Asikurtlar©

Amerikan İhaneti ve Rus Ruleti

Amerikan İhaneti ve Rus Ruleti
11 Ağustos 2016 - 19:54 'de eklendi ve 4626 kez görüntülendi.

 

 

“24 Kasım 1950 sabahı Çin sınırına doğru ilerleme emrini alan müttefik birlikleri, Kunuri’den hareket ederek Tokchon’a doğru yola çıkmışlardı ki; Çin Halk Gönüllü birlikleri, cephenin arkasına doğru sızmaya başladı.
Durumu fark eden Amerikan ve Güney Kore birlikleri geri çekilmeye başladılar. Ancak Türk tugayına ricat emri geç ulaştı. 1. Taburun etrafı kuşatıldı. Türkler, süngü savaşı yapmak zorunda kaldı.
Diğer bölüklerin ricat harekâtını sağlamak için sonuna kadar direnen 3. Tabur 9. Bölük tamamen imha edildi. Geri kalan Türk birlikleri ise Chongchon nehri boyunca geri çekildi.
Savaşta Türk Tugayı 741 şehit, 2.068 yaralı, 163 kayıp, 244 esir ve 298 diğer olmak üzere toplam 3.514 kayıp vermişti.”

Türk Amerikan ilişkilerinin stratejik ortaklığa dönüşmesinde Kore Savaşı’nın önemli bir yeri vardır.
Bu savaştan geriye kalan hatıralar, genellikle ne kadar iyi savaştığımız, Amerikalıları nasıl kurtardığımız ve Türk askerlik kültüründen en güzel örneklerini nasıl verdiğimizdir.

Hatta 22 Çin askeri tarafından kuşatılan Giresunlu Necdet Ayhan Çavuş’un manganın başındaki subayı ve 3 askeri öldürüp, geriye kalan 18 askeri de kovalaması, aradan 7 yıl geçtikten sonra Amerika’dan gelen bir üstün cesaret madalyasıyla ödüllendirilmiştir.

İşte bütün bu kahramanlıkların somut bir sonucu olarak Türkiye bu savaştan sonra 1952’de NATO’ya girmiştir. Girmiştir girmesine de bakın bakalım ilk krizde nasıl bir tepkiyle karşılaşmıştır:
“Kanlı Noel 1963 yılı sonlarında Kıbrıs Türklerine karşı başlatılan silahlı saldırılara verilen isimdir. 10 gün kadar süren olaylarda toplam 364 Türk hayatını kaybetmiştir.
Tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın 4 kişilik ailesinin saklandığı banyo küvetinde katledildiği ev bugün “Barbarlık Müzesi” olarak korunmaktadır.

Ada üzerinde uyarı uçuşu yapan uçağının isabet almasından sonra paraşütle atlayarak kurtulan Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel’in Rumlar tarafından işkenceyle şehit edilmesi de bu dönemin olaylarındandır.”
1821 Mora Katliamını hatırlatan bu vahşi barbarlık karşısında Kıbrıs’a çıkarma yapmaya hazırlanan Türkiye, 5 Haziran 1964’te ABD Başkanı Johnson’dan bir mektup alır.
Johnson, bir sömürge valisine hitap eder gibidir ve Türkiye’yi çeşitli risklerle tehdit ettikten sonra NATO ve

Amerikan silahları kullanamayacağımızı ihtar etmektedir.
Türkiye o günlerde Kıbrıs’a çıkarma yapamaz; çünkü elinde Amerikan malı olmayan bir çıkarma gemisi bile yoktur.
1980’lerin sonunda ABD ile SSCB veya NATO ile Varşova Paktı arasındaki “Soğuk Savaş” sona erdi.
ABD’nin kurmaya çalıştığı “tek kutuplu dünya” sürecinde Amerikalılar için Türkiye’nin artık eski Yugoslavya’dan, Irak’tan veya Mısır’dan bir farkı yoktu.

ABD, askeri kendisinden iyi savaşan, siyasetçisi kafa tutan, bürokratı milli siyaset geliştirebilen, halkı tarihten güç alan, aydını vizyon sahibi olan bir müttefik istemiyordu.
İşte bugün o Kore’deki veya Kıbrıs’taki orduya sahip değiliz. Varlığı, disiplini, kültürü ve kararlılığı bize güç veren 2225 yıllık Türk ordusunu ABD’nin Kıbrıs Barış Harekâtından sonra başlattığı kirli beşinci kol faaliyetine kurban vermiş bulunuyoruz.

ABD, aynen Irak ordusunda Saddam’ı tek kalemde satan “Kesnizani” tarikatı gibi Fethullah Gülen Cemaati’ni TSK’nın emir komuta zincirini bozmak ve binlerce yıllık sarsılmaz disiplinini kırmak için kullanmış bulunuyor. “15 Temmuz Darbe Girişimi”nin tarihi niteliği budur.
Bana göre bu olay bir darbe olarak düşünüldüğünde başarısızdır, ama bir ordu bozma operasyonu olarak görüldüğünde “başarılı”dır.

“Uluslararası İlişkilerde sürekli dostluklar veya sürekli düşmanlıklar yoktur. Menfaatlerin sürekliliği söz konusudur.”
Bu sözü uzun zamandır biliriz; ama nedense 1946’dan beri ABD dostluğunun neden kader gibi kabullenildiğini ve böylesine garip bir süreklilik arz ettiğini hiç sorgulamayız.
İşte bu tarihi arka plan ve bir düşünüşte aklımıza gelen şu Amerikan İhanetleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünkü Rusya ziyaretinin sebeplerini anlamamıza yardımcı olacaktır:
Johnson Mektubu, Barış Gönüllüleri, 74 Ambargosu, 12 Eylül askeri darbesi, Yeşil Kuşak Projesi, Muavenet’in vurulması, Çekiç Güç, Eşref Bitlis olayı, 4 Temmuz 2003 Süleymaniye Olayı, PKK’ya gizli destek, PYD’ye açık destek ve 15 Temmuz Operasyonu…

Bunca ihanete rağmen ABD ile müttefik olmayı, ancak ruhu satılmışlar ve aptallar kabul edebilirdi.
Keşke bunlar şahısların hayatı ve serveti değil de ordunun emir komuta disiplini ve ülkenin bütünlüğü tehlikedeyken düşünülebilseydi.

Amerikan ihanetinin bölünme aşamasına getirdiği Türkiye’nin Rusya’ya birden bire bu kadar yaklaşması sonu intihara varabilecek bir “Rus ruleti” olarak görülebilir.
Ancak, Tarihimizi “tek vatan, dek devlet, tek millet, tek bayrak” olarak yaşamaya devam etmek istiyorsak şu anda bu ölümü göze almamız gerekiyor!

Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER