir ve ülke bölünmek istense, ülke bölünebilir…

Yani TBMM’de, anayasayı kimseye ihtiyaç duymadan çoğunlu sağlayan bir parti, anayasayı değiştirip, bunu yapabilir…

Buna imkan var mıdır?

Anayasasının değişmesi için gerekli 370 Milletvekiline sahip olursan, bunu yasa ile rahatlıkla yapabilirsiniz…

Ülkeyi bölmek, eyalet ve özellik tanımak için parlementer sistemden, Partili Cumhurbaşkanlığı sistemine, onların deyimiyle “Başkanlık Sistemi”ne geçmeye hiç gerek yoktur…

Bazılarının bahsettiği gibi yeni yapılan anayasa değişikliği ile “ülkenin bölünmesi, özerklik; eyalet sistemi” gelmiyor…

Bunun olacağını ifade edenler, yalan söyleyerek milleti galeyana getirmeye çalışmaktadırlar…

Kaldı ki, Parlementer sistem de zaten ülkeyi, parti ile bağı bulunan seçilmiş bir Başbakan yönetmektedir…

Yukarıda da ifade ettiğim gibi 370 milletvekili olduğu an, millete sonradan her türlü yasayı çıkarabilir, hatta anayasayı toptan değiştirebilir…

Bu aşamada şunu da ifade etmek isterim:

AKP, HDP ile anayasayı değiştirebilir miydi?

Mevcut milletvekili saylarına baktığımız zaman, bunu çok rahat bir şekilde yapabilirlerdi…

Böyle bir durumda HDP=PKK’nın istediği “özerklik, eyalet sistemi” gelir miydi?

Hemde çok rahat bir şekilde!..

Buna, “ABD modeli başkalık sistemini getirin” diyen CHP destek verir miydi?

 

HDP=PKK’lılara verilen desteği ve 7 Haziran Seçimleri sonrası HDP ile 60’lık oy bloku oluşturma yönündeki çabalarını görünce, neredeyse kesin diyebiliriz…

Ki, yukarıda da ifade ettiğim gibi bu yönde Sayın Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları vardır…

*

Şimdi sizlere sorarım:

MHP ile AKP’nin yapmış olduğu anayasa değişikliğin de, CHP ve HDP’nin istediği hiçbir değişiklik; “özerklik ve eyaletlere bölünme” gibi bir durum yokken, TBMM’si işlevini hala devam ettirecekken, sizin kininiz kime?

MHP, AKP’ye destek verdi, beraber anayasa değişikliği yaptı diye, MHP suçlamak ve Sayın Devlet Bahçeli Beye hakaret etmek kimin hakkıdır?!

Bazı haddini bilmezler; ağızlarından ülkücülüğü düşürmeyen(ler), fakat komünist ve PKK’lı köpeklerin, solcuların safına geçip, onlar gibi MHP suçlamaktan ve Sayın Devlet Bahçeli Beye hakaret etmekten utanmıyor musunuz?!

TBMM’deki milletvekilleri milleti temsil ediyorsa -ki, öyledir-!.. TBMM’deki çoğunluk “EVET” diyerek anayasayı millete sunuyorsa, bunu tanımamak, yok saymak, kabul etmemek millete saygısızlık değil midir!

Anayasa değişikliğini beğenirsin veya beğenmezsin!.. “EVET” diyen milletvekilinin oyu ile milletin önüne gelen anayasa değişikliğine “EVET” diyenleri şimdiden “vatan haini” ilan etmek ne demek?!

Bu kimin haddine?!

Siz kimsiniz? Kimden yanasınız? Kime hizmet ediyorsunuz?

Partili Cumhurbaşkanı; sizin deyiminizle “Başkanlık Sistemi”yle ülke filan bölünmez. Bölmek isteyende çok yaşamaz zaten…

Siz, bu ülkeyi bölmek o kadar kolay mı sanıyorsunuz?!

 

Cengiz KORKMAZ

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER