Asikurtlar©

Anlamak mı Algılamak mı?

Anlamak mı Algılamak mı?
13 Kasım 2016 - 13:42 'de eklendi ve 4088 kez görüntülendi.

 

 

Irak’ın işgali ile başlayan küresel projeler, terörizmi yeni bir savaş unsuru haline getirdi.
Arap Baharı, Suriye’nin parçalanıp paylaşılmak istenmesi ve adına vekâlet savaşları dedikleri süreç: Eğer önlem alınmazsa yeni bir cihan savaşının her türlü alt yapısı hazırlanmış durumda.
Bu süreç on üç yıldır milyonlarca Müslüman’ın felaketine yol açmış… Tecavüzler, katliamlar, işkenceler, yerinden edip, göçe zorlamalar sistematik olarak uygulanıyor.
Afganistan’da olup bitenler malum!
Kıbrıs’ın kaderi ile ilgili görüşmeler neredeyse neticelenmek üzere. Ama kamuoyuna yansıyan doğru dürüst bir bilgi yok!
Bütün bu gelişmeler Türkiye’nin güney ekseninde cereyan ediyor.
3.dünya savaşı başlayacaksa, fitil bu bölgede ateşlenecek…
Belli ki bölgesel göçler kitlesel boyut kazanmış…
ABD, açık seçik, Müslümanlar arasında Sünni- Şii mezhep savaşını tezgâhlamanın son aşamasında.
Böyle bir sıcak ortamda ABD’nin başkanlık seçim sonuçlarının şok etkisi yaratması gayet normal.
Belli ki Obama, global akımın son ABD başkanı olarak tarihe geçmek üzere.
Yeni başkan Trump’un daha ABD’ci ve merkezci politikalardan yana olduğu söyleniyor. Şimdilik böyle görünüyor.
Akıllara, ABD küresel başrol oyunculuğundan vaz mı geçecek sorusu geliyor!
ABD’deki şok mahiyetli başkan değişikliğinin Türkiye ve Ortadoğu politikalarına yansıma biçimi çok önemli!
ABD’nin farklı tutumu belki de dünyayı savaşın eşiğinden döndürecektir.
Göreceğiz…
Türkiye’ye karşı kullanılan PKK, IŞİD ve FETÖ konusunda yeni ABD yönetimi nasıl bir tavır benimseyecek..?
Türkiye’nin desteklediği Fırat Kalkanı operasyonları başarılı. Ama Irak’ın başını çektiği Musul operasyonu için aynı şeyi söylemek mümkün değil!
Türkiye’nin bölgedeki en güçlü aktör olduğunu görmezden gelmek uzun sürmeyeceğe benziyor…
Türkiye’nin sınır güvenliği ve her türlü terörle etkin mücadelesini sürdürdüğü, her gün şehitler vermeye devam ettiği bir dönemde, bütün bunlar yaşanıyor..
MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin, devletin zirvesindeki hukuk dışı uygulamaların sona ermesi ile ilgili açtığı paragraf bu nedenlerle önem kazanıyor.
Zira Türkiye, içte ve dıştaki mevcut hassas ve nazik durumdan, sistemi tıkanmış, siyaseti krize dönüşmüş bir yapıyla, sağlıklı olarak nasıl çıkabilir?
Bu hususla, yani bir Anayasa değişikliği ile ilgili en son görüşme, geçen hafta içinde Sayın Bahçeli ile Başbakan Sayın Yıldırım arasında gerçekleşti.
Sayın Bahçeli’nin “Başbakan’ın bize anlattığı kadarıyla Anayasa tasarısı müspet ve makul görünüyor” şeklindeki, sosyal medya aracılığı ile yaptığı açıklama çok önemli! Başbakan’ın, yazılı bir metin taslağı vermemesine rağmen, Trabzon konuşmasında, konu ile ilgili açıklaması ise, kamuoyunda MHP taslağı görmüş ve destek sözü vermiş gibi algılandı!
Değişik olmayan, alışık bir algı operasyonu olduğu belli olan bu açıklama, kamuoyunda sanki MHP 330’u tamamlayacak izleniminin oluşmasını hedeflemiş görünüyor.
Oysa Sayın Bahçeli’nin açıklamaları o kadar net ki! “Bize anlattığı kadarıyla…” diyor.. “Bize yazılı bir metin sunulmadı, bilgi verildi.” diyor.
Ama CHP ve kronik muhalifler nedense ülkemizin geleceği ve içinde bulunduğu nazik durum açısından son derece önemli olan Anayasa konusunu, “Başkanlık, hatta Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın başkanlıktaki önünün açılması” mevzuuna odaklıyor.
Doğrusu, AKP’de bu duruma zemin hazırlamaya devam ediyor.
Oysa Türkiye’nin Yeni Anayasa meselesi, kişilerden ve isimlerden bağımsız olarak ele alınmalıdır.
Mesele, Türk Millet’inin, Türk Devlet’inin, Türk Vatan’ının meselesidir.
Başka bir ifadeyle konu, Türk varlığının yarınları ile ilgili en önemli konudur.
Tartışılması, kafa yorulması, odaklanılması gereken hususlar, sistem tıkanıklığını giderecek, rejim bunalımlarına neden olan hususları ortadan kaldıracak, Türkiye’nin önünü açacak bir Anayasa’ya sahip olmanın mücadelesini vermektir.
Sayın Bahçeli, yerinde ve zamanında bir hamleyle, Anayasa’nın şekillenmesinde MHP’nin belirleyici olmasını sağlamıştır.
Aksi halde, mesela bir yıl önceki siyasi iklimde, Anayasa AKP- HDP arasındaki uzlaşmayla oluşmak üzere değil miydi? Bu daha mı doğru olacaktı? Bu sorunun cevabı çok önemlidir!
Kaldı ki, AKP bünyesinde 80 civarında By lock cu milletvekilinin olduğu söyleniyor. AKP bünyesindeki geçmişin başka zafiyetleri de, meclisteki Anayasa oylamasında AKP’nin ciddi fire verebileceğine dair tahminleri güçlendirmektedir.
Yani MHP’nin EVET deyip, kabul edeceği bir Anayasa’ya AKP’li bazı milletvekillerinin hayır deme ihtimalinin de yüksek olduğu göz ardı edilmemelidir.
Dün, Türk Anayasa’sına şekil verme konumunda olan HDP’nin, bu gün saf dışı bırakılması, dün Oslo, Habur, İmralı, Dolmabahçe gibi yerlerde Türk Hükümetinin muhatabı olma konumu kazanan PKK’nın, bu gün, etkin mücadelenin hedefine konması MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin eseridir. Bunu görmezlikten gelmek art niyetin tezahüründen başka bir şey değildir…
Hülasa… Rüzgârı hissedersiniz… Sıcağı, soğuğu, sevinci, üzüntüyü, korkuyu ve cesareti hissedersiniz. Savaşın ayak seslerini, silahların ölüm kusan neticelerini, insandaki tahribatını, ölümleri, acıları, insanlığın sefalet halini de hissedersiniz. Bu duygular insani duygulardır.
Gayri insani olan ise; yaklaşan savaşa ve onun ürkütücü sonuçlarına seyirci kalmak ya da katkı koymak değil midir?
Gerçekten de insan görünümlü her yaratık insan mı? Bu soruyu kendinize sıkça sormaya başladığınızda.. Sarı öküzü siz de vermişsiniz demektir…
Mazhar Gündoğ

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER