SON DAKİKA

Anayasal Diktatörlük!

Bu haber 06 Ağustos 2014 - 10:39 'de eklendi ve 5 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Cumhurbaşkanı seçimi için artık son viraja girilmiştir. AKP’nin TBMM’deki ve meydanlardaki perişanlığını ibretle izliyoruz. Çaresiz biçimde çırpınıyor, aklı, hukuku, vicdanı, örfü ayaklar altına alarak saldırıyorlar. TBMM’de 60 AKP’linin bir MHP milletvekiline saldırması, ne kadar kendilerini kaybettiklerinin, nasıl bütün değerleri yere serdiklerinin ve ne durumlara düştüklerinin ibret veren bir yansımasıdır.

ÇARESİZLİK TEZAHÜRLERİ

Yalan, talan ve ihanet yüküyle yürümek çok zordur ve insanları böyle ne yapacaklarını şaşırmış bir duruma sokar. Sadece Cumhurbaşkanı adayı değil, AKP milletvekilleri de hakkın, hukukun, aklın ve vicdanın karşısında çaresiz kalmışlardır. Gerçeklerin, 12 yıllık sicillerinin hatırlatılmasına tahammül edemiyor ve kendilerini kaybediyorlar. Şu tesadüfe bakınız ki, TBMM’de bu vandallığın yaşandığı gün, aday Erdoğan’da rüşvet havuzlarında toplanan paralarla satın alınan medyadaki yanaşmalarına, nasıl tek adama dayılı bir düzen kurma peşinde olduğunu ve bu ülkeyi hangi felaketlere sürüklemenin hesaplarını yaptığını itiraf ediyordu.

KAMUOYU YOKLAMASI REZİLLİKLERİ

Aday Erdoğan bir taraftan bildik ezberleri tekrarlayarak milletin zihnini bulandırmaya uğraşırken, diğer taraftan da Anayasaya yeni anlamlar yükleyerek kendine yol açmaya çabalıyor. Bu hesapların tutmayacağını 30 Mart seçimleri kesin şekilde göstermiştir. Devlet imkanlarının son sınırına kadar kullanılmasına, tehdit, baskı, şantaj, rüşvet dahil akla gelebilecek her yola başvurulmasına, trafolara giren kedilere bağlı olarak millet iradesinin gasp edilmesine rağmen, 7 puan birden kaybetmişlerdir. Aynı şartlar geçerli olsa dahi alabilecekleri en yüksek oyun yüzde 43 olacağı anlaşılmıştır. Aday profilleri ve ülke şartları dikkate alındığında Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu orana ulaşmaların da imkansız olduğunu akıl, mantık sahibi herkes görüp söylüyor. Bizzat millet iradesiyle test edilmiş bu kesin gerçekler orta yerde dururken, kamuoyu yoklaması yaptığını söyleyen şarlatanların aday Erdoğan’ı uçurmaya çabalamaları bir zavallılığın ötesine geçmemektedir.

AKIL TUTULMASI !

Zaten aday Erdoğan gerçeğin farkındadır. Seçim meydanlarındaki telaşı ve milletin zihnini bulandırabilmek için mezhepten etnik kökene, doğum yerinden milli ve manevi değerlere kadar her şeyi kaşımaya ve istismar etmeye çabalaması, çaresizliğini anlamaya ve anlatmaya fazlasıyla yeterlidir. Bu çaresizlik havuz balıklarına verdiği röportajda da kendini gösteriyor. O kadar çaresiz ki, ortalama bir akıl ve tahsil seviyesinde olan herkesin okuyup anlayabileceği Anayasa’ya yeni ve farklı anlamlar yükleyerek kendini haklı çıkarmaya çabalıyor. Bir aday ben yolla uğraşmam derse, hizmete değil efendiliğe talipmiş. Bu kafaya göre, Abdullah Gül dahil, şimdiye kadar bütün Cumhurbaşkanları efendilik yaptılar. Oysa aynı Abdullah Gül’e en küçük bir müdahalesinde, “çift başlılık olmaz. Herkes kendi yerini ve yetkisini bilecek” anlamında sözler söyleyen de yine kendisiydi. Anayasa aynı Anayasa, ama sıra aday Erdoğan’a gelince faklı anlamlar kazanıyor ve faklı görevler ortaya çıkıyor. Başka hiçbir bilgi olmasa dahi, sadece bu çelişki, nasıl bir akıl tutulması yaşandığını ortaya koymaya yetmez mi?

TEK ADAMLIK HEVESİ

Aday Erdoğan Anayasanın 104’ncü maddesini, tek adamlık hevesine gerekçe yapmaya uğraşıyor ve şöyle diyor: “Anayasa 104: Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Bu kadar net. Bu ülkede kim yaşıyorsa tamamının birliğini temsil eder. Basit bir görev değil bu. Orada yan gelip yat böyle bir şey olmaz. Ben sayın Başbakanla haftada bir rutin görüşmemin olmasıyla yetinmeyebilirim. Farklı bir çalışma esası da getirebiliriz”

ANAYASA NE DİYOR?

Anayasa’nın 104’ncü maddesi, “Cumhurbaşkanı Devletin başıdır” diyor ve ekliyor: “Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.” Aynı maddenin sonraki fıkraları da yasama, yürütme ve yargıyla ilgili görevleri ayrıntılı olarak anlatıyor. Ve bütün bunları yapabilmesi için de yine aynı Anayasa’nın 101’nci maddesi açık ve kesin şekilde şu ifadeyi kullanıyor: “Cumhurbaşkanı seçilenin varsa partisi ile ilişiği kesilir ve TBMM üyeliği sona erer.”

SÖZLER ANAYASA İLE ÇELİŞİYOR

Şimdi alın bu Anayasa hükümlerini, aday Erdoğan’ın sözlerinin yanına koyun. Örtüşen, birbirini tamamlayan tek bir kelime bulamazsınız. Aday Erdoğan açıkça, “Ben Anayasa tanımam ve bildiğimi okurum.” Diyor. Yaptığı tanımlama kurulu düzeni devam ettirmekten çok, tamamen şahsa özel, tek adama dayalı yeni bir düzen kurulmasını anlatıyor. Bunun adına demokrasi veya Anayasal düzen denmez, açık ve kesin şekilde “diktatörlük” denir. Zaten bütün diktatörler de aynı şeyi, aynı zihniyeti, aynı tanımlamaları ve aynı sonucu görürsünüz.

HEM BÖLÜYOR, HEM BİRLİKTEN SÖZ EDİYOR

Aday Erdoğan’ın sicili ve yaptıkları da, tek adama dayalı bir düzen kurma hesabını gösteriyor. Türkiye Cumhuriyeti ile meselesi olan, “Türk milleti” diyemeyen biri, Türk milletinin birliğini nasıl temsil edecek? Devlet organlarından parti teşkilatı gibi hareket etmesini isteyen bir zihniyet uyumlu ve düzenli çalışmayı nasıl gözetecek? Cumhurbaşkanı Bakanlar kuruluna başkanlık ederse kuvvetler ayrılığı ilkesi nasıl çalışacak ve 101’nci maddeki, “Cumhurbaşkanı seçilenin varsa partisi ile ilişiği kesilir ve TBMM üyeliği sona erer.” Hükmü nasıl hayata geçirilecek? Bu ülkede yaşayanları alevi, zaza, sünni, Kürt, Türk olarak ayrıştıracaksınız, 36’ya böleceksiniz, sonrada birlikten söz edeceksiniz.

BU YOLUN SONU KAOSTUR

Aday Erdoğan’ın çelişkileri sadece bu kadar mı? Evet, Cumhurbaşkanı o kadar rahat olamaz. Devleti temsil makamında bulunanların çok ağır ve ciddi sorumlulukları vardır. Anayasa uymak bunun en başında gelir. Saygınlık, itibar, ciddiyet, dürüstlük ve temiz bir geçmişten gelmek diğer şartlardır. Bütün bu değerlerde ağır ve ciddi sorunları olan birisinin devletin başına geçmesi büyük sıkıntılar doğuracaktır. Başbakanlık sırasında zaten yok edilen ülke itibarını, zorlama şahsa özel Cumhurbaşkanlığı tanımlamalarıyla hepten ayaklar altına alıp, bütün dünyayı güldürmeye hiç kimsenin hakkı yok. Neresinden bakılırsa bakılsın, aday Erdoğan’la gidilecek yolun sonu kaostur.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.