SON DAKİKA

ASIL NİYET BAŞKANCIL SİSTEM, TEK DESTEKÇİ İSE BEBEK KATİLİ

Bu haber 04 Şubat 2015 - 20:11 'de eklendi ve 7 kez görüntülendi.

Başkanlık sistemi konusunda AKP ve özellikle de Recep Tayyip Erdoğan’ın çırpınışları malumunuz.
Son dönemde bu alandaki didinişleri arttı.
Bu tartışmanın, mecliste 4 eski bakanla ilgili yapılan Yüce Divan oylamasının hemen ardından bir anda gündeme sokulmaya çalışılması tesadüfi bir zamanlamayla olmamıştır.
Doğrudur, genel seçimlere gidiliyor ve Erdoğan’ın aklında uzun süredir bu mevzu var, ancak mecliste yapılan oylamada eski bakanlarla ilgili MHP ve CHP’li milletvekilleri ile birlikte, 50 civarında AKP’li milletvekilinin de “yüce divana gitsinler” yönünde oy kullanması, 17-25 Aralığın AKP ve özellikle de Erdoğan’ın yakasını bırakmayacağını göstermişti.
Yolsuzluklar ve bu zamana kadar Türk Milleti’ne karşı işlenen diğer suçların üzerleri kapatılamayacak kadar büyüdüğünden, AKP ve Erdoğan kurtuluş yolu olarak devletin bütün organlarını aynı yerde toplamaya çalışıyor.
Böylelikle demokrasi rejiminden çıkıp, tek adam ile başlayıp sonunda diktatörlüğe uzanan bir yola koyulmak istiyorlar.
Niyet, Türkiye’yi ileriye götürebilmek değil, karın ağrısı olan meselenin özü Türkiye’yi demokrasiden uzaklaştırıp milli kültürümüz ve devlet felsefemizle asla bağdaşmayan bir kulvara sokabilmektir.
Başkanlık sistemi ile ilgili referans olarak gösterdikleri tek kaynak şimdilik 2012 yılında meclis Anayasa Komisyonu’na sundukları başkanlık sistemi ile ilgili taslak metin.
* * *
Geride bıraktığımız Pazartesi günü yine bu köşeden, AKP’nin meclise sunduğu taslağın özünde yasama, yürütme ve yargı organları arasındaki “kuvvetler ayrılığı” ilkesinin yok edilip, hepsinin tek adam üzerinde toplanmak istendiğinin yattığını ifade etmiştik.
Nitekim “kuvvetler ayrılığı ilkesinden” duydukları rahatsızlığı Recep Tayyip Erdoğan da, 18 Aralık 2012 tarihinde “Konya 2012 Ekonomi Ödülleri” töreninde yapmış olduğu konuşmasında açıkça ifade etmiş ve “kuvvetler ayrılığının önlerinde bir engel” olduğunu söylemiştir.
Demokrasinin özü olan kuvvetler ayrılığı ilkesinden duyulan rahatsızlık, milli iradeye pranga vurmaktan başka bir anlam içermez.
Milli iradenin tek başına temsil edildiği yegane yer milletin meclisidir.
AKP’nin gündeminde olan taslak metin baştan sona başkanlık sistemini değil, başkancıl sistemin özelliklerini taşıyor.
Peki, bu ne demek?
AKP, başkanlık sistemi ile ilgili sürekli ABD örneğini veriyor ancak elinde bulunan ve hayata geçirmeye çalıştığı konular ise ABD’deki sistemle uzaktan ya da yakından alakası olmayan, dahası şimdilerde askeri darbe hükümetleri veya diktatörlükle idare edilen ülkelerin birer kopyası olmayı çağrıştırıyor.
Akıllarındakinin ABD örneğinden çok Güney Amerika ülkelerinde bulunan modeli içerdiğini söylüyorlar.
AKP’li Burhan Kuzu da “Her Yönü ile Başkanlık Sistemi” isimli kitabında ABD ve Güney Amerika ülkelerindeki başkanlık sistemi modellerinin karşılaştırmasına yapmış.
Recep Tayyip Erdoğan’ın 29 Ocak günü TRT’de basın mensuplarının sorularını cevaplarken, Burhan Kuzu’nun kitabını başkanlık sistemi ile ilgili referans göstermesi, maskeleri düşürmesinin yanı sıra, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin de Salı günü meclis grubunda yaptığı konuşmasında ifade ettiği gibi “çuvallaması” ile sonuçlanmıştır.
* * *
Bakınız Erdoğan’ın referans gösterdiği kitabında Burhan Kuzu, 37 ve 38. sayfalarında ne diyor: “Bazı ülkeler başkanlık rejiminden esinlenerek bazı kurumsal düzenlemeler öngörmüş iseler de bunların hiçbiri ABD önderliğindeki sürekliliği sağlayamamıştır. Bu ülkelerde rejim, ya hükümet darbeleri ile son bulmuş ya da rejimler otoriter nitelikli başkancıl rejimlere dönüşmüştür. Başkancıl rejimlerin en belirgin özelliği devlet başkanlarının yönetimdeki etkinliği ve iktidarın kişiselleşmesidir. Güney Amerika’da kurulan başkancıl sistemler, Kuzey’de kurulan başkanlık sisteminden çok farklı olarak dizayn edilmiştir. Bunun sonucu olarak da Güney’de diktatörlüğe kolayca dönüşebilmiştir.”
Recep Tayyip Erdoğan’ın referans olarak gösterdiği Burhan Kuzu’nun kitabındaki bu sözlere ve AKP’nin aklında yatan başkanlık sisteminin ABD modelinden daha çok Güney Amerika ülkelerindeki modellere benzediği itiraflarına bakarak, Türkiye’nin “diktatörlüğe” götürülmeye çalışıldığı gerçeği karşımıza çıkıyor.
Güney Amerika ülkelerindeki sisteme dair duydukları özlemi Burhan Kuzu, 29 Kasım 2012 tarihli Akşam gazetesinin bir haberine göre “Başkan’a tanınan kanun çıkarma ve parlamentoyu feshetme yetkisinin Güney Amerika ülkelerinde uygulandığını” söyleyerek dile getirmiştir.
Tekrar altını çizelim, bu ifadeler bizzat AKP’lilerin kendi tanımlamalarıdır.
Demek ki AKP’nin istediği ve hedeflediği başkanlık sistemi değil, başkancıl sistemdir.
* * *
Milli iradeyi tahakküm altına alıp, demokrasiyi yok edip, Türkiye’nin sokulmak istendiği kulvar gelişmiş ülkeler seviyesi değil, tam aksine tek adam rejimine dönüşerek çağın gerisinde kalmış ve insanı yaşatmaya odaklı olmayan, tıpkı Baas rejimlerinde olduğu gibi yalnızca iktidarı korumaya yönelik çabaları hayata geçirebilmektir.
Bu hale bakarak AKP zihniyetinin başkancıl sistem sevdasıyla Mısır’daki Sisi’den, Nazi Almanya’sından, Çarlık Rusya’sından ve Suriye’deki Esad’dan ne farkı vardır?
Bunun bizimle bağdaşır hangi yanı bulunmaktadır?
AKP’nin aklında Türk Milleti yoktur.
AKP’nin hedefinde Türkiye’yi ileri götürmek bulunmamaktadır.
AKP’nin amacı Türkiye’nin önünü açmak değildir.
Akıllardaki yolsuzlukların üzerini kapatabilmek, Erdoğan ve avanesini koruma altına alabilmek, Türkiye’nin sırtına kambur olmak, milli hazineyi sömürmek, Türkiye’yi yok olma pahasına tarihin hakikatinden saptırmaktır.
Mevcut koşullarda AKP haricinde, AKP’nin sunduğu başkancıl sistem önerisini destekleyenin de sadece İmralı’daki PKK terör örgütünün elebaşısı olduğunun altını çizelim.
BDP-HDP’lilerle İmralı’da yaptığı görüşmesinde ne diyordu bebek katili?
“Tayyip beyin başkanlığını destekleriz”
Mesele sizce de açık değil mi?
İsmail Özdemir

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.