SON DAKİKA

TÜRK MİLLETİ

Gündem Yazıları

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

Askeri Vesayet Candır

Bu haber 28 Haziran 2013 - 10:42 'de eklendi ve 38 kez görüntülendi.

MURAT IDE

Askeri vesayet öncelikle, “Her şeyi ben bilirimcilik” etmektir..

Askeri vesayet, “Ancak sana çizilen sınırlar içinde demokrasicilik oynayabilirsin” düzenidir..

Askeri vesayet, “Demokrasicilik oynarken, demokrat olmaya kalkıp, demokratik taleplerde bulunma” tembihidir..

Askeri vesayet, “AYAKLAR NE ZAMAN BAŞ OLDU?” sorusudur..

Askeri vesayet, “Bu ülkeyi kimse benim kadar sevemez, benim kadar iyiliğini isteyemez” ukalalığıdır..

Askeri vesayet, “Millete karşı Müslüman, stratejik ortaklıkların selameti için Hristiyan, bölgesel dengeler icap ettirdiğinde Yahudi olabilme” kıvraklığıdır..

Askeri vesayet, “Bunlar yıkmak istiyor” paranoyasıdır..

Askeri vesayet, “Her tür demokratik itirazın, iktidarı devirme faaliyeti olduğundan hakeretle, ‘İktidarı yıkma girişiminin de’ demokratik teamüllerin bir parçası olduğu gerçeğini” cahilce reddetmektir..

Askeri vesayet, sanıldığı gibi yalnızca “İÇ HİZMET KANUNU 35. MADDE” değildir..

Askeri vesayet, “İlla da üniformalı” bir duruş değildir..

Askeri vesayet, “Kol kola girilmiş iktidarlar aracılığıyla yürütülebilen” bir mekanizmadır..

Şimdi sorarım size;

“Askeri vesayeti yok ettik” diye bangır bangır bağıran iktidarın tavrıyla, yukarıdaki tanımlar arasında ne fark var?

Genel olarak, ASKERİ VESAYET, “Askerin siyaset üzerinden ve siyaseten pozisyon almasıdır..”

Peki;

-Memlekette silahlı bombalı adamlar güney sınırımıza elini kolunu sallayarak giderken,

-Cizre’de, güpe gündüz asayiş timleri tören yapıp, yol kontrolüne çıkarken..

-Ülkenin bir bölümünde bayrak asmak imkansız hale gelirken,

-Terörist cenazesi geçiyor diye Hakkari’deki askeri lojmanın balkonundan bayrak indirilirken,

-Dünyanın hemen tüm ajansları, gazeteler, teröristlerin görüntülerini, fotoğraflarını yayınlarken,

Elini kolunu bağlayıp oturmak ve sorumluluğa rağmen kıpırdamadan izlemek, “SÜREÇ” denilen gariplik adına SİYASETEN pozisyon almak değil midir?

Mesele askerin siyaseten nasıl bir pozisyon aldığı değil, mesele, askerin siyaseten pozisyon almaması değil midir?

Türkiye’nin başındaki 30 yıllık belayla mücadeleyle görevli asker, hükümetin siyasi projesi ışığında siyaseten pozisyon alıyorsa, beni kim nasıl inandırabilir vesayetin ortadan kalktığına?

Olsa olsa, “Vardır VESAYETİN bir bildiği” dedirtir..

“AÇILIM” ya da yeni adıyla “SÜREÇ” için siyasi pozisyon alabilen, uygulamalarını buna göre şekillendirebilen bir silahlı güç, siyasi pozisyon almış olmuyor mu?

ASKERİ VESAYET bir mantıktır.. Ve mantığın varlığıdır sorun, kimin kullandığı değil.. Dün asker kullanıyordu, bugün sivil iktidar..

Askeri vesayeti yıktık diye bangır bangır bağırıyorlar ya, şerefim hakkı için yalan..

Bakmayın siz değişim masalına.. Üniforma aramayın üzerinde..

Askeri vesayeti asker değil, izniyle devrettiği sivil iktidar kullanıyor artık.. Değişen tek şey bu.. Ve bu bir değişim değil, bir makyaj.. Her makyaj gibi hava ısınınca dökülmeye mahkum..

Bugünlerde karizmanın çizilmesinin sebebi de bu..

Pkk ‘TAK’ DİYE İSTİYOR,İKTİDAR ‘ŞAK’ DİYE YAPIYOR..

Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun Umumi Görevler başlığı altındaki 35. Maddesi;

-” Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır.”

Tarife hiçbirimiz itiraz edemeyiz.. Ya da şöyle açayım, “Türk yurdunu ve Cumhuriyeti kollamak ve korumak” görevi, birçoğumuz için kutsaldır..

Bunca yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında sıkça gündeme geldi bu madde.. Kaldırılması gerektiğini düşünenler hep ağız birliği etti;

-Asker bu maddeyi, darbenin yasal kılıfı olarak kullanıyor..

Böyle bir kılıfa da aklı başında herkes itiraz eder..

Bakıyorum yine başladı koro.. “Demokrasi için muhteşem adım” çığlıkları atıyorlar..

Bakın bu kardeşiniz son 5 yıldır birçok kez şu cümleyi tekrarladı;

-Değiştirin İç Hizmet Kanunu 35. Madde’yi..

**

Bugün bir girişimde bulunuyor iktidar.. Ama ben kurduğum o cümleyi reddediyorum artık..Neden?

Bu sözüme “BAK DARBECİLİK” yapıyor diyebilecek aklı evveller için, sorularla açayım efendim..

1-35’inci maddenin yeni hali Türk Silahlı Kuvvetleri’nin görevini nasıl tanımlıyor?

-“Silahlı kuvvetlerin vazifesi, yurtdışından gelecek tehditlere karşı Türk vatanını savunmak, caydırıcılık sağlayacak şekilde askeri gücün muhafazasını ve güçlendirilmesini sağlamak Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla yurt dışında verilen görevleri yapmak ve uluslararası barışın sağlanmasına yardımcı olmak”

Peki söyler misiniz, son 11 yılda gördüğümüz gibi, memlekette bu kadar hain fırsat kollarken, Türk vatanına içeriden gelecek tehditler karşısında, Türk milletinin silahlı gücü, bir caydırıcı unsur ya da bir mücadele aracı olmaktan niye çıkarılır ki? “Yurtdışından gelecek tehdit” ile sınırladığınız taktirde, şu an bile yurt içinde omzunda silah, belinde bombayla gezen teröriste karşı, askerin yasal pozisyonu ne olacak?

**

2-İktidar 11×365 gün dururken neden bugün gündeme getirdi bu düzenlemeyi?

-Bu sorunun cevabı Murat Karayılan’ın açıklamalarında var.. Bu sorunun cevabı Selahattin Demirtaş’ın açıklamalarında var.. Bu sorunun cevabı, (S)akil insanlarla yapılan toplantıdaki sohbette var.. Bu sorunun cevabı, “ASKERİ KARAKOL YAPIMI DURDURULSUN” diyen ve karakol inşaatını basıp, şantiye şefini kaçıran pkk’lıların eyleminde var.

Yani demek istiyorum ki; ÇÖZÜM SÜRECİ’nde ikinci aşamaya geçilmeli deniyor ya, işte o aşamanın gerekleri arasında var bu düzenleme.. Verilen sözlerden biri bu.. Mesele “ASKERİN DARBEYE YASAL KILIF” olarak kullanmaya kalkması değil, mesele, terör örgütünün yolundaki engelleri temizlemek..

Bugün yarın bunu yapacaklar, göreceksiniz, “ÖZERKLİK İLAN EDECEKLER.” Peki yukarıda okuduğunuz yeni düzenlemede, “YURTDIŞINDAN” gelmediği için,Türk’ün silahlı gücünün bu tehtide ve alçaklığa müdahalesi yasadışı değil midir?

Alay düzeyinde örgütlenmiş bir terör grubuna karşı askeri gücü zayıflatmak.. Çünkü öylesine sorumsuzca sözler verdiler ki, pkk’dan, kck’dan, BDP’den, “E HADİ AMA” diye bir söz geldiğinde, hemen bir adım atıyor iktidar..

**

3-Bu düzenleme sonrasında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terörle mücadele eden İÇ GÜVENLİK BİRİMLERİ ne olacak?

Dediğim gibi, Türkiye Cumhuriyeti devleti adına silahlı kuvvetler “İÇ GÜVENLİK TUGAYLARI, ALAYLARI,TABURLARI” ile yürütüyor terörle mücadeleyi.. 35. Maddedeki “TÜRK YURDUNU KORUMAK VE KOLLAMAK” görevi ortadan kalkıp, görev sadece “YURTDIŞINDAN GELEBİLECEK TEHDİTLERLE” sınırlandırıldığında, bu mücadele hangi yasal güvenceyle,nasıl yürüyecek? Bu konudaki adımlar siyasi iradenin izniyle sınırlandırıldığında, anlık ve hayati durumlarda Türk’ün askeri ne yapacak?

Hele de bu değişikliği, sözüm ona “Varılan mutabakata rağmen” 2 ayda ancak yüzde 15’i çekilmiş olan, dolayısıyla yüzde 85’i hala Türkiye’de barınan terör örgütü varlığını sürdürürken yapmanın neresi ‘DEMOKRATİK ADIM’dır. Bu olsa olsa;

-Askeri bölgeden çek.. Karakol yapımını durdur.. Operasyonlara son ver,

diye talimatlar yağdıran terör örgütüne, yapılan çirkin pazarlıklar ışığında taviz vermektir..

**

Evet, Türkiye’de bazı şeyler değişmeli.. Ama Türk milletinin ve Türk devletinin selameti adına değişmeli.. Bu selametin en büyük düşmanıyla, kapalı kapılar ardından yürüyen tezgahın gereği olduğu için değil..

Bu nedenle, bugünkü 35’inci maddede değişiklik hazırlığı; “DEMOKRATİK BİR ADIM DEĞİL, DEMOKRASİ DÜŞMANI İKİ GÜCÜN (iktidar ve terör örgütü) KİRLİ İŞBİRLİĞİNİN bir adımıdır..

Sağlıklı bir demokrasi için Türkiye’nin ihtiyacı olan DEMOKRASİ KÜLTÜRÜ olan bir iktidar..

İşte bu yüzden sözümü geri alıyorum.. Niyeti okuyabildiğim için..

Günün sözü: Eşeğe bindin de ayaklarını salmaması kaldı..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.