SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

Miras

KÖŞE YAZILARI

Talihsiz Tarihsizlik

KÖŞE YAZILARI

Amerika Ve Batıya İsmet İnönü İle Bağlanmışız

Bu haber 02 Ekim 2018 - 10:51 'de eklendi ve 3.179 kez görüntülendi.

“Oysa hangi istiklal vardır ki yabancıların nasihatleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir…” (Atatürk, 6 Mart 1922)

Atatürk iktidar olduğu günden itibaren yabancı devletlerle sonra misli ile alınan anlaşmalara girmemişken yine İstiklal Savaşında yer alan İsmet İnönü Amerika ile ilk yapılan anlaşmaya imza atmıştır.

Türkiye, Atatürk’ten sonra yabancı bir devlete ekonomik imtiyaz tanıyan ilk ikili anlaşmayı 1 Nisan 1939’da Amerika ile yaptı. 5 Mayıs 1939’da yürürlüğe giren bu anlaşmaya göre, Türkiye Amerika’ya ”Gerek ithalat ve ihracatta gerekse diğer bütün konularda en ziyade müsaadeye mazhar millet statüsü” tanımıştı. Bununla birlikte Amerikan sanayi malları için yüzde 12 ile yüzde 88 arasında değişen oranlarda gümrük indirimleri sağlanıyordu.

Yine aynı yıl İngiltere’den 37 milyon sterlin, Fransa’dan 264 milyon frank, ayrıca 1942 yılında Almanya’dan 100 milyon mark borç para alınıyor, bu borçlarla T.C. Hazinesinin borç yükü yüzde 266 oranında arttırılıyordu. 1946 yılında Amerika’dan 10 milyon,1947’de IMF’den 5 milyon dolar borç alındı. (IMF üyeliğimiz 11 Kasım 1947tarihinde olmuştur.) Böylece şartlı borçlanma dönemi başlamış oldu.

1946 yılında Türk Lirası yüzde 119 oranında devalüe edildi. Böylece,1dolar 128 kuruştan 280 kuruşa çıkarıldı. 1950 yılına gelindiğinde Türkiye’nin dış borcu 775 milyon liraya yükselmiş, dış ticaret açıkları artıyordu. 1930-1938 arasındaki 8 yılda sürekli fazla verilirken birden dengeler değişiyor ve 1950’de dışsatım dışalımın yüzde 92,2’sini karşılıyordu.

Türkiye’nin Amerika başta olmak üzere 1945’den sonra Batı’ya yönelmesiyle ekonomik dengeler bozulmaya başlamıştı. Bazı alanda üretim yapmamız engelleniyordu. Sanayi, tarım ve madencilikte ulusal üretime yönelmeyi engelleyen politikalar uygulanmaya başlanmıştı. Batının etkisi bu yıllardan itibaren artmaya başladı.

Verilen raporların, “önerilen” programların ortak özelliği, sanayileşmenin önlenmesi ve kendi kaynaklarını değerlendirme olanaklarından yoksun bırakmaya yönelmiş olmasıydı.

Dorr Raporu, Thornburg Raporu, NATO politikaları ve IMF programlarının hepsi bu amaca dönüktü. Yani istenilen bu uygulamalara uyarak Türkiye’den istenen, devletçilik ilkesinden vazgeçmesi, ağır sanayi hamlelerine girmemesi, demiryolu taşımacılığından karayolu taşımacılığına geçilmesiydi. İstenenler daha başka maddelerle birlikte Türkiye’nin ekonomisine karışmak, bu yolla ekonomide Türkiye’yi dışa bağımlı hale getirmekti.

Atatürk zamanında 11 yılda 3028 kilometre yeni hat yapılarak Türkiye’deki demiryollarının uzunluğu toplamda 7100 kilometreye çıkarırken, 1935-1950 arasındaki 12 yılda 600 kilometre yeni hat yapılmıştı.

1938 sonrası dışa bağımlılık döneminin bir özelliği de, kredi ya da yardım anlaşmalarının şarta bağlanması ve bu şartın her zaman üretimden uzak durmayı içermesidir.

Batıya bağlanma politikaları Menderes döneminde değil, İnönü döneminde uygulanmıştır. Bu uygulanan politikalar sayesinde bunlar devlet politikası haline gelmiştir. İsmet İnönü bu gerçeği yıllar sonra açıkça dile getirmiş kamuoyuna açıklamıştır, “Dış siyaset için söyleyeceklerim çok basittir. Batı demokrasileri ile aynı cephede bulunuyoruz. Bu anlayış milletçe kabul edilmiştir. Ve hangi parti iktidara geçerse geçsin, bu devam edecektir.”

Bugünlere kadar yapılan anlaşmalar ortadayken göz kapatılıp, İnönü dönemi geçilirken, her ne hikmetse hep Menderes dönemi suçlanmıştır. Oysa Amerika ile ilk ilişkiye giren kişi İsmet İnönü’dür. Buna göre Türkiye’yi Amerika ve Batıya bağımlı hale getiren kişi Menderes değil İsmet İnönü’dür. Menderes iktidar geldiğinde bu ilişkileri sürdüren siyasi liderdir ancak bu ilişkileri başlatan kişi değildir.

Sağlıcakla kalın!

FİKRİ ATIBAZ

Fikri Atılbazfikriatilbaz@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.