SON DAKİKA

Geri dönüş yok

KÖŞE YAZILARI

Ülkücü Hiç Olamazlar!

Gündem Yazıları

Altay Turkleri

Bu haber 25 Kasım 2012 - 11:48 'de eklendi ve 54 kez görüntülendi.

Moğolistan’ın kuzey batısında, Çin’de ve Rusya’da Bugün Rusya Fedarasyonu topraklarında yaşayan Altay Türkleri, adlarını yaşadıkları bölgeden alır. Altay adı geniş anlamıyla Altay ve Alatag bölgesinde yaşayan bütün Türk boylarına verilen addır. Altay Türkleirne oryatlar da denir. TAltay Türkleri yaşadıkları bölge ve inanış biçimleriyle Türk kültürü içinde özel bir yere sahiptir. Bugün, Altay Türklerinde, Moğol ve Rus kültüründen, dininden, dilinden ve hayat tarzından izler görmek mümkündür.

Her ne kadar uzun yıllar boyunca Altay Türklerinin resmî dinleri Hıristiyanlık olarak görünse de inanç dünyalarında Şamanizm daha ağırlıklı bir yere sahiptir. Bu durum Altay Türkçesinin söz varlığında da kendini gösterir. Altay (Oryat) dili Kırgız Kıpçak grubunda yer alır. Bu dili konuşan 60 bin Altay Türkü Altay Özerk Cumhuriyeti’nde (Rusya Cumhuriyeti’nde Kemerowo’nın güneyinde, Moğolistan sınırında) yaşarken 70 bini ise diğer bölgelere yerleşmiştir. Tarihçiler, etnologlar, sanat ve kültür tarihçileri ile dil araştırmacılarının Türklerin anayurdu olarak kabul ettikleri Altay bölgesinde yapılan arkeolojik araştırmalar, Afanasyevo (M.Ö. 2700-1700) ve Andronovo (M.Ö. 1700-1200) kültürlerinin bilhassa ikincisinin temsilcisi olan ırk brakisefal savaşçı Türk ırkının prototipi olduğunu göstermiştir.
Kahramanlık hikayeleri ve şarkıları Altay folklorunun en önemli unsurudur. Bu epik hikayeler ne kadar zengin olursa olsun, Altay Türkünün daha önceki hayatıyla ilgili özellikler taşır. Şiirlerini ve hikayelerini normal veya ağız komusuyla okurlar Ağız komusu günümüzde de oldukça yaygındır ve hemen hemen herkes bu aleti çalmasını bilmektedir.Altay Büçay, Alıp Manas” gibi destanları vardır. 1922-1947 yılları arasında Oryat dili diye isimlendirilen Altay Türkçesi bugünkü konuşulan dildir. Türkiye de kullanılan Türkçeyle oldukça fazla benzer yönleri var.Geçmişte Altay dilini bilmeyen çocuklar için zorunlu eğitim dili Altay Türkçesi olmuş, ancak, daha sonra 1970 yılında okul eğitiminin Rusça yapılması kararı alınmıştır.Altay ülkesinde eğitim dilinin Altay Türkçesiyle olmaması bir dilin unutululup kaybolması için yeterli bir sebeptir. Böylelikle, maalesef, ana dillerinin ölüm sürecini hızlandırmışlardır. Unesco’nun “Kırmızı Kitabı”nda (Unesco Red Book on Endangered Languages) “Tehlikedeki Diller” listesinde Altay ağızlarının tamamı yer almaktadır. Adı geçen listede bu ağızların durumu “hemen hemen yok olmak üzere” şeklinde belirtilmiştir. Yoğun olarak Kemerova oblastında yaşayan Teleütlerin ağzı için ise kaybolmuş olabilir açıklaması yapılmıştır. [/dcs_p]

Altaylıların akcarıktaki yani “bu dünya”daki hayatı algılayışları, yaşayış biçimleri ve günlük hayatları sıkı bir şekilde biraz Lamaizmden de izler taşıyan Şamanizmle yani onların adlandırmasıyla Altay Can “Altay dini” ile örülmüştür. Bu sebeple de, Altaylıların örflerinde, âdetlerinde, çocuk yetiştirmelerinde, evlenmelerinde, ölüm ve kutlama törenlerinde Altay Can; rol dağıtıcı, usul öğretici ve hayatı yönlendirici bir güç olarak karşımıza çıkar.

Tarih boyunca At Türklerin kanadı olmuştur. Sadece Türklerin değil tüm bozkır kavimlerinin ordularını rakipsiz kılan bir savaş aracı olmuştur.Yılkı denilen at sürüleri uzayıp giden bozkırın en çarpıcı rengi olarak göze batmaktadır. Altaylarda eskisi kadar olmasa da at sürüleri hala önemini korumaktadır, ama daha çok eti ve sütü için .

Altay bölgesindeki, tarihi eserler ve Altay halkının gelenek ve göreneklerinin incelenmesi bizim eski Türk inançları ve Türk kültür tarihinde henüz açıklanmamış birçok kavramı anlamamızı sağlayacaktır. Bu yüzden, resmi makamlarca kasıtlı bir şekilde yıpranmasına ve yok olmasına göz yumulan kültür değerler bir an önce korunmaya alınması gerekmektedir.

GELENEKLER
Altaylarda mavi, sarı renklerden60 cmuzunluğu ve2 cmgenişliğinde adak bezleri asılır.Ağaca adak bezi saçı yapmak, Anadolu’da da vardır. Türbelerde de yapılır. Belirli sulara para türünden saçı yapılır. Altay kişi de kişi ölümünden sonra 3 gün evinde tutulur 3. gün toprağa verilir.Altaylarda Kımız yapımına çok önem verilmektedir. “ Kımız yapımı sırasında en güç iş, sütun sağılması. Bu işlem için atın arka ayağı bir kement ile yerden kesilmekte, bu sayede çiftelemesi engellenen at, iki kişi tarafından yumuşakça mırıldanılan bir şarkı eşliğinde sağılmaktadır. Sütünü vermek istemeyen at, yavrusu kısa bir süre için emzirtilerek kandırılmakta. Kımızın mayalanmasında kullanılan fıçı da özel bir işlemden geçirilmektedir. Fıçı ters çevrilerek ocağın üstüne yerleştirilerek ve işlenerek mikroplardan arındırılmaktadır.

ALTAYLARDA DÜĞÜN
Düğünlerde gösterilerden sonra tüm “ köy halkının katıldığı ziyafet ve toy yapılmaktadır.” Damat evinin bir odası özel olarak gelin için hazırlanmaktadır. Gelin ipekli kumaşlar ve tüllerle bezeli odaya getirildikten sonra Görümcüler tarafından yatağının önünde saçı örülür. Boncuklarla süslenen saç, iki taraftan at kuyruğu yapılan ve “Saçtın çıkın açtı” denilen bu töre, gelinin o günden sonra iki kişi olarak yaşamına devam edeceğine simgeleniyor.” Gelinin saçları görümceleri tarafından örüldükten sonra, damat tarafının kadınlarının ikram ettiği yiyeceklerden tatmaktadır. Şaman ayinlerinde ruhlara ve Tanrı’ya en fazla sunulan ayran, et ve süt bu tören sırasında geline sunulmaktadır.Böylece bu törenin ruhlar katında da görüleceğine inanılmaktadır. Düğünün en önemli anı Gelinin, ateşe “saçı” sunmasıdır. Şölen başlamadan önce gelinin şölen ateşi ile buluşmasını sağlayan bu törende, ateşin ve ocağın sarı yağ (tereyağı) ve üç ayağı için kullanıyor. Bu tören, evlilikle kurulan yeni ailenin bereket ve bolluk içinde yaşaması için ruhlara bir yakarış aslında. Aynı zamanda ateşin ruhu, eve bir gelinin geldiğinden haberdar etmekte.”

Düğün sırasında pek çok oyun sergilenmekte. Bunlardan biri de kız tarafının son anda vazgeçmesi gelini kaçırmaya kalkması. Bu oyunda damada düşen rol ise onları engellemek. Amaç aslında damadın gücünü ve geline bağlılığını sınamak.” Düğünlerde geleneksel sporların da yeri var. “Taş Koydurgeni” denilen ağırlık veya taş“kaldırmanın yanında, en çok ilgiyi güreş çekmektedir.. Kazananın ortada kaldığı oyunlarda, yeni yarışmacıya önce hangi soydan geldiği sorulmaktadır.. Güreşe soylarına göre tutuşan sporculara, seyirci de soylara göre tezahürat yapar. Altaylılarda diğer Sibirya Türkleri gibi ağacı kutsal saymaktadırlar. Düğün evinin önündeki bir kayın ağacının etrafında dönerek yapılan törende, ağaçtaki ruhlara süt ve araka saçıldıktan sonra, bu içecekler törene katılan aile fertleri arasında paylaşılıyor. Damat evinin bahçesinde kurulu uzun masalarda tüm köy halkının katıldığı ziyafetle sürüyor düğün. Belki de bu ziyafet yüzünden Altaylılar düğüne “toy” diyor. Toy, bugün Anadolu’da olduğu gibi eski Türklerde de ziyafetler için kullanılan bir sözcük.

Altaylılar Geline (Kelin) demekteler. Damada ise (Kyubala), düğünlerde gelin ve damadın gözleri bağlıyken birbirlerine bir portakalın iki yarısının yedirilmektedir.Bu gelenek evlilikleri boyunca hayatı paylaşıp birleşeceklerinin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir.

Tarihin en eski çağlarından beri Altaylar, Orta Asya halkların beşiği, istilâların odağı, ama aynı zamanda ırkların potasıdır.

ALTAY MUTFAGI

Rusya içinde Altay bölgesinde yaşayan Türk soylu halklardan Altaylar hayvan yetiştirmekle uğraşıyorlardı. Bunun için yerel mutfağın ana ürünleri et ve süt. Sütten çorbalardan başlayarak sütlü rakıya (araki) kadar çok farklı yemekler pişirilir. Sütten çıkarılan ana ürün – yağdır. Onun üretilmesinden sonra kalanlar çegen için yapılan mayaya koyulur. Çegen sıradan bir kesilmiş sütten farklı olarak çiğ sütten değil kaynamış sütte yapılır. Çegen tüm süt ürünlerinin temelinde bulunur. Arasında yumuşak ve sert peynir türleri olan bıştak, edigey, arçi, kurut, kaymak, kogo (arpa veya inci arpa sut lapası). Altay mutfağında et yemeklerinin sayısı çok büyük. Onlardan en tanınmış ve sevilen – kandan yapılan sosis. Pişirilmesi çok kolay: dikkatli önişlemlerden sonra yağın içinde kalması için koyun bağırsaklarının içini dışına getiriyorlar. Süte koyun kanını, soğan, sarımsak, iç koyun yağını ve tada göre tuz koyuyorlar. Bütün bunları yiyice karıştırıp bağırsağın içine döküyor, her iki ucunu düğümliyor, suda 40 dakika haşlıyorlar. Onun hazır olup olmadığını yoklamak için sosisi iğneyle deliyorlar. Eğer delikte sıvı görülüyorsa sosis hazırdır. Sofraya sıcak sıcak koyulur. Altaylılar unlu yemekleri de severler. En tanınmış olan – tereyağıda kızartılmış hamur topları (borsook) ve börekler (teertnek). Misafirlere geleneksel tatlılar ikram edilir. Mesela çamfıstıklarından yapılan tok-çok. Onu pişirmek için kavrulmuş fındıkları arpayla karıştırıyorlar, sonra kırıp hamur haline getiriyorlar. Ona bal ekledikten sonra ondan farklı hayvanlar şeklindeki börekler yapıyorlar. Çayın Altay’da özel yeri var. O çok doyurucu. Farklı yöntemlerle pişirilir. En basit yöntem şudur: 150 ml kaynar su, 3-5 gm kuru çay, 30-50 ml krema, tuz. Sofraya ya tuz ve krema ayrı tabaklarda koyulur ve herkes kendi fincana tadına göre koyuyor, ya da bütün bunları hep beraber çaydanlığa koyuyorlar demlendikten sonra içiyorlar

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.