SON DAKİKA

Anamuhalefet sorunu

Bu haber 25 Nisan 2017 - 14:47 'de eklendi ve 15 kez görüntülendi.

 

Demokrasilerin en belirgin ve öne çıkan özelliği muhalefet partilerinin olmasıdır. İktidar her rejimde, her sistemde vardır. Muhalefet sadece demokrasilerde bulunur ve çok önemlidir. Muhalefet yapmak, her şeye karşı çıkmak, doğruyu yanlış göstermek, huzuru bozmak, ülkeyi karıştırmak değildir.Tam tersine iktidarın yanlışlarını göstermek, doğrusunun ne olduğunu ortaya koymak, alternatif üretmek ve çare bulmaktır. Muhalefet partileri inandırıcılıklarını ancak böyle gösterebilir, iktidar alternatifi olduklarını millete bu yolla inandırabilirler. Aksi halde ülkeye bir faydaları olmayacağı gibi, kendilerine de bir hayırları dokunmaz.

İKTİDAR ALTERNATİFİ!

Bu genel değerlendirme anamuhalefet partileri için çok daha hayati önemdedir. Anamuhalefet, aynı zamanda iktidar alternatifi demektir. Oy oranı ve bunun meclise yansımasının gereği olarak anamuhalefete bir takım ayrıcalıklar tanınır. AKP iktidarı boyunca anamuhalefet partisi konumunda bulanan parti, hep CHP oldu. Ve ne yazık ki, CHP hiçbir zaman Türkiye’nin ihtiyacı olan, alternatif oluşturan, ciddi, tutarlı, dengeli bir anamuhalefet partisi görevi yürütemedi. Bu durum AKP için büyük şans oluştursa da, Türkiye’nin tıkanmasını, 15 Temmuz gibi ihanetler yaşamasını kolaylaştırdı. CHP yanlışları söylemek ve doğrunun ne olduğunu göstermek yerine, o yanlışlardan beslenmeye uğraştı. O yanlışlara ortak oldu ve iktidarı bunun üzerinden yıpratmaya uğraştı. Terör meselesinden dış politikaya, ekonomiden günlük siyasete kadar her konuda akıl almaz savrulmalar yaşadı ve sonuçta hem kendisi, hem ülke kaybetti.

MHP FARKI

Çok şükür ki, Türkiye’de muhalefet CHP ile sınırlı değil. Bir de MHP var. Ve MHP muhalefetin nasıl yapılması gerektiğini, doğru, haklı ve yerinde eleştirilerin ne tür sonuçlar verdiğini; yıkmak, bozmak ve bunun üzerinden bir siyasi avantaj elde etmek yerine, çözüm üretmek, yol göstermek ve doğrunun yanında durmanın ülkeye neler kazandırdığını net ve kesin şekilde herkese göstermiştir. Terör örgütleriyle müzakere yapılırken en sert muhalefeti yapan MHP’ydi. Müzakere yerine mücadele edilmesini ısrarla ve kararlılıkla savundu. FETÖ ile kolkola yürünüp, kendilerine her istedikleri verilirken uyaran ve karşı çıkan parti, yine MHP’ydi. Ekonomideki kırılmalara, dış politikadaki savrulmalara dikkat çekmekle kalmamış, ne yapılması gerektiğini de ortaya koymuştur. Her söylediğinde haklı çıkmış, her uyarısında tam isabet sağlamıştır. Nitekim, iktidar partisi sonunda temel meselelerinin tamamında MHP’nin uyarılarını dikkate almak zorunda kalmış, gösterdiği çözümlere sarılmış ve uygulamaya sokmuştur. Bugün ülkede huzur varsa, terörle adam gibi mücadele ediliyorsa, yarınlara dair bir ümit taşıyorsak, bu MHP’nin yapıcı, çare üreten politikaları sayesindedir. Bütün dünya şahittir ki, 15 Temmuz belasının defedilmesinde başrolü oynayan parti yine MHP olmuştur.

CHP GERGİNLİK ÇIKARMA PEŞİNDE

Türkiye içene düştüğü tıkanıklığı aşmakta zorlanıp, çaresiz biçimde debelenirken, ortaya çıkan, formül üreten ve yol açan parti yine MHP oldu. Anayasa değişikliği bu şekilde gündeme geldi. Anamuhalefet partisi CHP bu altın fırsatı değerlendirmek yerine, ülkede yeni gerginlikler çıkarmanın peşine düştü. O zaman da söylemiş yazmıştık. Keşke, ne olduğunu, ne getirdiğini görmeden, anlamadan, düşünmeden, “istemezük” demek yerine, daha en başta bu işin içinde olsa, katkı yapsa ve risk alsaydı. Anamuhafelet konumu da, siyasetin gereği de, ülkenin şartları da bunu gerektirirdi. Ancak CHP her zaman olduğu gibi iktidar imkanını millette değil, olağanüstü şartlarda aradı. Anayasa değiştirmek yerine, mevcut tıkanıklığı derinleştirmek ve bunun üzerinden bir sonuç almak istedi. AKP’nin yıpranması ve kaybetmesi uğruna ülkenin felakete sürüklenmesinde bir sakınca görmedi.

KARARI MİLLET VERDİ

Bütün bu hesaplar MHP’nin sağduyusu, kararlılığı ve samimiyeti karşısında hiçbir işe yaramadı. MHP açtığı yolda yürüdü ve ülkeyi selamete çıkaracak Anayasa değişikliğini milletin kabul etmesiyle birlikte, sonucu da aldı. Kararı millet verdi ve bunun dönüşü yoktur. Buna rağmen CHP’nin hala aynı şekilde devam ettiğini, milletin kararını hiçe saydığını ibretle izliyoruz. İktidarı hala millette değil, olağanüstü şartlarda arıyorlar. Sokakta, mecliste, yargıda aklın, vicdanın, hukukun kabul etmeyeceği zorlamalar yapıyor ve gerginlik çıkarmaya uğraşıyorlar. Bu yolda terör örgütleriyle paralel yürümekten hiç rahatsızlık duymadıkları gibi, bir de işbirliği yapıyorlar.

İTİRAZLAR SONUÇ VERMEDİ

Referandum sonuçlarına itiraz etmek, eleştirilerde bulunmak ayrı şeydir, millet kararını tartışmak ve yok saymak başkadır. Yapılan itirazlar değerlendirilmiş, eleştiriler karşılanmıştır. Bundan sonra yapılacak olan, kabullenmek ve mevcut duruma göre aklın ve ülke şartlarının ihtiyaçlarına göre makul ve mantıklı stretejiler geliştirmektir. CHP’den, daha doğrusu anamuhalefet partisinden beklenen budur. CHP aynı zamanda siyasi yelpazenin solunda yer alan bir partidir. Bu yönüyle de ülkede önemli bir boşluğu dolduruyor. Dolayısı ile inandırıcı ve tutarlı olması, hukuk ve demokrasi dışına çıkması bir mecburiyettir. Bu ülke için de, kendisi için de gereklidir..

HER KAFADAN BİR SES ÇIKIYOR

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun ve parti sözcülerinin referandum sonrası açıklamaları endişe vericidir. Yine anormal savrulmalar yaşıyor, yine çelişkinin zirvelerinde dolaşıyorlar. Her kafadan bir ses çıkıyor. Birin söylediğini diğeri düzeltiyor. Kim baş, kim gövde belli değil. Eğer Yüzde 48 oranındaki hayır oyları üzerinden bir hesap yapılıyor ve bu kesimi angaje tutmak ve buradan bir siyasi fayda elde etmek isteniyorsa, bu son derece yanlıştır. Zira, o yüzde 48’in yarısının bile CHP ile hiçbir bağı ve bağlantısı olmadığı unutulmalıdır. CHP istese de istemese de, Türkiye yeni bir sisteme geçmiştir. CHP’ye tavsiyemiz, bu sisteme bir an önce uyum sağlaması ve kendini gözden geçirip, her şeye yeniden başlamasıdır.

Orhan Karataş

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.