Asikurtlar©

ANADOLU’DA YENİ FETRET DEVRİ SENARYOSUNUN HEDEFİ VE MHP

ANADOLU’DA YENİ FETRET DEVRİ SENARYOSUNUN HEDEFİ VE MHP
11 Nisan 2016 - 11:04 'de eklendi ve 4066 kez görüntülendi.

 

 

MHP’ye gönül vermek, sıradan bir iş değildir.
Samimiyetin en önemli ölçüsü ülkeye ve millete hizmet etmek, ülke ve milleti daha ileriye götürebilmek için gayret sarf edebilmektir.
47 yıllık mazimiz bizlere bu ölçü içerisinde kalanların olduğu gibi, dışına çıkarak, davayı kendi hesaplarının üzerinde görenlerin olduğunu da gösterdi.

2 Ekim 1969 yılında girdiğimiz ve %3 oy aldığımız seçimden beri, “Ya Ülkücüler devletleşecek, yada devlet ülkücüleşecek” anlayışından kopmadan mücadele verenler azminden birşey kaybetmediği gibi MHP’nin kutlu yolculuğunda makam ve mevkileri kullananların, “ismim daha önemli” anlayışını özden koparak gösterenlerin, kendisini davadan daha büyük görenlerin hareketin sırtındaki kambur olduğunu yaşayarak tecrübe ettik.

Her iki tanımlamaya giren isimlerin kimler olduğu hala hepimizin hafızalarında.
Ama bir şeyi çok iyi biliyoruz, dün Başbuğ Türkeş’e karşı yapılan ne varsa, bugün de MHP Lideri Devlet Bahçeli için yapılanlar aynı.
Bu bir duygu tatmini, veyahut mevcut koşulları değerlendirmenin basitliğine kaçmak değil, hakikatin açık bir tarifidir.

“Paradigma değişikliği” söylemini bugün dillerine dolayanlar, “modernite” kavramıyla arkasına sığındıkları ve önlerine samimi duygularını istismar ederek koydukları kesimleri “objektiflere sunup”, yanarında ve arkalarında olanları gizlemeye çalışsalar da muktedir olamadıkları, asla olamayacakları kirli bir oyundur bu.

MHP’yi geliştirmek ve daha ileriye taşımak anlayışı yerine “değişim” tabiri ile sunulan süslü kelimenin arka planında yatan hesaplar -biz çok iyi bilsek de- şimdiye kadar muhataplarınca açıkça sunulabilmiş, tariflenebilmiş değildir.

Fakat şunu biliyoruz ki “değişim” diyerek yola çıkanlar, MHP’de arzu ettikleri tarzdaki değişimi (!) başaramayınca, her daim kendilerini değiştirmeyi başarmış ve nihai adresleri hep MHP’den başka yerler olmuştur.
Kimi zaman ANAP, kimi zaman DYP, hatta CHP ve son dönemlerde AKP bu adreslerin mesken tutulduğu alan olmuştu.

Bırakın siyasi ahlakı, bireysel ahlak ölçüsünün bile temel kıstaslarını taşımayan kimi isimler, “Ülkücülüğü MHP’nin başarısızlığı” için uğraş verici bir akım halinde gören, davanın esaslarıyla kıyaslandığında hiçbir kabulü olmayan fikri sapkınlıklarıyla ün kazanmışlardı.
“Ülkücüyüm ve hep Ülkücü kalacağım” söylemleriyle, MHP’den istifa eden, ayrılan çevreler gittikleri yerde “kurumsal kimliklerini kazanmak” yerine hep adlarının önlerinde “eski ülkücü” sıfatının kalmasını istemişler, bu kutlu dava olmadan, devşirildikleri yerlerde dahi bir kıymet-i harbiyelerinin olmadığını bir türlü idrak edememişlerdir.

Milliyetçi Hareket benzer oyunlardan geçmişte de yara almıştır.
1991-1992 arasında olan bitenler en bariz misal olarak hareketin ortak hafızasında bulunuyor.
Uzağa gitmeyelim, 2014 yılındaki yerel seçimlerde dahi benzerlerini gördüğümüz tiplemeler kendilerini açık etmişlerdi.
Bugün bakıyorsunuz bazı aynı figüranlar MHP’de değişim bahsinden dem vurarak, ahkam kesmeye kalkıyorlar.

Büyük dava adamı rolüyle, MHP gibi ilkeleri ve ülküleri olan bir partiye akıllarınca rota çizebileceklerini hesap ediyorlar.
Ancak özellikle malum cemaat yapılanmasının MHP’ye olan ilgisinin, aradan yıllar geçse de bitmediği, böylesi bir dönem içerisinde “asalak yaşam tarzı” sürerken, hayatını idame ettirebilmek için kendisine “yeni bir vücut” aradığı şimdiki zamanın “gölgeleri arasında kalan suretlerini” izaha mazhar kılmaktadır.

Mahkeme oyunlarıyla sergilenen tezgah, tehdit boyutunun artık davanın sınırlarını da aşarak, ülke ve milletin içerisinde bulunduğu koşullar dikkate alındığında, Anadolu’da 614 yıl sonra “Yeni Fetret Devri” senaryosunu hayata geçirme hesapları güden planların amacına hizmet ediyor.
Akıllarınca MHP’yi düşürerek, Türk siyasetine dışarıdan uzanan elin maşası olacak, bürokrasideki “örtülü yapılanma” ve dış desteği arkalarına alarak Türkiye’yi müdahaleye açık bir hale getirecekler.

Herşeyi hesap edenlerin, kim bilir belki de kişiler üzerinde yaptıkları detaylı araştırmaların, aşamadıkları yerde bazı “ilişki ağlarını” devreye sokarak mesafe alacaklarını düşünenlerin, akıllarının ermediği, ne olursa olsun aşamayacakları iki konu var.
Birisi gerçekten bu davaya ve değerlerine sıkı sıkıya bağlı olanlar, diğeri ise Allah’ın hükmüdür.
Ne demek istediğimizin açıkça görüleceği zaman dilimi içerisindeyiz.
İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER