Asikurtlar©

Anamuhalefet görevini yapıyor mu?

Anamuhalefet görevini yapıyor mu?
21 Ağustos 2016 - 10:52 'de eklendi ve 4189 kez görüntülendi.

 

 

Türkiye bir ateş çemberinin içinde, herkese, ama en çok da siyaset yapanlara dikkati olmak, yaptıklarını, söylediklerini bir defa düşünmek görevi düşüyor. Zira, çok konuşmanın değil iş yapmanın, birlik olmanın, özel hesapları bir tarafa bırakıp ülke çıkarlarını her şeyin önüne geçirmenin zamanıdır. Elbette en büyük sorumluluk iktidar yetkisi taşıyanlara düşüyor. Ancak bu durum muhalefet yapanlara bol keseden savurma kolaylığı vermiyor ve vermemelidir.

ASIL OLAN İYİ NİYETTİR
15 Temmuz sonrası ortaya çıkan ve acil ihtiyacımız olan birlik bütünlük noktasında, çok olumlu gelişmelere şahit olduk. Bunun sürdürülmesi bir mecburiyettir. Bu mecburiyet, yanlışları söylemeyi ve gerektiğinde sorumluluk sahiplerini ikaz etmeyi engellememelidir. Bütün mesele iyi niyet ve ölçülü olmaktır. Anamuhalefet ve solu temsil eden parti olarak CHP, bu süreçte ayrı bir önem kazanıyor. Zira, AKP’yi besleyen en önemli argümanın CHP ve CHP’nin yanlışları olduğunu unutmamak gerekiyor. 15 Temmuz sonrasında her şeye itiraz eden, yokuşa süren bir parti konumundan kurtulmaya çalışsa da, alışkanlıkları terk etmek kolay olmuyor.

TAHTEREVALLİ DEVAM EDİYOR
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara Temsilcileri ile kahvaltıda yaptığı sohbet sırasında bu ölçüye esas alarak, söylenenleri dinledik ve sorularımızı sorduk. Anlattıklarının içinde katıldıklarımız var, katılmadıklarımız var. Bu ayrıntıya girmeden önce genel olarak söyleyeceğimiz, CHP’nin kendi alışkanlıklarından kolay kurtulamadığı ve AKP ile sürdürdüğü tahterevalli siyasetini sürdürmeye hevesli olduğudur.
Olağanüstü Hal 15 Temmuz sonrasında uygulamaya geçirilmiş olsa da, özellikle terörün etkili olduğu bölgeler için geç kalınmış bir tedbirdir. CHP’nin bu konudaki itirazlarını anlamakta zorluk çekiyoruz. Kaldı ki, çıkarılan kanun hükmünde kararnameler mutlaka meclis gündemine gelecektir ve yanlışları orada düzeltmek mümkündür. Yargının bağımsızlığı bir tercih değil, çok elzem bir ihtiyaçtır. Bu konudaki endişeleri anlayabiliyoruz, ama itiraz etmek ve eleştirmek yerine ne yapılması gerektiğini ortaya koyup teşvik etmek çok daha yerinde olacaktır.

BU DEVLET HEPİMİZİN
Sayın Kılıçdaroğlu’nun “bu devlet hepimizin. Bir patinin mülkü değil. Dolayısı ile Anayasa değişiklikleri başta olmak üzere, yanlışların ortadan kaldırılması ve doğru bir yapı kurulması için herkesin katkı yapması gerekir. Bunu sağlayacak bir yöntem izlenmelidir” sözüne kimsenin itirazının olacağını zannetmiyorum. Aynı şekilde yaşın yanında kurunun yanmaması, terör de bataklığı kurutmak yerine sivrisineklerle uğraşılmasının sonuç vermeyeceği, uluslararası desteğin kesilmesi için daha fazla şey yapılması gerektiği görüşlerine de aynen katılıyoruz. Fethullah Gülen’in iadesi için binlerce sayfalık belge göndermek yerine, daha az, daha anlaşılır, daha kesin bilgiler içiren ve kolaylıkla doğrulaması yapılabilecek belgeler göndermenin isabet sağlayacağına da bir itirazımız yok. Ancak, bu terörist başının kendiliğinden gelip, hakkındaki suçlamalardan aklanmak için yargılanmasını istemesi teklifi, çok inandırıcı görünmüyor.

DEHŞET DENGESİ
FETÖ örgütlenmesinin siyasi ayağının mutlaka ortaya çıkarılması, liyakata dayalı bir sistem kurulması, örgüt liderinin verilmemesinin ABD ile ilişkilerde bir kırılma oluşturacağı, yine üzerinde ittifak edilen gerçeklerdir. Dış politika yetersizlikleri ülkenin ayrı bir yarasıdır ve bugün yaşananlarda başrolü oynadığı kesindir. Numan Kurtulmuş’un, “başımıza gelenler Suriye politikasının sonucudur” itirafı çok çarpıcıdır. Ancak, bütün bunlar CHP’nin yalpalamalarını, yanlışlarını, günahlarını, AKP ile kurdukları dehşet dengesini ortadan kaldırmaya yetmemektedir.
EKSEN DEĞİŞİKLİĞİ
Sayın Kılıçdaroğlu Suriye politikalarının yanlışlığını anlatırken, buraya hala silah gönderildiğinden bahsetti. Bu çok ileri bir iddiadır ve dış politikadaki eksen değişikliğine uymamaktadır. Dolayısı ile bu değerlendirmeyi ihtiyatla karşıladık. Deniz Baykal kaseti ve 17-25 Aralık ile 15 Temmuz ilişkisi konusunda daha önce söylediklerini yinelediği için ayrıntıya girmeyeceğiz. TSK’daki yeni yapılanmayla ilgili itirazların hükümet tarafından da dikkate alınacağı anlaşılıyor. Bugünkü haliyle kalması durumunda Anayasa Mahkemesi’ne taşınacağı şimdiden bellidir.

ELAZIĞ SİLKİNDİ
Belki konumuzun dışında, ama çok hayati gördüğüm bir gelişmeye de değinmeden geçemeyeceğim. Kalleş PKK saldırıları karşısında bir toplumsal tepkinin ortaya konulmasının şart olduğunu, demokrasi nöbetlerinin bu ihanetler için de tutulması gerektiğini defalarca yazdık ve Ortadoğu Gazetesi’nde manşet yaptık. Elazığ’daki teröre lanet mitingini bu bakımdan çok yerinde, çok isabetli ve elzem buluyorum. Bunun bir silkiniştir ve bundan sonraki bütün kahpeliklere millet olarak 15 Temmuz akşamındaki gibi bir tepki vermenin, bu hainlere verilecek en büyük cevap olacağı muhakkaktır.
Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER