Asikurtlar©

Artık yeter

Artık yeter
19 Şubat 2016 - 15:52 'de eklendi ve 4027 kez görüntülendi.

Güzel ülkemiz göz göre göre felakete gidiyor. Ankara’da ve ülkenin yönetim birimlerinin olduğu bölgede, askeri personel servislerine bomba yüklü bir araçla saldırılması sözün bittiği yerdir. Yapılan hiçbir açıklamanın, söylenen hiçbir sözün artık bir önemi yoktur. Zira, açıklama yapmakla, kınamakla, toplantı düzenlemekle, olay yerinde nutuk atmakla, birlik-beraberlik çağrılarıyla bu işler düzelseydi, çoktan huzuru sağlamış olurduk.

ÜLKE AKP’YE SIFIR TERÖRLE TESLİM EDİLDİ
Birlik beraberlik elbette hayati önemdedir. Bu tür olaylar karşısında elbette itidalimizi kaybetmeyecek, topyekün bu kahpeliğin karşısına dikileceğiz. Aksini düşünmek de, söylemek de, uygulamak da, bu kalleşliğe ortak olmaktır. Ancak, bunlar yetmiyor. Memleket yangın yerine döndü. Unutmamak gerekir ki, bu ülke AKP’ye sıfır terörle ve huzurlu bir şekilde teslim edilmişti. Bu kolay olmadı. O zaman da dış bağlantılar, yabancı istihbaratlar, dost zannettiğimiz ülkelerin her türlü yardım ve yataklıkları vardı. Zamanın Genelkurmay Başkanı, ABD helikopterlerinin PKK’ya yardım paketlerini bizzat tespit ettiklerini açıklamıştı. Bazı komşularımız o zamanda bu hainleri koruyor ve kolluyordu. Buna rağmen, kararlı ve devamlı bir mücadele ile büyük bir temizlik yapıldı. Bebek katili Suriye’deki ininden çıkıp, Kenya’ya kadar kaçmak mecburiyetinde kaldı, ama yine kurtulamadı. Bölücüler, hainler ve bunların siyasi uzantıları susmak, sinmek, vazgeçmek noktasına geldiler.

MEMLEKET YANGIN YERİNE DÖNDÜ
AKP ile birlikte her şey tersine döndü. Bir taraftan Cumhuriyetin içini boşalttılar, bir taraftan kendi güdük zihniyetlerine göre bir düzen kurmak için kurumları yok ettiler, bir taraftan PKK’yı azdırıp kan akmasına yol verdiler ve siyasi uzantılarına zemin hazırladılar.Diğer taraftan da bu hainlere haddini bildirmekte çok ehil olan komutanları toplayıp hapishanelere doldurdular. Bu da yetmedi, bütün komşularımızı dostlarımızı düşman hale getirip, etrafımızda büyük, derin ve her türlü belanın yağdığı bataklıklar oluşturdular. Bunun adına da stratejik derinlik ve çözüm dediler. Çözülen itler, bağlanan taşlar, stratejik derinlikte boğulan ülkenin varlığı ve birliği oldu. Terör dağlarla yetinmedi şehirlere indi. Kandil’le sınırlı kalmadı, belediyelere, kurumlara girdi. Bebek katiliyle masa kuruldu, siyasi uzantılarının mecliste her türlü ihaneti yapmasına açık ve aleni destek verildi. Bir de sanki bütün bunlar çok iyi şeylermiş gibi çıkıp övünerek anlattılar. Aklı evvelleri devreye sokup bu hazin tabloyu hazmettirme operasyonları düzenlediler. BOP yolunda, “aferin” almak için herkesten önce koşup Suriye’yi bataklığa dönüştürmek, yeni bir dönüm noktası oldu.PKK’lı katillerin kat ettiği aşamayı gören diğer terör örgütleri de sıraya girdi. Hepsi birden saldırmaya başladılar. Toplu katliamlar başladı. Suruç’da, Diyarbakır’da İstanbul’da, Ankara’da bombalar patladı. Şam’da Cuma namazı kılamadık, ama memleket cenaze evine döndü.

KAN AKTIKÇA AKP KAZANDI
Ülkeyi bu hallere getirenlere bir defa daha iktidar vermenin intihar olacağını, bu gidişin felaket getireceğini ve çok daha ağır bedeller ödemek zorunda kalacağımızı anlatmaya çalıştık. Yetersiz kaldık. Anlatamadık, ya da anlamak istemediler. Ülkenin başbakanı, Ankara’daki 103 kişinin hayatını kaybettiği patlamadan sonra oylarının arttığını söyledi ve haklı çıktı. Dünyada kan aktığı için, bomba patladığı için, terör tırmandığı için, huzur bozulduğu için oylarını arttıran bir partinin bulunduğu bir başka ülke daha bulamazsınız. Sanki bütün bunlar çok iyi şeylermiş, sanki ağlayan analar yetmezmiş, sanki etrafımızdaki bataklık az gelmiş gibi, memleketi bu hale getirenlere bir şans daha verildi. 8-9-10 Kasım’da yazdığımız yazıları burada hatırlatmak istemiyorum. Artık felakete sürüklenmenin çok ötesine geçilip, bizzat uçurumun ortasına geldiğimizi, içimiz sızlayarak yazdık. Bir kehanette bulunmadık. Sadece iki kere ikinin dört ettiğini gördük ve söyledik.

KİMİ KİME ŞİKAYET EDELİM?
İçimiz sızlıyor, yüreğimiz yanıyor, kahroluyoruz. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır, bu nasıl bir boş vermişliktir, bu nasıl hesapsızlıktır. Göz göre göre memleket bu hale getirilmiştir.Kimi kime şikayet edelim? Millet olarak elimizle ettik ve bedelini hep birlikte ödüyoruz. Kurunun yanında yaş da yanıyor. Şimdi, birileri çıkıp, bunları yazmanın sırası mı? Bu kandan bir siyasi rant mı elde etmeye çalışıyorsunuz diyecektir. Normal zamanlarda yazıyoruz, anlatıyoruz, “bunlar boş şeyler, millet bunlara itibar etmiyor” diyorlar ve yaptıklarının doğru olduğunu savunuyorlar. Bombalar patlayınca yazıyoruz, “şimdi sırası mı deniyor.” Ne zaman yazalım, neyi bekleyelim? Susalım mı, görmezden mi gelelim? Yanlışları, olanları, bu hale nasıl geldiğimizi hatırlatıyoruz ki, bundan sonra aynı şeyler yapılmasın. Bu yetersizliğe, bu teslimiyete bir son verilsin. Aksi halde ne olduğunu, neler olacağını kendi gözleriyle görsünler. Hiç ümidimiz yok, ama biz her şeye rağmen üzerimize düşeni yapmayı bir görev sayıyoruz.

ZOR OYUNU BOZAR
Yapılması gereken bellidir. Yeni bir şey istemiyor ve beklemiyoruz. Terör karşısında bütün dünya ne yapıyorsa, sizden öncekiler ne yaptıysa onu yapın yeter. Zor oyunu bozar. Türk milletine karşı, Türk vatanına karşı bir oyun oynanıyor. Hamaset nutukları atmanın zamanı çoktan geçmiştir. Bu kahpelere, bu katillere bütün uzantılarıyla birlikte hadlerini bildirmek şart olmuştur. Terörle mücadele sadece silahla, sadece terör yapanlarla sınırlı kalamaz. Dış ve iç destekçileri, ekonomik ve siyasi bağlantıları, psikolojik ve sosyal ayakları birlikte değerlendirilmek zorundadır. Kaybedecek, lafla geçirilecek zaman kalmamıştır. Bugün ülkeyi idare edenler de, nihayet bunu söylemeye başlamışlardır. Umarız ve dileriz ki, söylediklerini yaparlar. Aksi halde neler olacağını, şimdiye kadar olanlar açık biçimde gösteriyor. Korkarım bugünleri de ararız.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER