SON DAKİKA

Ankara’da büyük ve çok tehlikeli bir kaynama yaşanıyor

Bu haber 04 Aralık 2016 - 15:00 'de eklendi ve 27 kez görüntülendi.

Hale bakın; komutanın emir ve uyarısına rağmen eylem sürüyor… Yetmiyor, kablo kesiliyor… Komutan da astlarına güvenmeyip, uçuşları durduruyor… Birileri de bunu gizlemeye çalışıyor.

Ankara’da büyük ve çok tehlikeli bir kaynama yaşanıyor. Kaynamanın üssü de 15 Temmuz darbesinde Skorsky, Cobra helikopterleriyle Ankara’yı kana bulayan Güvercinlik’teki Kara Havacılık… İddialar vahim ötesi; Astsubaylar yemek yememe eylemi yapıyor… Yemekhanedeki cihazların kablosu kesiliyor… Eylemci askerler, komutanlarının emrini dinlemiyor… Ve nihayet öyle bir karar alınıyor ki!..

Osmanlı’da Yeniçeri Ocağı’ndaki “kazan kaldırma” olayını bilmeyenlerimiz olabilir, önce kısaca bunu hatırlatalım.

“İsyan etme, meydan okuma” anlamına geliyordu. “Ulufe”nin yani maaşın azlığı veya gecikmesi durumunda ya da yemekler beğenilmediği takdirde Yeniçeri Ocağı’nın mutfağındaki içi yemek dolu kazan kaldırılıp, bir meydanda dökülüyordu. Özellikle otoritenin zayıf olduğu zamanlarda gerçekleştirilen, çoğu zaman kanlı ve kelle almayla sonuçlanan kazan kaldırma eyleminin, tarihimizde son olarak 1826’da meydana geldiğini, Vaka-i Hayriye adı verilen bu olaydan sonra da Yeniçeri Ocağı’nın lağvedildiğini biliyoruz.

“Biliyoruz” dedik, ama iddia o ki, 188 yıl sonra 2012’de yine Kara Havacılık’ta ufak çaplı bir “kazan kaldırma” eylemi yaşanmış. Şöyle ki; maaş ve uçuş tazminatlarına pilotlardan daha az zam yapıldığı gerekçesiyle buradaki çok sayıda astsubay günlerce yemek yememiş. Askeri Ceza Kanunu’na göre, “fesat” suçu niteliğinde olan bu eylem gizlenmiş, daha açıkçası üstü kapatılmış.

O vakitler eylemin üstünü örtenlerin, 15 Temmuz darbesinden sonra “FETÖ”cülükten tutuklandığı söyleniyor. Doğruysa, belki anlamsız olacak, ama “Olayın üzerine gidilse, bunun örgütlü bir eylem olup olmadığı araştırılsa ve sorumlular cezalandırılsa 15 Temmuz’a gelinir miydi?” diye sormak gerekiyor.

20 GÜNDEN BERİ YİNE YEMEK YEMİYORLAR

TSK’yı karıştıran son “eylemi” anlatmadan önce şunu da kaydedelim:

Genel olarak astsubayların maaş ve çalışma şartlarından rahatsız olduğu, tüm sözlere rağmen bu durumun düzeltilmediği bir gerçek. Lâkin, uçuş teknisyeni astsubayların maaş ve tazminatlarının diğer kuvvetlerde görev yapan birçok subaydan yüksek olduğu da biliniyor.

Konumuza gelirsek;

Darbeden sonra maaşlar ve uçuş tazminatlarında artış yapılmış, ama uçuşlarda görevli teknisyen astsubaylarınki yine pilotlarınkinden aşağıda kalmış.

İddialara göre, bunun üzerine 15 Temmuz darbesinin merkezlerinden olan Güvercinlik’teki Kara Havacılık Komutanlığı ve buraya bağlı olan Malatya’daki 2. Kara Havacılık Alayı’nda görevli astsubaylar yemekhaneye gitmemeye başlamış.

Ön inceleme yapılmış, olay araştırılıp, soruşturulmuş. Ankara’dakiler herhangi bir gerekçe belirtmezken, Malatya’dakiler lojmanların yakın olduğunu, evlerinde yemek yemeyi tercih ettiğini söylemiş.

Komutanların, “Yapmayın. Yanlış yapıyorsunuz. Bu bir isyan sayılır” uyarısına rağmen, yemek yememe eylemi devam etmiş.

BENMARİLERİN KABLOSU KESİLMİŞ

Birkaç gün önce de Kara Havacılık Komutanlığı yemekhanesinde yemekleri sıcak tutmak için kullanılan “Benmari” denilen cihazların kablosunun “profesyonelce” kesildiği görülmüş.

Ve kıyamet kopmuş. Komutanlardan biri, “Kabloları kesen ne yapmaz” diyerek, bütün uçuşları yasaklamış.

Dahası; konunun derhal sivil adli makamlara intikal ettirilmesinin şart olduğu görüşüne karşılık, inceleme heyeti oluşturup, olayı TSK içinde halletmeye, bu arada uçuşları da yeniden başlatmaya çalışan komutanlar varmış…

Hale bakın; komutanın emir ve uyarısına rağmen eylem sürüyor… Yetmiyor, kablo kesiliyor… Komutan da astlarına güvenmeyip, uçuşları durduruyor… Birileri de bunu gizlemeye çalışıyor.

20 gündür yaşananlar gerçekten sadece bir “tepki” midir, yoksa “örgütsel” bir eylem midir bilinmez, lâkin her halükarda, özellikle askeri disiplin açısından son derece vahim olduğu açık.

Daha iki gün önce Başbakan Binali Yıldırım Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın kendisine, “Albaya bir talimat veriyorum, albayda çıt yok, adam bir şey söylemiyor, ‘Tamam, baş üstüne’ demiyor. Merak ediyorum niye böyle yaptı? Gidiyor, bir astsubay, ağabeyi oymuş, amiri daha doğrusu, astsubaydan olur alırsa, dönüp ‘Peki komutanım yapayım’ diyor” itirafında bulunduğunu anlatmışken, şimdi Ankara’da böyle bir olay konuşuluyor.

Tamam, “Balyozla, darbeyle” yeterince yaralanmış, bu şartlarda üç-dört cephede savaşmaya çalışan TSK’yı yıpratmayalım, ama hiç olmazsa yaşananlardan ders çıkartıp, gerekli tedbirleri de zamanında alalım… Tabii eninde sonunda TSK’yı lağvetme/ettirme gibi bir niyet yoksa!..

Müyesser Yıldız

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.